Doç. Dr. Buğra Gökce, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında yayımladığı kapsamlı değerlendirmede, 53 binden fazla insanın ölümüne yol açan yıkımın bir doğa olayı değil; imar affı, rant odaklı kentleşme ve kamusal ihmaller zincirinin sonucu olduğunu belirterek, Türkiye’nin hâlâ deprem güvenliği açısından kritik bir eşikte durduğunu vurguladı.
Ağır Bilanço: Can Kaybı, Yıkım Ve Göç
Gökce’nin paylaştığı verilere göre, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde 53 binden fazla kişi yaşamını yitirdi, 300 binden fazla bina yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Depremler 11 ilde yaklaşık 9,1 milyon kişiyi etkilerken, 3,6 milyondan fazla yurttaş güvenli konutlarını kaybetti; yaklaşık 2 milyon kişi zorunlu göçe maruz kaldı. Ekonomik maliyetin ise 103 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.
Bu tablo, depremin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir yıkıma dönüştüğünü ortaya koyuyor.
İmar Affı Ve Afet Direncinin Çöküşü
Gökce, felaketin temel nedenlerinden biri olarak imar barışını işaret etti. Depremden etkilenen illerde toplam 3,4 milyon bina bulunduğunu belirten Gökce, 301 bin 800 yapıya imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi verildiğini hatırlattı. Bu uygulamanın, bilimsel ve teknik denetimlerin by-pass edilmesine yol açarak yıkımın boyutunu büyüttüğünü ifade etti.
Rant odaklı ve sorumsuzca çıkarılan imar aflarının, kentlerin deprem karşısındaki direncini sistematik biçimde zayıflattığına dikkat çekildi.
Kamu Yönetiminde Zincirleme İhmaller
Gökce’nin değerlendirmesinde, merkezi yönetimin yanlış kararları da yıkımın şiddetini artıran unsurlar arasında sıralandı. Bilimsel uyarıların dikkate alınmaması, AFAD’ın böylesi büyük bir depreme hazırlıksız yakalanması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahaya geç çıkması ve kriz anında sosyal medyanın kısıtlanması, müdahale kapasitesini düşüren kritik faktörler olarak öne çıktı.
Bu tercihler, arama-kurtarma faaliyetlerinin gecikmesine ve can kayıplarının artmasına neden oldu.
İstanbul Gerçeği: Yaygın Korku, Sınırlı Çıkış
İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) araştırmasına atıf yapan Gökce, depremin yalnızca geçmişte kalmış bir risk olmadığını vurguladı. Araştırmaya göre İstanbulluların yüzde 94,1’i depremden endişe duyuyor; yüzde 18’i yaşadığı binanın yıkılabileceğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 32’si ise binasına çürük raporu verilmesi halinde taşınacak ekonomik güce sahip olmadığını ifade ediyor.
Gökce, bu tabloyu “İstanbul’da yaşayan yaklaşık her beş kişiden biri fiilen tabutunda yaşıyor” sözleriyle özetledi.
Kullanılmayan Kaynaklar, Kaçırılan Fırsatlar
Gökce’ye göre, yaşanan yıkım kaçınılmaz değildi. 1999 depremi sonrası yürürlüğe giren özel iletişim vergisiyle 2002–2025 döneminde yaklaşık 41 milyar dolar kaynak toplandığını hatırlatan Gökce, bu kaynağın deprem güvenliği için kullanılması halinde 2 milyonun üzerinde konut üretilebileceğini ve 6,3 milyon kişinin riskli yapılardan kurtarılabileceğini belirtti.
Benzer şekilde, imar affından elde edilen 5,2 milyar doların kanunda öngörüldüğü şekilde risk azaltımına ayrılması durumunda 260 bin konut üretilebileceği ve 806 bin kişinin güvenli konutlara erişebileceği ifade edildi.
Çözüm İçin Yol Haritası
Gökce, kentlerin deprem direncini artırmak için kapsamlı ve kamucu bir seferberlik çağrısı yaptı. Buna göre; mevzuat değişiklikleri hayata geçirilmeli, yerinde dönüşüm modeliyle hak sahipleri korunarak yapı stoğu yenilenmeli, hızlı bina tarama yöntemleri ülke geneline yayılmalı. Sosyal konut üretimi artırılmalı, yüksek riskli kentler için ciddi afet eylem planları hazırlanmalı ve altyapı sistemleri güçlendirilmelidir.
Ayrıca AFAD başta olmak üzere ilgili kurumların, 6 Şubat deneyimi ışığında yeniden yapılandırılması gerektiği vurgulandı.
“Kaynak Var, Sorun Tercihlerde”
Açıklamasının sonunda Gökce, Türkiye’nin deprem riskini azaltacak mali ve kurumsal kapasiteye sahip olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının siyasi operasyonlara değil, toplumun gerçek ihtiyaçlarına yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kaynaklar:
– Doç. Dr. Buğra Gökce’nin X (eski adıyla Twitter) paylaşımı
– İstanbul Planlama Ajansı (İPA) araştırmaları
– Resmi deprem hasar ve ekonomik maliyet raporları









