Bulgaristan’da yapılan erken parlamento seçimlerinde sandık çıkış anketleri, eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev liderliğindeki Rusya’ya yakın ve Avrupa şüphecisi çizgideki Progressive Bulgaria partisinin açık ara birinci olduğunu gösterdi. Sekiz seçimde beş yıldır istikrar üretemeyen ülke, şimdi yalnızca hükümet krizini değil; Avrupa Birliği içinde yeni bir jeopolitik yön değişimini de tartışıyor.
Sandıktan Radev Çıktı
Bulgaristan’da seçmenler, son beş yılda sekizinci kez parlamento için sandık başına gitti. Aralık ayında kitlesel protestolar sonrası muhafazakâr hükümetin düşmesiyle ülke yeniden erken seçime gitmişti.
Sofya merkezli Alpha Research ve diğer çıkış anketlerine göre eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev liderliğindeki Progressive Bulgaria oyların yaklaşık yüzde 38 ila 39’unu alarak açık ara birinci sıraya yerleşti. Muhafazakâr GERB partisinin lideri Boyko Borissov ise yaklaşık yüzde 15–16 bandında ikinci sırada kaldı. Reformist PP-DB koalisyonu ise üçüncü sıraya geriledi.
Bu tablo, yalnızca seçim sonucu değil; Bulgaristan siyasetinde uzun süredir biriken sistem krizinin sandıktaki yansıması olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği İçinde Yeni Bir Fay Hattı
Rumen Radev uzun süredir Avrupa kamuoyunda “Rusya’ya yakın” ve “Avrupa şüphecisi” bir figür olarak tartışılıyor. Ukrayna’ya silah gönderilmesine karşı çıkan, Moskova ile ilişkilerin yeniden kurulmasını savunan ve Bulgaristan’ın Kiev ile imzaladığı 10 yıllık savunma anlaşmasını eleştiren Radev, özellikle Brüksel’de dikkatle izleniyor.
Her ne kadar Progressive Bulgaria adı merkez sol bir çağrışım taşısa da, dış politika ekseninde izlediği çizgi onu klasik Avrupa sosyal demokrasisinden ayırıyor. Radev’in “egemenlik önce” söylemi, Macaristan’daki Viktor Orbán sonrası Avrupa Birliği içinde yeni bir bloklaşma ihtimalini gündeme getiriyor.
Macaristan’da Orbán’ın geçen hafta seçim kaybetmesinin ardından, Kremlin açısından Bulgaristan’ın yeni bir siyasi dayanak haline gelme ihtimali Avrupa başkentlerinde ciddi bir başlık olarak tartışılıyor.
Yolsuzluk Karşıtı Söylem, Jeopolitik Şüphe
Radev kampanyasını yalnızca dış politika üzerinden değil, aynı zamanda yolsuzluk karşıtı bir toplumsal öfke üzerinden kurdu. Aralık ayında yüz binlerce kişinin katıldığı protestolar, önceki muhafazakâr hükümeti düşürmüş ve “oligarşik yönetim modeli”ne karşı geniş bir toplumsal itiraz yaratmıştı.
Radev bu öfkeyi sahiplenerek “Bizi yeniden seçime götürmeyecek istikrarlı bir hükümet kuracağız” mesajı verdi. Seçim sonrası yaptığı açıklamada, “Tekrar seçime gitmek Bulgaristan için yıkıcı olur” diyerek farklı koalisyon seçeneklerine açık olduğunu söyledi.
Bu nedenle Radev yalnızca Moskova eksenli bir figür değil; aynı zamanda sistem karşıtı bir toplumsal enerjiyi temsil eden popülist bir merkez aktör olarak da okunuyor.
Koalisyon Mecburiyeti Ve Siyasi Gerçeklik
Ancak seçim zaferi tek başına iktidar anlamına gelmiyor. Bulgaristan’ın 240 sandalyeli parlamentosunda hükümet kurmak için 121 milletvekili gerekiyor. Exit poll verileri Progressive Bulgaria’nın güçlü bir zafer kazandığını ancak tek başına çoğunluğa ulaşamayabileceğini gösteriyor.
Bu nedenle gözler şimdi koalisyon pazarlıklarına çevrildi. Radev, reformist PP-DB ile çalışmaya açık olduğunu belirtirken, azınlık hükümeti seçeneğini de masada tutuyor.
Eski Başbakan Boyko Borissov ise sosyal medya paylaşımında dikkat çekici bir cümle kurdu: “Seçimler kimin birinci olduğunu belirler, ama kimin yöneteceğini müzakereler belirler.”
Bu söz, Bulgaristan siyasetinin son beş yıldaki özeti gibi: seçim var, istikrar yok.
Bulgaristan’ın Seçimi, Avrupa’nın Sorusu
Bulgaristan 2007’de Avrupa Birliği’ne katıldı, bu yıl ise euroyu resmi para birimi olarak kabul etti. Ancak ekonomik entegrasyon, siyasal istikrarı garanti etmedi. Yoksulluk, yolsuzluk ve temsil krizleri derinleşirken seçmen, geleneksel partilere olan güvenini büyük ölçüde kaybetti.
Bugün ortaya çıkan tablo, yalnızca Sofya’nın değil Brüksel’in de sorusu haline geliyor: Avrupa Birliği içinde yeni bir “Orbán sonrası Radev dönemi” mi başlıyor?
Sandık bazen yalnızca hükümet değiştirmez; kıtanın jeopolitik yönünü de değiştirir. Bulgaristan’da çıkan sonuç tam da bu nedenle yalnızca ulusal değil, Avrupa ölçeğinde stratejik bir kırılma olarak okunuyor.
- NHY / Al Jazeera, Reuters, Associated Press, Euronews












