Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında Temmuz 2025’te tutuklanan şehir plancısı Evren Buçan, yaklaşık 15 ay sonra ilk kez yargılamayı yapacak mahkemenin karşısına çıkıyor. Belediyede yalnızca üç ay görev yapan, ailesinin açıklamalarına göre ihale komisyonunda bulunmayan ve imza yetkisi olmayan Buçan, 13 ay boyunca iddianame bekledi. 19 Ekim Pazartesi günü başlayacak 53 sanıklı dava, yalnızca belediyedeki yolsuzluk iddialarının değil, uzun tutukluluk sürelerinin, savunma hakkının ve ceza yargılamasının insan yaşamında yarattığı sonuçların da tartışılacağı bir süreç olacak.
Şile Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında ilk duruşma 19 Ekim Pazartesi günü İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayacak. Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 53 sanıklı davada rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü oluşturma iddiaları yargılamaya konu olacak. Ancak dosyanın hukuki boyutu kadar, sanıkların mahkeme önüne çıkarılmadan önce cezaevinde geçirdikleri süre de önemli bir tartışma konusu.
Bu isimlerden biri, 21 yıllık meslek deneyimine sahip şehir plancısı Evren Buçan. Daha önce Beyoğlu ve Silivri belediyelerinde görev yapan Buçan, Şile Belediyesi’nde Yapı Ruhsat Şefi olarak çalışmaya başladıktan yalnızca üç ay sonra, 10 Temmuz 2025’te düzenlenen operasyonla gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Yaklaşık 13 ay boyunca hakkında iddianame hazırlanmadı. Ağustos 2026’da iddianamenin kabul edilmesiyle yargılama aşamasına geçildi, ancak ilk duruşma için ekim ayı beklendi.
Buçan’ın ailesi, tutukluluğun başlangıcından itibaren suçlamaların büyük ölçüde tanık anlatımlarına dayandığını, kendisinin ihale komisyonlarında görev almadığını ve imza yetkisinin bulunmadığını savundu. Evren Buçan da cezaevinden yaptığı açıklamalarda, imar alanındaki usulsüzlüklere karşı çıktığı için hedef alındığını ileri sürdü. Bu iddiaların doğruluğu ve savcılığın delillerinin niteliği mahkeme tarafından değerlendirilecek. Ancak Buçan’ın suçlu olup olmadığına ilişkin hüküm verilmeden önce yaklaşık 15 ay özgürlüğünden yoksun bırakılmış olması, tutuklama tedbirinin ölçülülüğü konusunda başlı başına bir hukuki sorun oluşturuyor.
İddianameyi Beklerken Geçen Bir Yıl
Şile soruşturmasında iddianamenin hazırlanması yaklaşık 13 ay sürdü. Bu süre boyunca tutuklu bulunan kişiler, haklarındaki suçlamalara mahkeme önünde ayrıntılı biçimde yanıt verme olanağından yoksun kaldı. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama, belirli koşullarda başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiri. Suç şüphesinin somut delillerle desteklenmesi, tutuklama nedeninin bulunması ve daha hafif tedbirlerin neden yeterli olmayacağının gerekçelendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle soruşturmanın kapsamlı olması, tutukluluğun kendiliğinden haklı olduğu anlamına gelmiyor. Delillerin toplanması için zamana ihtiyaç duyulması ile bir insanın aylar boyunca cezaevinde tutulması aynı hukuki mesele değil. Yargılama sonunda beraat kararı verilmesi halinde geçen sürenin geri getirilemeyecek olması da tutuklama kararlarının neden titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Şile dosyasında iddianamenin kabul edilmiş olması, uzun bekleyişin yarattığı sorunları ortadan kaldırmıyor. Mahkemenin bundan sonraki aşamada yalnızca suçlamaları değil, tutukluluğun devamı için somut ve güncel nedenlerin bulunup bulunmadığını da değerlendirmesi gerekiyor.
Cezaevindeki Koşullar ve Geride Kalan Aile
Evren Buçan’ın eşi Esma Buçan, aylardır yaptığı açıklamalarla tutukluluğun aile yaşamında yarattığı sonuçları kamuoyuna taşıyor. İki çocuk annesi Buçan, eşinin daha önce geçirdiği bel ve boyun ameliyatlarına rağmen ağır cezaevi koşullarında tutulduğunu, 24 kişilik koğuşta 60’tan fazla kişinin kaldığını ve eşinin bir dönem yerde yatmak zorunda bırakıldığını anlattı. Sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşandığını da belirtti.
Esma Buçan’ın açıklamaları, tutukluluğun yalnızca cezaevindeki kişiyi etkilemediğini ortaya koyuyor. Çocukların babalarından ayrı geçirdikleri aylar, ailenin yaşadığı ekonomik ve psikolojik güçlükler, yargılamanın henüz sonuçlanmadığı bir dönemde ağır sonuçlar doğuruyor. Temmuz ayında yaptığı açıklamada, iki kızıyla birlikte her sabah iddianamenin hazırlanmış olabileceği umuduyla uyandıklarını söyleyen Buçan, “Adalet istemek dilenmek olmamalı” sözleriyle yaşadıkları belirsizliğe tepki göstermişti.
Ailenin anlattığı cezaevi koşulları ayrıca bağımsız incelemeyi gerektiren iddialar. İnsan onuruna uygun tutulma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim, kişinin hangi suçla itham edildiğinden bağımsız olarak korunması gereken haklar arasında bulunuyor. Uzun tutukluluğun ağır fiziksel koşullarla birleşmesi, kötü muamele yasağı bakımından da ciddi sorular doğuruyor. Bununla birlikte belirli bir uygulamanın hukuken işkence veya insanlık dışı muamele oluşturup oluşturmadığı, olayın koşulları ve delilleri incelenerek belirlenebilir.
Tutuklama Cezaya Dönüşmemeli
Şile davası, son yıllarda belediyelere yönelik soruşturmalarda öne çıkan daha geniş bir tartışmanın parçası. Soruşturma aşamasında tutuklanan kişilerin aylar boyunca iddianame beklemesi, tutuklamanın yargılamayı güvence altına alan geçici bir tedbir olmaktan çıkarak fiilen cezalandırıcı sonuçlar doğurabileceği kaygısını güçlendiriyor.
Oysa masumiyet karinesi, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan herkes için geçerli. Bu ilke, yolsuzluk iddialarının araştırılmasına veya kamu görevlilerinin yargılanmasına engel değil. Tersine, ciddi suçlamaların somut delillerle ortaya konulması, sanıkların savunmalarının dinlenmesi ve kararların makul sürede verilmesi, hem kamu yararının hem de adaletin gereği.
19 Ekim’de başlayacak duruşmalarda mahkeme, savcılığın ileri sürdüğü suçlamalarla sanıkların savunmalarını karşılaştıracak. İlk oturumların 19–21 Ekim, 26–28 Ekim ve 2–4 Kasım tarihlerinde yapılması planlanıyor. Evren Buçan ve diğer sanıkların tutukluluk durumlarına ilişkin değerlendirmeler de yargılamanın önemli başlıklarından biri olacak.
Şile Belediyesi dosyasında kamu kaynaklarının kötüye kullanılıp kullanılmadığının araştırılması ne kadar gerekliyse, bu iddialarla suçlanan kişilerin temel haklarının korunması da aynı ölçüde gerekli. Çünkü adalet, yalnızca suç işlendiğinde ceza verilmesiyle değil, suçlamanın araştırıldığı süreçte insanın haklarının korunmasıyla da ölçülür.
Üç ay çalıştığı bir kurum nedeniyle tutuklanan ve yaklaşık 15 ay sonra ilk kez yargılamayı yapacak mahkemenin karşısına çıkabilen bir insanın kaybettiği zaman nasıl telafi edilecek; daha önemlisi, yargılama henüz başlamadan özgürlüğü böylesine uzun süre sınırlayan uygulamaların istisna olarak kalması nasıl sağlanacak?
- NHA / Deutsche Welle Türkçe, Evrensel, Cumhuriyet, bianet, Sözcü, Halk TV, Gelecek Celse, Esma Buçan’ın açıklamaları.













