“Kuyu Tipi” Cezaevlerinde Devam Eden Süresiz Açlık Grevleri

Türkiye’nin hapishaneler tarihi aynı zamanda siyasi tutsakların direniş tarihini de  içerir. Hapishaneler’de uygulanan hak ihlalleri, işkenceler, tecrit ve tüm baskı politikalarına  karşı siyasi tutsaklar kimi zamanlarda bedenlerini ortaya koyarak direnmişlerdir. F Tiplerine  geçiş sürecinde onlarca tutuklu ve hükümlünün hayatını kaybettiği operasyona “Hayata  Dönüş Operasyonu” adı verilmişti. 2000 yılının Aralık ayı, Türkiye siyasetinin hafızalardan  silinmeyecek, kanlı ve trajik tarihidir.  

O günlerden bugünlere yapılan nice demokrasi açılımlarında ne baskılar bitti ne de  baskı politikalarının temel aracı haline gelen hapishaneler. Öyle ki, yeni cezaevleri inşa  edilirken yeni izolasyon biçimleri de üretildi. İşte adına “Kuyu Tipi” Hapishaneler denilen S tipi  ve Y tipi ve yüksek güvenlikli hapishaneler bu zihniyetin sonucu inşa edildi. 

İstanbul Barosu’nun Eylül 2025 tarihinde yayınladığı rapora göre, “kuyu tipi” hapishanelerde mahpuslar ağır tecrit altında; havalandırmasız hücreler, kapalı pencereler ve  engellenen haklar insan onurunu ihlal ediyor. 

Bu raporda, hücrelerde havalandırma alanı olmaması, pencerelerin metal levhalarla  kapatılması, üç kişilik hücrelerin kamerayla izlenmesi, kapıların elektronik sistemle açılıp  kapanması, sohbet ve sağlık hakkının uygulanmaması, mahpusların kendini geliştirme ve  bilgiye erişim imkanlarının engellenmesi başlıca ihlaller olarak sıralandı. Bu durumun “ağır  tecrit” anlamına geldiği ve insan onuruyla bağdaşmadığı ifade edildi. 

Hücrelerde havalandırma alanı yok 

Rapora göre mahpuslar günün 22,5 ila 23 saatini tek veya iç kişilik hücrelerde geçiriyor, sadece 1-1,5 saatliğine farklı bir bölümdeki beton alanlara çıkarılıyor. Yazın  havalandırmaların aşırı sıcak olduğu belirtiliyor. Tuvalet ya da ihtiyaç nedeniyle hücreye  dönenler yeniden havalandırmaya çıkarılmıyor. 

Türkiye çapında 7 tane S tipi, 13 tane Y tipi, 23 tane de yüksek güvenlikli cezaevi  olduğu belirtiliyor.  

İstanbul Barosu aynı zamanda hükümete çağrıda bulundu : “Kuyu tipi  hapishanelerden sevk talebiyle açlık grevini sürdüren mahpusların talepleri karşılanmalı  havalandırma alanına sahip olmayan hücrelerden oluşan, kapatma ve hücre cezası olarak  çifte cezalandırma amacı ile ceza hukukunun temel ilkelerine, hukuka ve var olan kanunlara  aykırı bir şekilde inşa edilen kuyu tipi hapishaneler kapatılmalıdır. Bu hapishanelerin  yapımına son verilmelidir.” 

İstanbul Barosu ve Demokratik Kitle Örgütleri’nin çağrılarına rağmen, ne Adalet  Bakanlığı’ ndan ne de Hükümet yetkililerinden herhangi bir açıklama yapıldı. Oysa siyasi  tutsakların sevk talebiyle başladıkları süresiz açlık grevi bugünlerde ölüm sınırına dayanmış  durumda. Serkan Onur Yılmaz, 342 gündür açlık grevinde. Fikret Akar, 203 gündür açlık  grevinde ve ailesi ile yaptığı haftalık telefon görüşmesinde, vücudun artık şekeri kabul  etmediğini, ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirtiyor. Ayberk Demirdöven ise 220’nci 

gününde açlığının. Kuyu tipi cezaevlerine götürülen 20 mahpusun daha süresiz açlık grevine  başladığı belirtiliyor.  

Kuyu tipi hapishanelerinde süresiz açlık grevi ve ölüm orucu yapan mahpusların talebi  net: Kuyu tipi olmayan başka bir hapishaneye sevk edilmek. Mahpuslar şöyle dile getiriyor: 

“Talebimiz, bu insanlık dışı kuyu tipi hapishaneden arkadaşlarımızın olduğu, ailelerimize  yakın bir hapishaneye sevk olmak.” 

Mahpusların aileleri bu süreci endişe içinde takip ederken, Adalet Bakanlığı ve  Hükümet yetkililerinden bir açıklama bekliyorlar, bu sorunun can kaybı yaşanmadan  çözülmesini talep ediyorlar.