Osmanlı’da Kölelik: Sosyal Hareketlilik Maskesi Altında Süren Sistematik Bir Tahakküm

Osmanlı İmparatorluğu’nda kölelik, kimi zaman “ırksal olmayan” ve “yükselmeye açık” bir yapı olarak sunulsa da, zorla alıkoyma, şiddet ve cinsel sömürüye dayalı niteliğiyle imparatorluğun sonuna dek süren kurumsal bir insan hakları ihlali olarak varlığını korudu.

İslam Hukuku, Fetih Ve Kurumsallaşma

Osmanlı İmparatorluğu köleliği icat etmedi; ancak 14’üncü yüzyıldan itibaren İslam hukukuna dayalı kölelik pratiklerini genişleyerek kurumsallaştırdı. Balkanlar’dan getirilen savaş esirleri, Kafkasya’dan Gürcü ve Çerkesler, Afrika’dan Sudan ve Etiyopya kökenli insanlar imparatorluğun temel köle kaynaklarını oluşturdu. Fetih ekonomisinin ayrılmaz bir parçası haline gelen kölelik, askeri, idari ve gündelik yaşamın merkezine yerleşti.

Devşirme Sistemi: Yükselme İmkanı Mı, Zorla El Koyma Mı?

Osmanlı köleliğinin en ayırt edici unsuru olan devşirme sistemi, Balkanlar’daki Hristiyan ailelerden zorla alınan erkek çocukların İslam’a geçirilerek devlet hizmetine sokulmasına dayanıyordu. Bu çocukların bir bölümü Yeniçeri Ocağı’na katılarak imparatorluğun erken dönem askeri gücünü oluşturdu; bir kısmı ise vezirlik ve eyalet yöneticiliğine kadar yükseldi. Ancak bu “sosyal hareketlilik”, özünde zorla alıkoyma ve köleleştirme gerçeğini ortadan kaldırmadı.

Harem, Ev İçi Emek Ve Cinsel Sömürü

Devşirme dışında kalan kölelerin büyük bölümü kentlerde ve hanelerde çalıştırıldı. Erkek köleler idari ve ağır işlerde, kadınlar ise ev içi hizmetlerde ve çocuk bakımında kullanıldı. İslam hukukunun izin verdiği cariyelik uygulaması, özellikle Kafkasya ve Balkanlar’dan getirilen kadınların harem sistemine dahil edilmesiyle yaygınlaştı. Görece serbestiyet ve azat edilme ihtimali bulunsa da, cinsel istismar ve şiddet sistematik biçimde varlığını sürdürdü. Erkek kölelerin hadım edilmesi gibi uygulamalar ise çoğu zaman ölümle sonuçlandı.

Gerileme, Reformlar Ve Bitmeyen Bir Kurum

18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda kölelik Osmanlı’da işlevini yitirmeye başladı. Yeniçeri Ocağı’nın 1826’daki “Vaka-i Hayriye” ile tasfiyesi, devşirme sisteminin fiilen sonu oldu. Tanzimat reformları, hukuki eşitlik iddiasıyla köleliği görünürde sorunlu hale getirdi; Avrupa devletlerinin baskısıyla 19’uncu yüzyıl ortasından itibaren köle ticaretine yönelik yasaklar getirildi. Ancak kölelik hiçbir zaman açık biçimde kaldırılmadı ve imparatorluğun sonuna dek sürdü. Türkiye Cumhuriyeti, köleliği ancak 1923’te resmen yasakladı.

Osmanlı’yı Anlamanın Anahtarlarından Biri

Kölelik, Osmanlı’nın askeri gücünden saray yaşamına, gündelik emekten yönetsel kadrolara kadar imparatorluğun temel yapı taşlarından biri oldu. “Irksal olmayan” ya da “yükselmeye açık” olduğu iddiaları, bu sistemin zor, şiddet ve tahakküm temelli karakterini değiştirmedi. Osmanlı tarihini anlamak, bu karanlık ve uzun süreli kurumsal pratiği görmezden gelmeden mümkün.


Kaynaklar:
İstanbul Arkeoloji Müzesi koleksiyonları; Osmanlı hukuku ve kölelik üzerine akademik çalışmalar; Tanzimat dönemi reform belgeleri; Avrupa İnsan Hakları ve Osmanlı tarihine ilişkin karşılaştırmalı tarih literatürü.