back to top
Ana Sayfa Haber Fransa’da Gençlerin İsyanı Sarı Yeleklilerle Buluştu

Fransa’da Gençlerin İsyanı Sarı Yeleklilerle Buluştu

Fransa’da eylül ayında liselerde başlayan protestolar, 17 Ekim’de Sarı Yeleklilerin, üniversite öğrencilerinin ve sendikaların katılımıyla ülke çapında kitlesel bir harekete dönüştü. Öğretmen eksikliğine, eğitim bütçesindeki yetersizliklere ve okulların kötü koşullarına karşı başlayan eylemler, hayat pahalılığına, kamu hizmetlerindeki kesintilere ve toplumsal eşitsizliklere yönelik itirazlarla birleşti. 13 Ekim’de resmî verilere göre 161 bin 500, öğrenci örgütlerine göre 480 bin kişinin katıldığı protestolar, 17 Ekim’de 550 bin ile 800 bin arasında göstericinin sokağa çıkmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Paris başta olmak üzere birçok kentte polisle çatışmalar yaşandı, yüzlerce kişi gözaltına alındı. Hükümet güvenlik önlemlerini artırırken, eğitim alanındaki taleplere henüz kapsamlı bir çözüm açıklanmadı. Fransa’da artık yalnızca okulların durumu değil, gençlerin geleceği ve toplumun giderek ağırlaşan geçim koşulları tartışılıyor.

Fransa’da yaklaşık dört haftadır süren lise protestoları, 17 Ekim Cumartesi günü Sarı Yeleklilerin de katıldığı gösterilerle yeni bir boyut kazandı. Eylül ayının ikinci yarısında Paris çevresindeki liselerde başlayan eylemler, kısa sürede ülkenin farklı kentlerine yayıldı. Başlangıçta öğretmen eksikliğine, kalabalık sınıflara, bakımsız okul binalarına ve eğitim olanakları arasındaki eşitsizliklere karşı çıkan öğrenciler, hareket genişledikçe üniversiteye geçiş sistemini, barınma sorunlarını, hayat pahalılığını ve gelecek kaygılarını da gündeme taşıdı. Böylece okulların kapılarında başlayan itiraz, gençlerin içinde yaşadıkları toplumun ekonomik ve sosyal koşullarına ilişkin daha geniş bir tartışmaya dönüştü.

Protestoların ilk merkezlerinden biri, Paris’in kuzeyinde işçi ailelerinin ve göçmen kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı Seine-Saint-Denis bölgesi oldu. Buradaki öğrenciler öğretmen eksikliğine, eğitim araçlarının yetersizliğine ve okul binalarının bakımsızlığına dikkat çekti. Aynı eğitim sistemi içinde farklı bölgelerde yaşayan çocukların eşit olanaklara sahip olmaması, eylemlerin temel nedenlerinden birini oluşturdu. Daha yüksek gelirli ailelerin çocukları eğitimdeki eksiklikleri özel dersler ve başka olanaklarla telafi edebilirken, düşük gelirli ailelerin çocukları büyük ölçüde kamu okullarının sunduğu imkânlara bağımlı bulunuyor. Bu nedenle eğitim bütçesine ilişkin kararlar, öğrencilerin yalnızca bugünkü okul koşullarını değil, gelecekte sahip olabilecekleri olanakları da doğrudan etkiliyor.

Liselerden Meydanlara Uzanan Protestolar

21 Eylül’den itibaren hız kazanan okul girişlerini kapatma ve dersleri boykot etme eylemleri, ekim ayının ilk haftasında Paris, Marsilya, Lyon, Lille, Rennes, Toulouse, Strasbourg, Bordeaux ve Nice başta olmak üzere çok sayıda kente yayıldı. Bazı liselerde eğitim tamamen dururken, bazılarında dersler kısmen sürdürülebildi. Öğrenciler daha fazla öğretmen atanmasını, sınıfların küçültülmesini, okul binalarının yenilenmesini ve eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılmasını istedi.

6 Ekim’deki üçüncü büyük eylem gününde yüzlerce okulda eğitim aksadı. Polis müdahaleleri ve gözaltılar tartışmalara yol açarken, Eğitim Bakanı Édouard Geffray öğrenci temsilcileriyle görüşerek bazı okullara ek öğretmen gönderileceğini açıkladı. Başbakan Sébastien Lecornu ise ekim ayı sonuna kadar mali kaynakları belirlenmiş çözüm önerileri sunulacağını duyurdu. Öğrenci örgütleri bu açıklamaları yeterli bulmadı ve ülke genelinde uygulanabilecek kalıcı düzenlemeler istedi.

13 Ekim’de gerçekleştirilen beşinci büyük eylem gününde İçişleri Bakanlığı gösterilere 161 bin 500 kişinin katıldığını açıklarken, öğrenci örgütleri bu sayının 480 bine ulaştığını bildirdi. Eğitim Bakanlığı 214 lisenin kapalı olduğunu belirtirken, öğrenci örgütleri kısmen engellenen okulların bu sayıya dahil edilmediğine dikkat çekti. Paris’te polis kayıtlarına göre 41 bin 500, Lyon’da 11 bin, Rennes’de 7 bin 300 kişi yürüyüşlere katıldı. Marsilya’da ise polis 3 bin 800 katılımcı açıklarken, örgütleyiciler sayıyı 35 bin olarak verdi.

Gösterilere üniversite öğrencileri, öğretmenler, veliler ve sendika üyeleri de katıldı. Üniversiteliler özellikle Parcoursup adı verilen yerleştirme sisteminin yarattığı seçiciliğe, artan barınma giderlerine ve eğitim sonrasında iş bulma olanaklarının belirsizliğine itiraz etti. Sağlık eğitimi alan öğrenciler staj ücretlerinin artırılmasını isterken, bazı mühendislik okulları ve konservatuvar öğrencileri de protestolara destek verdi. Böylece hareket yalnızca belirli lise türlerinin ya da yoksul mahallelerin sorunu olmaktan çıktı.

13 Ekim’de iklim aktivisti Greta Thunberg’in Saint-Denis’deki Paul-Éluard Lisesi önünde öğrencilerle buluşması, protestoların uluslararası görünürlüğünü de artırdı. Eğitim, iklim ve toplumsal eşitsizlik konularının aynı gençlik hareketi içinde gündeme gelmesi, öğrencilerin taleplerinin okul binalarının iyileştirilmesinin ötesine geçtiğini gösterdi.

Sarı Yelekliler Sekiz Yıl Sonra Yeniden Sokakta

Lise eylemleri büyürken, eylül ayının başından itibaren hayat pahalılığına ve yükselen akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim’de gösteri yapılması yönünde sosyal medya üzerinden çağrılar yayıldı. Başlangıçta Sarı Yelekliler hareketini yeniden canlandırmayı amaçlayan bu girişimler, öğrenci protestolarıyla birleşerek daha geniş bir katılımın önünü açtı. 17 Ekim Cumartesi günü Fransa genelinde yaklaşık 110 yürüyüş ve gösteri düzenlendi. Katılım sayısı farklı açıklamalarda 550 bin ile 800 bin arasında verildi.

Paris’te Gare du Nord, Saint-Denis ve République Meydanı çevresinde toplanan öğrenciler, Sarı Yelekliler ve sendika üyeleri kentin merkezine yürüdü. Lyon, Marsilya, Bordeaux, Toulouse ve başka kentlerde de kitlesel eylemler yapıldı. Sarı Yeleklilerin 2018’de kullandığı fosforlu sarı yelekler, sekiz yıl sonra yeniden meydanlarda görüldü. Ancak bu kez eylemlere katılanların önemli bir bölümü, ilk Sarı Yelekliler protestoları sırasında henüz çocuk olan gençlerden oluşuyordu.

İki hareketin buluşması yalnızca ortak bir simgenin yeniden kullanılmasından kaynaklanmadı. Sarı Yeleklilerin 2018’de gündeme taşıdığı vergiler, ücretler, akaryakıt fiyatları ve satın alma gücü sorunları, 2026’da da birçok ailenin yaşamını etkiliyor. Lise öğrencilerinin daha iyi eğitim koşulları talebiyle ailelerinin geçim sıkıntısına yönelik itirazları, aynı hanelerin farklı kuşaklar tarafından yaşanan sorunları olarak görünür hâle geldi.

Genel İş Konfederasyonu CGT başta olmak üzere bazı sendikal örgütlerin de gösterilere katılması, hareketin çalışma yaşamına ilişkin taleplerle genişlemesini sağladı. Ücretlerin artırılması, emeklilik haklarının korunması, kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması ve hayat pahalılığına karşı önlemler alınması istendi. Böylece ortak bir örgütsel merkezden yönetilmeyen eylemler, farklı toplumsal kesimlerin kendi sorunlarını aynı meydanlarda dile getirdiği geniş bir seferberliğe dönüştü.

Polisle Çatışmalar ve Kitlesel Gözaltılar

17 Ekim gösterilerinin önemli bir bölümü yürüyüş ve kitlesel protestolar biçiminde gerçekleşirken, bazı kentlerde ciddi çatışmalar yaşandı. Paris’te özellikle République Meydanı ve çevresinde polisle göstericiler karşı karşıya geldi. Bazı gruplar güvenlik güçlerine çeşitli cisimler atarken, polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Araçların ateşe verildiği, mağazaların yağmalandığı ve kamu mallarının zarar gördüğü olaylar yaşandı.

Lyon, Marsilya, Bordeaux ve Toulouse’da da çatışmalar meydana geldi. Limoges’da tarihî belediye binasında yangın çıktı. İlk açıklamalarda yüzlerce gözaltıdan söz edilirken, 18 Ekim tarihli haberlerde ülke genelindeki gözaltı ve yakalama işlemlerinin yaklaşık 1.800’e ulaştığı bildirildi. Yaralanan güvenlik görevlilerine ilişkin sayılar da gün içinde değişti. Bir göstericinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Gözaltına alınanların tamamı hakkında tutuklama kararı verilmiş değil; adli işlemlerin sonuçları henüz kesinleşmedi.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gösterilerdeki şiddeti kınayarak protesto hakkının korunması gerektiğini, ancak kamu binalarına ve işyerlerine yönelik saldırıların kabul edilemeyeceğini söyledi. Hükümet yetkilileri bazı olaylardan radikal grupları ve yağmacıları sorumlu tutarken, sol partiler protestoların arkasındaki ekonomik ve toplumsal nedenlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu. Polis müdahalelerinin orantılılığına ilişkin tartışmalar da yoğunlaştı.

Lise protestolarının başlangıcından itibaren güvenlik güçlerinin öğrencilere yönelik müdahaleleri eleştiri konusu olmuştu. Paris, Rosny-sous-Bois, Antony ve Dunkerque gibi kentlerde göz yaşartıcı gaz ve cop kullanıldığı, reşit olmayan öğrencilerin gözaltına alındığı olaylar yaşandı. İnsan hakları kuruluşları özellikle çocuk yaştaki göstericilere karşı güç kullanılmasında ölçülülük ilkesinin gözetilmesini istedi.

15 Ekim’de Saint-Denis’deki Paul-Éluard Lisesi’nde bir öğrencinin okul müdürünün odasında gözaltına alınmaya çalışılması, öğretmenlerin tepkisine neden oldu. Öğretmenlerin büyük bölümü iş bırakarak müdürün istifasını istedi. Saint-Étienne’de ise bir göstericinin elinden ağır biçimde yaralanmasının polis mühimmatıyla bağlantılı olabileceği iddiası üzerine inceleme başlatıldı. Bu gelişmeler, protesto hakkının yanı sıra eğitim kurumlarında öğrencilerin korunması ve güvenlik güçlerinin müdahale yöntemlerinin denetlenmesi tartışmasını da öne çıkardı.

Gençlerin Gelecek Kaygısı ile Ailelerin Geçim Sıkıntısı

Fransa’daki lise hareketinin merkezinde eğitim sisteminin maddi koşulları bulunuyor. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar ve yetersiz sağlık hizmetleri öğrencilerin gündelik yaşamlarını doğrudan etkiliyor. Bagnolet’deki bazı okullarda hemşire bulunmaması ve psikolojik destek hizmetlerinin yetersizliği, protestolarla birlikte gündeme gelen sorunlar arasında yer aldı. Ancak gençlerin kaygıları yalnızca bugün eğitim gördükleri okullarla sınırlı değil. Üniversiteye kabul edilme, yükseköğretim masraflarını karşılama, barınma ve mezuniyet sonrasında iş bulma olanakları da giderek daha fazla tartışılıyor.

Bu sorunların toplumsal etkileri her aile için aynı değil. Geliri yüksek olan haneler eğitimdeki eksiklikleri özel olanaklarla telafi edebilirken, düşük gelirli ailelerin çocukları kamu hizmetlerindeki yetersizliklerden daha fazla etkileniyor. Aynı zamanda hayat pahalılığı, barınma giderleri ve ücretler üzerindeki baskı, ailelerin çocuklarının eğitimini destekleme olanaklarını da sınırlandırıyor. Böylece eğitim sistemindeki eşitsizlikler ile gelir dağılımındaki farklılıklar birbirini etkileyen koşullara dönüşüyor.

Fransa’da son yıllarda kamu harcamalarının sınırlandırılması, bütçe açıklarının azaltılması ve sosyal hizmetlerin finansmanı üzerine yürütülen tartışmalar, protestoların geliştiği ekonomik ortamı oluşturuyor. Öğrencilerin daha fazla öğretmen ve daha iyi okul istemesi, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı sorusunu da gündeme taşıyor. Sarı Yeleklilerle kurulan bağın toplumsal anlamı burada belirginleşiyor: Bir kuşak eğitim sisteminin kendisine sunduğu olanakları, başka bir kuşak ise çalışma yaşamından elde ettiği gelirle geçinebilme koşullarını sorguluyor.

Solun Desteği ve Hareketin Önündeki Belirsizlik

Boyun Eğmeyen Fransa hareketinin lideri Jean-Luc Mélenchon, öğrencilerin taleplerine destek vererek polis müdahalelerini eleştirdi. Aşırı sağın önde gelen isimlerinden Marine Le Pen ise gösteriler sırasında yaşanan şiddeti kınadı ve kamu mallarına zarar verenlere karşı daha sert önlemler alınmasını savundu. Böylece protestolar, yaklaşan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi tartışmaların da önemli başlıklarından biri hâline geldi.

Bununla birlikte lise hareketi başlangıçta herhangi bir siyasi partinin çağrısıyla ortaya çıkmadı. Öğrencilerin kendi aralarındaki iletişim ağları ve sosyal medya üzerinden örgütlenen eylemler, daha sonra öğretmenlerin, üniversitelilerin ve sendikaların katılımıyla genişledi. Sarı Yeleklilerin 17 Ekim çağrısı da geleneksel sendikal örgütlenmelerin dışında gelişmişti. Bu durum hareketin kısa sürede büyük kitlelere ulaşmasını sağlarken, farklı taleplerin ortak bir programda buluşturulmasını güçleştiren koşulları da beraberinde getiriyor.

Sonbahar okul tatilinin başlaması, lise öğrencilerinin okullardaki eylemlerinin sürekliliğini etkileyebilir. Buna karşılık üniversite öğrencileri, sendikalar ve Sarı Yeleklilerle kurulan ilişkiler, hareketin okulların dışında devam edebilmesine olanak sağlayabilir. Hükümetin ekim ayı sonuna kadar açıklamayı vaat ettiği eğitim önlemlerinin kapsamı ve mali kaynakları da öğrenci örgütlerinin sonraki kararlarında belirleyici olacak.

17 Ekim’de yaşanan çatışmaların ardından hükümetin güvenlik politikalarına ağırlık vermesi, öğrenci örgütlerinin taleplerinin nasıl karşılanacağı sorusunu ortadan kaldırmıyor. Kamu mallarına yönelik saldırıların soruşturulması, polis müdahalelerinin hukuka uygunluğunun incelenmesi ve gösterilere katılan çocukların korunması ayrı ayrı yerine getirilmesi gereken sorumluluklar olarak duruyor. Bunların yanında eğitim hizmetlerinin iyileştirilmesi ve yaşam maliyetlerine ilişkin taleplerin nasıl karşılanacağı da henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Fransa’da liselerin kapılarında başlayan protestoların yüz binlerce insanı meydanlarda bir araya getirmesi, öğrencilerin geleceğe ilişkin beklentileriyle ailelerinin bugünkü geçim koşulları arasındaki bağı görünür kıldı. Ancak ortak gösterilere katılmak, farklı toplumsal kesimlerin taleplerinin kalıcı bir hareket içinde birleştiği anlamına henüz gelmiyor. Önümüzdeki süreçte hükümetin açıklayacağı önlemler kadar öğrencilerin, sendikaların ve Sarı Yeleklilerin nasıl bir ortak çalışma sürdüreceği de önem taşıyacak. Haftanın geride bıraktığı temel soru ise yalnızca protestoların ne kadar devam edeceği değil: Gençlerin daha iyi bir gelecek istediği, ailelerinin ise bugünün geçim koşullarını korumakta zorlandığı bir toplumda, eğitim sorunlarını ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerden ayrı ele almak ne ölçüde mümkün?


  • NHA / Mediapart, Révolution Permanente, StreetPress, Contretemps, Rue89 Lyon, Bondy Blog, Le Monde, Agence France-Presse, Reuters, Associated Press, The Guardian, Euronews France, Amnesty International France, CGT, Union Syndicale Lycéenne, Fédération Syndicale Étudiante, Fransa Eğitim Bakanlığı, Fransa İçişleri Bakanlığı.