back to top
Ana Sayfa Haber İmamoğlu’nun Avukatı Mehmet Pehlivan’ın Ağabeyi de Tutuklandı: “Kimsemiz Kalmadı”

İmamoğlu’nun Avukatı Mehmet Pehlivan’ın Ağabeyi de Tutuklandı: “Kimsemiz Kalmadı”

Silivri Cezaevi’nde 17 aydır tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı olan ağabeyi Abdülhamit Pehlivan’ın da tutuklandığını duyurdu. Pehlivan, ağabeyinin kanser hastası anne ve babasına, iki çocuğuna ve kendi kızına baktığını belirterek, “Onu tutukladınız. Kimsemiz kalmadı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı olan ağabeyi Abdülhamit Pehlivan’ın sabah saatlerinde tutuklandığını bildirdi. Silivri Cezaevi’nden yaptığı paylaşımda ağabeyinin tutuklanmasına tepki gösteren Pehlivan, 17 aydır devam eden kendi tutukluluğunun ardından ailesinin bir kez daha yargı sürecinin doğrudan etkisi altında kaldığını anlattı.

“Bir Gün Senin de Kapını Çalabilirler Diyordum”

Mehmet Pehlivan, ağabeyinin cezaevi ziyaretlerinde Türkiye’deki yargı ortamına ilişkin kaygılarını kendisiyle paylaştığını belirtti. Hiç ilgisi bulunmayan, hatta hukuka aykırı olmayan bir konu nedeniyle dahi hakkında işlem yapılabileceğini ağabeyine defalarca anlattığını söyledi.

Pehlivan’a göre ağabeyi, uzun yıllar devlet memuru olarak çalışmış olmasının da etkisiyle böyle bir durumla karşılaşabileceğine inanmakta zorlanıyordu. Kardeşinin masumiyetine inanmasına karşın devlet kurumlarının hukukun dışına çıkabileceği düşüncesini kabullenemiyordu.

Ağabeyinin kamu hizmetine bağlılığını vurgulayan Pehlivan, onun görevini yerine getirirken herhangi bir hukuksuzluğa karışmadığından emin olduğunu ifade etti.

Ancak korktuğu gelişmenin sonunda yaşandığını belirterek şunları söyledi:

“Nihayetinde hiç ilgisi olmadığı konularla alakalı kapısı çalındı. Sorular soruldu. Her soruya kanunla, yönetmelikle cevap verdi.”

Pehlivan, ağabeyine yöneltilen soruların ve verdiği yanıtların hukuki değerlendirme bakımından belirleyici olmadığını savundu:

“Hoş, kapısını çalanlar da o cevapları biliyordu. Zaten meseleleri ne sorulardı ne de cevaplarıydı.”

Ardından yaşananları tek sözcükle özetledi:

“Tutukladılar.”

“Kanser Hastası Anne ve Babamıza O Bakıyordu”

Mehmet Pehlivan’ın açıklamasında, ağabeyinin tutuklanmasının aile üzerinde yarattığı sonuçlar da yer aldı.

Abdülhamit Pehlivan’ın kanser hastası anne ve babasının bakımıyla ilgilendiğini, kendi iki küçük çocuğunun sorumluluğunu üstlendiğini ve kardeşinin tutuklu bulunduğu 17 ay boyunca yeğeninin ihtiyaçlarını da karşıladığını belirtti.

Aile içinde birden fazla kuşağın bakım ve dayanışma sorumluluğunu taşıyan Abdülhamit Pehlivan’ın tutuklanmasıyla bu desteğin de ortadan kalktığını anlatan Mehmet Pehlivan, paylaşımının en çarpıcı bölümünde şu ifadeleri kullandı:

“Ağabeyim, kanser hastası anne ve babamın bakımıyla ilgileniyordu. İki küçük çocuğuna baktığı gibi 17 aydır benim kızımın ihtiyaçlarına da koşuyordu. Onu tutukladınız. Kimsemiz kalmadı.”

Tutuklama Kararının Aileye Uzanan Sonuçları

Mehmet Pehlivan’ın açıklaması, bir tutuklama kararının yalnızca hakkında işlem yapılan kişiyi değil, onun bakımını ve desteğini üstlendiği aile bireylerini de nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Bir yanda 17 aydır cezaevinde bulunan bir avukat, diğer yanda tutuklanan belediye başkan yardımcısı ağabeyi; geride ise bakıma ihtiyaç duyan hasta anne ve baba ile çocuklar bulunuyor.

Tutuklama, hukuken bir ceza değil, belirli koşullar altında başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiri. Bu nedenle kişi özgürlüğünü sınırlandıran kararların somut gerekçelere dayanması, ölçülü olması ve daha hafif tedbirlerin neden yeterli olmayacağının açıklanması gerekiyor.

Abdülhamit Pehlivan hakkında hangi somut suçlamaların yöneltildiği, tutuklama kararının hangi delillere dayandırıldığı ve adli kontrol önlemlerinin neden yeterli görülmediği, paylaşılan açıklamada yer almıyor. Bu nedenle kararın hukuki dayanaklarının ayrıca incelenmesi gerekiyor.

Bununla birlikte Mehmet Pehlivan’ın anlattıkları, tutuklama tedbirinin aile hayatı üzerindeki ağır sonuçlarını gündeme taşıyor. Özellikle çocukların ve bakıma muhtaç hastaların bulunduğu ailelerde, özgürlüğün sınırlandırılması yalnızca bireysel değil, toplumsal ve insani sonuçlar da doğuruyor.

“Bu, Namustur Künyemize Kazınmış”

Mehmet Pehlivan, açıklamasını şu dizelerle tamamladı:

“Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.”

Silivri Cezaevi’nden yapılan paylaşım, yalnızca iki kardeşin tutukluluğuna ilişkin bir aile dramını değil, yargı kararlarının insan hayatında yarattığı sonuçlara ilişkin daha geniş bir tartışmayı da gündeme getiriyor.

Bir tutuklama kararının hukuka uygunluğu, suçlamaların ve delillerin niteliğiyle değerlendirilmek zorunda. Ancak hukuk yalnızca dosyalardan ve karar metinlerinden ibaret değil. O kararların geride bıraktığı çocuklar, hastalar ve parçalanan aile yaşamları da adaletin insani boyutunu oluşturuyor.

Mehmet Pehlivan’ın “Kimsemiz kalmadı” sözleri, bu nedenle yalnızca kişisel bir yakınma olarak değil, tutuklama tedbirinin sınırları ve ölçülülüğü üzerine düşünülmesi gereken ağır bir sorunun ifadesi olarak öne çıkıyor.

Bir hukuk düzeninde asıl soru, devletin bir insanı tutuklama yetkisine sahip olup olmadığı değil; bu yetkiyi kullanırken kişi özgürlüğünü, masumiyet karinesini ve geride kalanların hayatını ne ölçüde gözettiğidir.


Kaynak: Av. Mehmet Pehlivan’ın X hesabından yaptığı açıklama — @mehmettpehlivan.