4–11 Ekim 2026 haftasında Türkiye’nin farklı kentlerinde işçiler çatıdan ve iskeleden düşerek, elektrik akımına kapılarak, tersanede açık bırakılan bir tanka düşerek ve işçi servislerinin karıştığı trafik kazalarında yaşamlarını yitirdi. Antalya’da 15 yaşındaki Kadir Sevilgen, çalışırken iş makinesine sıkışması sonucu ağır yaralandı ve üç gün sonra öldü. Diyarbakır’da iki çırak ağır yaralanırken Tokat’ta şeker fabrikasından sızan gaz onlarca işçiyi hastanelik etti. Aynı hafta açıklanan rapora göre Türkiye’de yılın ilk dokuz ayında en az 1.736 işçi, aralarında 66 çocuğun da bulunduğu iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Türkiye’de iş cinayetleri artık yalnızca maden ocaklarından, büyük fabrika patlamalarından ya da toplu ölümlerden ibaret değil. Bir fabrikanın çatısında elektrik arızasını gidermeye çalışan işçi, bir inşaatın iskelesinde ekmeğini kazanmaya uğraşan göçmen kardeşler, tersanede çalışmaya yeni başlamış genç bir emekçi ve henüz çocukluğunu tamamlamadan ağır iş makinelerinin arasında çalıştırılan 15 yaşındaki bir çocuk, aynı haftanın haberlerinde buluştu. Kentler, işler ve yaşam öyküleri farklıydı; ortak noktaları ise çalışırken ölüm ya da ağır yaralanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmalarıydı.
4–11 Ekim haftasında yerel ve ulusal basına yansıyan olaylar, iş güvenliği sorununun tek bir sektörle sınırlandırılamayacağını gösterdi. İnşaatlardan tersanelere, metal işlerinden şeker üretimine ve işçi taşımacılığına kadar uzanan olaylarda, güvenli çalışma koşullarının sağlanıp sağlanmadığı sorusu bir kez daha gündeme geldi. Her olayın teknik ve hukuki sorumluluğu ayrı soruşturmalarla belirlenecek olsa da ortaya çıkan tablo, işçi sağlığının üretim süreçlerinde ne ölçüde korunduğunun sorgulanmasını gerektiriyor.
Bir Haftada Yaşamını Yitiren İşçiler
Diyarbakır – Mustafa Aktaş (45): 4 Ekim’de Bismil ilçesinin Tepe Mahallesi’nde kaynak ustası Mustafa Aktaş, fırtınada zarar gören sacı onarmaya çalışırken sacın yüksek gerilim hattına temas etmesi sonucu elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Yanında çalışan iki çırak ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Olay, yüksek gerilim hatlarının yakınında yapılan çalışmalarda alınması gereken güvenlik önlemlerini gündeme getirdi.
Bursa – Yıldıray Denizci (28): Orhangazi ilçesindeki bir fabrikanın elektrik bakım bölümünde çalışan Yıldıray Denizci, 4 Ekim’de arızayı gidermek için çıktığı çatıdan düşerek ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Denizci, 5 Ekim’de yaşamını yitirdi. Genç işçinin ölümü, yüksekte çalışmalarda düşmeye karşı koruyucu sistemlerin önemini bir kez daha gösterdi.
Mersin – Serdar Hamad (38): Tarsus ilçesinde inşaatta çalışan Suriyeli işçiler Serdar Hamad ile ağabeyi Delil Hamad, 5 Ekim’de iskeleden düştü. Serdar Hamad hastanede yaşamını kaybederken, 40 yaşındaki Delil Hamad ağır yaralandı. İskele halatının koptuğuna ilişkin bilgiler basına yansıdı; düşmenin kesin nedeni soruşturmayla belirlenecek. Olay, göçmen işçilerin çalışma koşulları ve inşaatlarda yüksekte çalışma güvenliği açısından da önem taşıyor.
Yalova – Yılmaz Çelikbilek (20): Altınova ilçesindeki bir tersanede çalışan Yılmaz Çelikbilek, 5 Ekim’de gemi güvertesinde çalışırken boş bir tanka düştü. Olayın 6 Ekim’de basına yansıyan ayrıntılarına göre tankın giriş açıklığının üzeri naylonla kapatılmıştı. Çelikbilek’in çalışmak için yaklaşık on gün önce Şanlıurfa’dan Yalova’ya geldiği öğrenildi. Soruşturmada açıklığın neden güvenli biçimde kapatılmadığı ve iş güvenliği önlemlerinin yeterliliği araştırılıyor.
Kayseri – Bahri Yılmaz: Develi ilçesinde 7 Ekim’de iki işçi servisi ile bir iş makinesinin çarpışması sonucu servis sürücüsü Bahri Yılmaz hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. İşçilerin çalışma alanlarına ulaşımının da iş sağlığı ve güvenliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Çocuk İşçiler: Kadir Sevilgen’in Yarım Kalan Hayatı
Antalya – Kadir Sevilgen (15): Gazipaşa ilçesinde hafriyat çalışması sırasında iş makinesinde yağcı olarak çalıştığı belirtilen Kadir Sevilgen, 6 Ekim’de makinenin hareketli bölümleri arasında sıkışarak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan çocuk, üç gün süren yaşam mücadelesinin ardından 9 Ekim’de hayatını kaybetti; ölümü 10 Ekim’de basına yansıdı.
Kadir’in ölümü, haftanın en ağır sorularından birini ortaya koydu: Henüz 15 yaşındaki bir çocuk neden ağır hafriyat makinelerinin arasında çalışıyordu? Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılmasına ilişkin yasal sınırlamaların nasıl uygulandığı, işyerinin denetlenip denetlenmediği ve çalışma koşullarının sorumluluğu soruşturmanın yanıtlaması gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Diyarbakır’da kaynak ustası Mustafa Aktaş’ın ölümüne neden olan elektrik çarpmasında ağır yaralanan iki çırağın yaşları ise ilk haberlerde kesin olarak belirtilmedi. Bu nedenle çırakların çocuk işçi oldukları doğrulanmadan çocuk işçi yaralanması sayısına eklenmeleri doğru olmaz. Ancak genç yaştaki çırakların yüksek gerilim hattına yakın bir çalışma sırasında ağır yaralanması, mesleki öğrenim ve çıraklık süreçlerindeki güvenlik koşullarını da tartışmaya açıyor.
<WritingBlock id=”85318″ variant=”document”>### Fabrikada Gaz Sızıntısı, İnşaatta Göçük, İşçi Servisinde Yaralanmalar
Tokat – 76 işçi gazdan etkilendi: 5 Ekim’de Turhal Şeker Fabrikası’nda kireç ocağından sızan gaz nedeniyle çok sayıda işçi hastaneye kaldırıldı. İlk açıklamalarda 45 işçinin etkilendiği bildirilirken, işletmeci şirketin daha sonra yaptığı açıklamada bu sayı 76 olarak duyuruldu. İlk değerlendirmelerde karbonmonoksit ve karbondioksit gazlarından söz edildi. Sızıntının kireç ocağı bacasındaki çatlaktan kaynaklanmış olabileceği belirtildi. Olay, üretim tesislerinde gaz izleme sistemlerinin, bakım süreçlerinin ve acil müdahale hazırlığının önemini ortaya koydu.
İstanbul – İnşaatta göçük: 6 Ekim’de Çekmeköy ilçesinin Reşadiye Mahallesi’ndeki bir inşaatta toprak kayması meydana geldi. Toprak altında kalan işçi, itfaiye ekiplerince kurtarıldı ve yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Göçüğün nedeni ve çalışma alanında gerekli güvenlik önlemlerinin bulunup bulunmadığı incelemeye konu oldu.
Kayseri – 15 yaralı: Develi’de işçi servislerinin karıştığı ve Bahri Yılmaz’ın yaşamını yitirdiği çarpışmada 15 kişi yaralandı. Bu olay, işçilerin yalnızca üretim sırasında değil, işe gidiş gelişlerinde de ciddi tehlikelerle karşılaşabildiğini gösterdi.
Edirne – Mutlu Yaştut (37): 10 Ekim gecesi Uzunköprü’de bir tarım fabrikasının depo bölümünde çalışan Mutlu Yaştut, küspe taşıyan iş makinesinin altında kalarak hayatını kaybetti. Kepçe operatörü E.A.’nın olay yerinden ayrıldıktan sonra polise teslim olduğu bildirildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. İş makinelerinin kullanıldığı alanlarda çalışanların güvenliğinin nasıl sağlandığı da araştırılması gereken konular arasında bulunuyor.
Mersin – Halil Kısa (51): 10 Ekim’de Tarsus’un Alibeyli Mahallesi’nde imamlık yapan Halil Kısa, mezarlıkta temizlik ve budama yaparken çıktığı ağaçtan düşerek hayatını kaybetti. Dört çocuk babası Kısa’nın yaklaşık dört ay önce göreve başladığı bildirildi. Budama işinin resmî görevlendirme kapsamında yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşmadığından, bu ölümün iş cinayeti olarak sınıflandırılması için çalışma koşullarının ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Eylül Ayında 226 İşçi, Yılın İlk Dokuz Ayında En Az 1.736 Ölüm
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin 7 Ekim’de açıkladığı rapora göre eylül ayında en az 226 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Böylece 2026’nın ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı en az 1.736’ya yükseldi. Raporda, 2013 yılından bu yana tutulan kayıtlarda ilk kez beş ay üst üste 200’den fazla işçi ölümünün tespit edildiği belirtildi.
Eylül ayında yaşamını yitiren işçilerin sekizi çocuktu. Bunların beşi 14 yaşında veya daha küçük, üçü ise 15–17 yaş aralığındaydı. Çocuk işçi ölümleri tarım, gıda, tekstil, metal, inşaat ve konaklama sektörlerinde kaydedildi. Böylece eylül sonu itibarıyla 2026 yılında çalışırken hayatını kaybeden çocuk sayısı en az 66’ya ulaştı. Antalya’da Kadir Sevilgen’in ekim ayında ölmesi, bu ağır tablonun yeni ayda da devam ettiğini gösterdi.
Bu rakamlar 4–11 Ekim haftasının ölüm toplamı değil, aynı hafta kamuoyuna açıklanan eylül ve ocak–eylül dönemi verileridir. Bu haberde ise 4–11 Ekim tarihleri arasında meydana gelen veya bu tarihlerde ölümle sonuçlanan ve basın taramasında doğrulanabilen olaylara yer verildi. Haftalık olaylar, bütün Türkiye’yi kapsayan kesin bir iş cinayeti toplamı olarak değerlendirilmemeli.
Çocukların Çalıştığı Bir Düzenin Bedeli
Çocuk işçiliği, bu haftanın en önemli başlıklarından biri oldu. Kadir Sevilgen’in ölümü ve Diyarbakır’da iki çırağın ağır yaralanması, çocukların ve gençlerin çalışma yaşamında karşılaştıkları tehlikeleri görünür kıldı. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden yürütülen tartışmalar da bu sorunun bir parçası. Mesleki eğitim ile çocukların üretim süreçlerinde çalıştırılması arasındaki sınırın nasıl çizildiği, işyerlerinin ne ölçüde denetlendiği ve çocukların eğitim hakkının nasıl korunduğu önem taşıyor.
Her çalışan çocuğun MESEM öğrencisi olduğunu varsaymak doğru değil. Antalya’da yaşamını yitiren Kadir Sevilgen’in MESEM kapsamında çalıştığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Ancak çocuğun hangi eğitim ya da istihdam statüsünde bulunduğundan bağımsız olarak, ağır iş makinelerinin bulunduğu bir çalışma alanında neden görev yaptığı ve bu koşulların nasıl denetlendiği açıklığa kavuşturulmalı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, çocuk emeğinin ucuz ve güvencesiz biçimde üretime katılmasının yapısal bir sorun olduğunu savunuyor. Bu değerlendirme, çocukların yalnızca çalışırken yaralanmaları ya da ölmeleriyle değil, eğitimden uzaklaşmaları ve yetişkinlerin üstlenmesi gereken tehlikeli işlerde görevlendirilmeleriyle de ilgili.
İş Cinayetleri Yalnızca Birer Kaza Haberi Değil
Bu haftanın olaylarında işçiler yüksekten düştü, elektrik akımına kapıldı, iş makinelerinin altında kaldı, zehirli gazdan etkilendi ve işçi servislerinde yaralandı. Bu olayların her birinde işverenlerin, işletme yöneticilerinin ve ilgili denetim kurumlarının sorumlulukları, teknik incelemeler ve adli süreçlerle belirlenmeli. Ancak işçi ölümlerinin sürekliliği, yalnızca bireysel dikkatsizlik açıklamalarıyla yetinilemeyeceğini gösteriyor.
İş güvenliği, üretim tamamlandıktan sonra yerine getirilecek bir yükümlülük değil, üretimin başlayabilmesinin temel koşulu olmalı. Çatıda düşmeye karşı koruma, elektrik hatlarına güvenli mesafe, tersanelerde açık tankların uygun biçimde kapatılması, iş makinelerinin çalışma alanlarının ayrılması ve zehirli gazların izlenmesi gibi önlemler, çalışanların yaşamını korumaya yönelik temel uygulamalar arasında bulunuyor.
Türkiye’de iş cinayetlerinin gerçek boyutunun ortaya konulması için ölümlerin ve ağır yaralanmaların düzenli biçimde kayıt altına alınması, soruşturmaların sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve özellikle çocuk işçiliğinin etkin biçimde denetlenmesi gerekiyor. İş cinayetlerinde sorumluluk yalnızca olayın gerçekleştiği işyerinde değil, çalışma koşullarını belirleyen ve denetleyen bütün süreçlerde araştırılmalı.
4–11 Ekim haftasında yaşamını yitiren Mustafa Aktaş, Yıldıray Denizci, Serdar Hamad, Yılmaz Çelikbilek, Bahri Yılmaz, Mutlu Yaştut ve henüz 15 yaşındaki Kadir Sevilgen’in ölümleri, geride yalnızca ailelerin acısını bırakmadı. Bu ölümler, bir ülkede emeğin değerinin neyle ölçüldüğü sorusunu da yeniden gündeme getirdi. Üretimin sürmesi kadar, o üretimi gerçekleştiren insanların akşam evlerine sağ salim dönebilmesi de toplumsal yaşamın temel ölçütlerinden biri olmalı.
- NHY / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Evrensel, BirGün, bianet, Demirören Haber Ajansı (DHA), Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Cumhuriyet, Halk TV, Bismil Haber, Bursa yerel basını, Çalışma Yaşamı.
- Türkiye’de İş Cinayetlerinde Bir Hafta: Fabrikalarda, İnşaatlarda, Tersanelerde ve Çocukların Omuzlarında Büyüyen Ölüm - 11 Ekim 2026
- Eylül’de 226 İşçi Öldü: Çalışmak Türkiye’de Hâlâ Hayatta Kalma Mücadelesi - 7 Ekim 2026
- Türkiye’de İşçi Olmak: Bir Haftada Sermayenin Kârına Kurban Edilen Hayatlar - 4 Ekim 2026












