Temmuz 2025’te tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, 15 ay sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı. 12’si tutuklu 53 sanığın yargılandığı davada Kabadayı hakkında 92 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İlk duruşmada sanıkların salona geç getirilmesi ve savunma düzenine ilişkin itirazlar dikkat çekerken, iddianamenin hazırlanmasının 13 ay sürmesi, tutukluluk süreleri ve seçilmiş yerel yöneticilerin görevden uzaklaştırılması yeniden tartışma konusu oldu.
Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında 14 Temmuz 2025’te tutuklanan Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, aradan geçen 15 ayın ardından ilk kez mahkeme önüne çıktı. İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan davada 53 sanık yargılanırken, bunlardan 12’si tutuklu bulunuyor. Sabah saatlerinde başlayan ilk duruşma, yalnızca yöneltilen ağır suçlamalarla değil, yargılama sürecinin uzunluğu ve duruşma salonunda yaşanan aksaklıklarla da gündeme geldi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada Kabadayı ve diğer sanıklara suç örgütü kurma veya yönetme, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar yöneltildi. Ağustos 2026’da kabul edilen iddianamede Kabadayı’nın 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Savcılık, belediyenin ihale, imar, ruhsat ve hizmet alımı işlemlerinde örgütlü biçimde usulsüzlük yapıldığını ileri sürüyor. Bu iddiaların doğruluğu ise henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş değil.
On Üç Ay İddianame, On Beş Ay İlk Duruşma
Davanın en dikkat çekici yönlerinden biri, ilk tutuklamalarla yargılamanın başlaması arasında geçen süre oldu. Kabadayı ve dört belediye yöneticisinin tutuklanmasının ardından iddianamenin hazırlanması yaklaşık 13 ay sürdü. Seçilmiş belediye başkanı, bu süre boyunca görevinden uzaklaştırılmış olarak cezaevinde kaldı. Yargılama ise ancak 19 Ekim 2026’da başlayabildi.
İlk duruşmada da aksaklıklar yaşandı. Saat 10.30 sıralarında kimlik tespitleriyle başlayan oturumda bazı tutuklu sanıkların salona getirilmemesi üzerine mahkeme başkanı cezaeviyle iletişim kurulmasını istedi. Kabadayı saat 11.55 sıralarında salona getirildi. Sanıkların yakınlarıyla tokalaşmak ve ellerini tutmak istemesine jandarmanın müdahale ettiği bildirildi. Avukatların oturma düzenine ilişkin itirazları üzerine mahkeme heyeti salondaki yerleşimi yeniden düzenledi.
Duruşmada dikkat çeken bir başka ayrıntı, iddianamede örgüt yöneticisi olarak suçlanan eski Özel Kalem Müdürü Oğuz Kaçmaz’ın etkin pişmanlık kapsamında ifade verdikten sonra tahliye edilmiş olmasıydı. Kaçmaz’ın açıklamalarının dava dosyasındaki delillerle nasıl ilişkilendirildiği ve savunmalar karşısında nasıl değerlendirileceği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında açıklığa kavuşacak.
Bir Belediye Başkanının Tutukluluğu, Bir Kentin Temsil Sorunu
Şile davası yalnızca bir yolsuzluk soruşturması olarak değil, seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanması ve görevlerinden uzaklaştırılmasının demokratik temsil üzerindeki sonuçları bakımından da önem taşıyor. Yolsuzluk iddialarının bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması kuşkusuz kamu yararının gereği. Ancak suçlamaların ağırlığı, uzun tutukluluk sürelerinin ve yargılamadaki gecikmelerin kendiliğinden haklı olduğu anlamına gelmiyor.
Ceza yargılamasında tutuklama bir ceza değil, belirli koşullarda uygulanabilen geçici bir koruma tedbiri. Bu nedenle tutukluluğun devamının somut gerekçelerle açıklanması, savunma hakkının korunması ve davaların makul sürede görülmesi hukuk devletinin temel yükümlülükleri arasında bulunuyor. Bir belediye başkanının suçlu olup olmadığına mahkeme karar verirken, seçmenlerin oylarıyla belirlediği yönetimin uzun süre görev yapamamasının siyasal sonuçları da göz ardı edilemiyor.
Şile’de ortaya çıkan tablo, Türkiye’de belediyeler üzerindeki yargısal ve idari müdahalelerin daha geniş tartışmasının bir parçası. Muhalefet bu süreçlerin siyasal rekabeti sandık dışına taşıdığını savunurken, soruşturma makamları işlemlerin adli suçlamalara dayandığını belirtiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki tartışmanın çözümü, suçlamaların somut delillerle sınanmasından ve yargılamanın bağımsız, açık ve adil yürütülmesinden geçiyor.
İlk duruşması başlayan davanın 21 Ekim’e kadar devam etmesi, ardından 26–28 Ekim ve 2–4 Kasım tarihlerinde yeni oturumların yapılması planlanıyor. Kabadayı’nın savunmasının ve mahkemenin tutukluluk konusunda vereceği kararların davanın bundan sonraki seyrinde belirleyici olması bekleniyor.
Şile’de bugün yalnızca 53 kişinin yargılandığı bir dava başlamadı. Aynı zamanda, seçilmiş bir yöneticinin 15 ay boyunca ilk duruşmasını beklediği bir hukuk düzeninde, adaletin zamanında işlemesinin neden başlı başına bir hak olduğu sorusu yeniden gündeme geldi.
- NHA / ANKA Haber Ajansı, Demirören Haber Ajansı, Anadolu Ajansı, T24, Gazete Pano, GazeteKalem












