YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’de İmamoğlu’nun savunmasını izlerken Halk TV’ye kayyum atanmasını, cumhurbaşkanı adayının tutuklu bulunmasını ve muhalefetin siyasi olarak etkisizleştirilmek istendiğini savundu. Özel, fon krizinin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini de belirterek mücadeleyi Meclis’e taşıyacaklarını söyledi.
İmamoğlu’nun Savunması İle Halk TV’ye Kayyum Aynı Gündemde
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının 99. duruşma gününde Silivri’de açıklamalarda bulundu. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının ikinci gününde konuşan Özel, yaklaşık bir buçuk yıldır yöneltilen suçlamaların siyasi bir kampanyaya dönüştüğünü savundu. İddianamenin hazırlanmasını beklerken suçlamaların içinin boş çıkacağını söylediklerini belirten Özel, savunma hakkının ancak aylar sonra kullanılmaya başlanmasına dikkat çekti.
Özel’in açıklamalarının merkezinde, İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün Halk TV’ye kayyum atanması vardı. Kararın zamanlamasını sorgulayan Özel, müdahalenin yalnızca bir medya kuruluşunun yönetimine ilişkin olmadığını, kamuoyunun davayı takip etme ve savunmayı dinleme imkânını da etkilediğini söyledi. Muhalefetin sesini duyurabilen televizyon kanallarının sınırlı olduğunu belirten Özel, İmamoğlu’nun savunmasının geniş kitlelere ulaşmasının engellenmek istendiğini ileri sürdü.
Halk TV’ye yönelik işlem, kanal yönetim kurulu başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleşti. Soruşturmada rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiaları bulunuyor. Kanalın yönetimine kayyum atanması ve yayın akışının durdurulması ise basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı tartışmasını büyüttü. Özel, soruşturmanın kanalın yayın faaliyetlerini durdurmak için gerekçe olarak kullanıldığını savunurken, müdahalenin hukuki gerekçeleri ile siyasi sonuçlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tartışma da gündemdeki yerini koruyor.
“Adayı Tutuklayarak, Televizyonu Kapatarak İradeyi Zapt Edemezler”
Özel, yaşananları tek tek gelişmeler olarak değil, muhalefetin seçimlere hazırlanma ve kamuoyuna ulaşma kapasitesini daralttığını düşündüğü bir süreç olarak değerlendirdi. İmamoğlu’nun tutuklu bulunmasını, CHP’ye kayyum atanması ve parti yönetiminin değiştirilmesine yönelik girişimlerle birlikte ele alan Özel, muhalefetin önce adayından, ardından kurumsal yapısından ve son olarak sesini duyurabileceği mecralardan yoksun bırakılmak istendiğini ileri sürdü.
Özel, “Birileri televizyon kapatarak, aday tutuklayarak, parti kapatarak, partinin genel başkanını değiştirerek 86 milyonluk bu koskoca ülkenin iradesini zapt edemez” dedi. Seçmen iradesinin baskıyla ortadan kaldırılamayacağını söyleyen Özel, iktidarın seçim sonuçlarını kabul etmenin demokrasinin temel koşulu olduğunu anlaması gerektiğini belirtti. “Bu millet sandığa el uzattığında o eli hep kırdı, bundan sonra da kıracaktır” sözleriyle iktidara yönelik eleştirisini sürdürdü.
Özel’in açıklaması, yargı süreçleri ile medya üzerindeki idari müdahalelerin seçim rekabetiyle ilişkisine dair muhalefetin temel itirazını ortaya koydu. İktidarın siyasi rakiplerine yönelik işlemleri hukuki süreçler olarak değerlendirilirken, muhalefet bu işlemlerin birlikte yarattığı etkinin seçmen tercihlerini ve siyasal rekabet koşullarını değiştirdiğini savunuyor. Tartışmanın odağında, yargı kararlarının ve medya yönetimine müdahalelerin yalnızca kendi hukuki gerekçeleriyle mi, yoksa demokratik yarış üzerindeki sonuçlarıyla birlikte mi değerlendirileceği sorusu bulunuyor.
Fon Krizi İçin Meclis’te Mücadele Sözü
Özel, açıklamasında fon krizine de geniş yer ayırdı. Fonlarla ilgili iddiaların kamuoyuna taşınmasında muhalefetin ve bağımsız yayın yapan kanalların rol oynadığını savunan Özel, iktidara yakın medya kuruluşlarının konuyu yeterince gündeme getirmediğini söyledi. Özel, “Atayan AK Partili, atanan AK Partili, çalan AK Partili, parası çalınan AK Partili” sözleriyle krizdeki siyasi bağlantılara dikkat çekti; ardından bu iddiaların duyurulmasında yine muhalif kanalların öne çıktığını belirtti.
Fon krizinin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Özel, kamuoyunda tartışılan “tövbe hesabı” uygulamasını da eleştirdi. Özel, bu uygulamanın elde edilen paraların kaynağı ve sorumlular konusunda hesap verme ihtiyacını ortadan kaldırmaması gerektiğini savundu. Fatma Betül Sayan Kaya’nın adının kamuoyu tarafından bilinmesini sağlayan açıklamaları hatırlatan Özel, konunun hem Meclis’te hem de diğer platformlarda takip edileceğini söyledi.
Fon krizine ilişkin iddialar, yalnızca yatırımcıların kayıpları üzerinden değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği, sorumlulukların kimlere ait olduğu ve zararların nasıl karşılanacağı üzerinden de önem taşıyor. Özel’in açıklaması, muhalefetin dosyayı siyasi gündemde tutma ve Meclis denetimi yoluyla yanıt arama iradesini ortaya koydu. Ancak kamuoyunun beklediği yanıt, siyasi açıklamaların ötesinde, fonlarda yaşananların nasıl gerçekleştiğini ve yatırımcıların zararları karşısında hangi kurumların ne yaptığına ilişkin açık bilgi.
Siyasi Rekabetin Sınırını Kim Belirleyecek?
Özel, İmamoğlu’nun savunmasının ve fon krizinin kamuoyuna ulaşması için mücadele edeceklerini belirterek, “O savunmayı okumayan, duymayan, bilmeyen kimse kalmayacak” dedi. Halk TV’ye yönelik müdahalenin ardından başka yayın kanalları ve dijital mecralar üzerinden haberin duyurulacağını da ifade etti.
Silivri’de aynı gün iki ayrı mesele öne çıktı: Bir yanda cumhurbaşkanı adayının yargılandığı davada savunmasını kamuoyuna anlatma çabası, diğer yanda büyük bir medya kuruluşunun yayın faaliyetlerinin kayyum müdahalesiyle durması. Fon krizine ilişkin açıklamalar da eklendiğinde, siyasal tartışmanın yalnızca parti rekabetinden ibaret olmadığı görülüyor. Haber alma imkânı, kamu kaynaklarının ve finansal sistemin denetlenmesi, seçmen iradesinin özgürce oluşması aynı demokratik zeminin parçaları.
Bir ülkede yurttaşlar adayların savunmalarını, kamu kaynaklarına ilişkin iddiaları ve iktidarın kararlarını eşit koşullarda öğrenemiyorsa, sandıkta verdikleri kararın özgürce oluşmasını hangi güvenceler sağlayabilir?
- NHA / Cumhuriyet, Medyascope, Euronews, Demirören Haber Ajansı, Associated Press, Financial Times











