back to top
Ana Sayfa Haber Fon Krizi Büyüyor: YENİ Parti’den İktidara “Asrın Skandalının Üstünü Örtemeyeceksiniz” Tepkisi

Fon Krizi Büyüyor: YENİ Parti’den İktidara “Asrın Skandalının Üstünü Örtemeyeceksiniz” Tepkisi

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Merkez Yönetim Kurulu toplantısına başkanlık etti.
Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizi, siyasal tartışmaların merkezine yerleşirken YENİ Parti, iktidarın krizin nedenlerini ve sorumlularını açığa çıkarmak yerine süreci tasfiye ve ödeme düzenlemeleriyle sınırlamaya çalıştığını savundu. Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu, Meclis araştırması önerisinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesini eleştirirken, soruşturma kapsamında gündeme gelen 214 kişinin kimliklerinin açıklanmamasına yönelik çifte standart tepkisini yineledi. Parti yönetimi, 14 Ekim’de görüşülecek fon tasfiye teklifinde yalnız yatırımcıların zararlarının değil, krize yol açan ilişkilerin ve sorumlulukların da sorgulanacağını açıkladı.

Türkiye’nin sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizi, ekonomik boyutunun ötesine geçerek siyasal sorumluluk ve yargı önünde eşitlik tartışmasına dönüştü. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında, krizin Meclis tarafından araştırılmasının iktidar partilerinin oylarıyla engellenmesi, soruşturmayla bağlantılı olduğu belirtilen isimlerin kamuoyundan gizlenmesi ve yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağı ele alındı. Parti kurmayları, iktidarın krizi yalnızca mali bir tasfiye sorunu olarak değerlendirmesine karşı çıkarak olayın arkasındaki ekonomik ve siyasal ilişkilerin ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.

Saat 11.00’de başlayan ve dört saati aşkın süren toplantıda fon krizi, partinin kongre takvimi ve kuruluş kurultayı hazırlıkları değerlendirildi. Ancak toplantının ağırlık merkezini, sermaye piyasalarındaki denetim mekanizmalarının nasıl işlediği ve ortaya çıkan büyük mali kayıplarda kimlerin sorumluluk taşıdığı oluşturdu. YENİ Parti yönetimi, araştırma komisyonu kurulmasının reddedilmesini iktidarın şeffaflık konusundaki tutumunun göstergesi olarak değerlendirirken, fon krizini Meclis gündeminde tutmayı sürdüreceğini bildirdi.

131 Fon, 455 Bin Yatırımcı: Krizin Boyutu Meclis Gündeminde

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmesi, krizin ulaştığı boyutu ortaya koydu. Tasfiye sürecinden etkilenen yatırımcı sayısının 455 bin 758 olduğu belirtilirken, AK Parti milletvekillerinin imzasıyla hazırlanan dokuz maddelik “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi” 9 Ekim’de TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifin 14 Ekim Çarşamba günü Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi bekleniyor.

Düzenleme, fonların malvarlıklarının tasfiye edilmesini, hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı belirlenen değerlerin geri kazanılmasını, sorumlulardan zararların tahsil edilmesini ve elde edilen kaynakların fon pay sahiplerine ödenmesini amaçlıyor. Teklifte kamu bütçesinden kaynak kullanılmaması, ödemelerin tasfiye ve geri kazanım süreçleri üzerinden gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Ara ödemeler için belirlenen bir milyon liralık üst sınır ise yatırımcıların zararlarının hangi ölçüde ve ne zaman karşılanabileceği tartışmasını beraberinde getiriyor.

Ancak krizin büyüklüğü yalnızca tasfiyeye konu edilen fon sayısıyla veya yatırımcıların alacaklarıyla sınırlı değil. Sermaye piyasalarında yatırımcıların tasarrufları, fon yöneticilerinin kararları ve kamu denetim kurumlarının gözetimi altında değerlendiriliyor. Bu nedenle yüz binlerce insanın birikimini ilgilendiren böylesine geniş bir tasfiye süreci, denetim mekanizmalarının neden daha önce etkili olamadığı sorusunu da gündeme getiriyor. Yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik düzenleme, bu sorunun yanıtlanmasının yerine geçmiyor.

“İktidar Krizi Geçiştiriyor, Soruşturulmasını İstemiyor”

YENİ Parti yönetimi, fon krizinin araştırılması amacıyla TBMM’de komisyon kurulması önerisinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesine tepki gösterdi. Parti kurmayları, Meclisin yalnızca zararların ödenmesine ilişkin düzenleme yapan bir kurum olarak değil, krizin ortaya çıkışındaki sorumlulukları araştıran bir denetim organı olarak da görev üstlenmesi gerektiğini savundu.

MYK toplantısında yapılan değerlendirmelerde, iktidarın soruşturmanın kapsamını genişletmek yerine krizi gündemden düşürmeye çalıştığı ileri sürüldü. Parti yöneticileri, 14 Ekim’deki komisyon görüşmelerini bu nedenle önemli bir siyasal mücadele alanı olarak gördüklerini belirterek, “İktidar krizi geçiştiriyor, soruşturulmasını istemiyor. Üstüne gideceğiz” açıklamasını yaptı. Fon krizinin yalnızca mağduriyetlerin giderilmesiyle kapatılamayacağını savunan kurmaylar, “İktidar ne kadar üstünü örtmeye çalışsa da asrın skandalını gündemde tutmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu tartışma, Meclisin yürütme üzerindeki denetim işlevini de yeniden gündeme taşıdı. Muhalefetin araştırma önerilerinin iktidar çoğunluğu tarafından reddedilmesi, özellikle büyük ekonomik krizlerde parlamentonun sorumluların belirlenmesine ne ölçüde katkı sağlayabildiği sorusunu güçlendiriyor. Fon tasfiyesi için yasa çıkarılması ile krizin nedenlerinin araştırılması birbirinin alternatifi değil; kamu kaynaklarının, yatırımcı haklarının ve sermaye piyasalarının güvenilirliğinin korunması bakımından birbirini tamamlaması gereken iki ayrı süreç olarak öne çıkıyor.

214 İsim Tartışması: Masumiyet Karinesi Herkes İçin Aynı mı?

Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri, fon krizi soruşturmasıyla bağlantılı olduğu belirtilen 214 kişinin kimliklerinin açıklanmaması oldu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in isimlerin kamuoyuyla paylaşılmamasını lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesiyle gerekçelendirmesine YENİ Parti yönetiminden tepki geldi.

Parti kurmayları, aynı hukuki güvencelerin muhalefet mensupları hakkında yürütülen soruşturmalarda gözetilmediğini savunarak, “Süreç hukuksuz yürütülüyor, çifte standart uygulanıyor. ‘Lekelenmeme hakkı’ deniyor, ama arkadaşlarımıza karşı işletilen yargı süreçlerinde lekelenmeme hakkı işletilmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı, hakkında soruşturma yürütülen herkesin yararlanması gereken temel hukuki güvenceler arasında bulunuyor. Bununla birlikte, soruşturmanın kamuoyunu ilgilendiren yönlerinin açıklığa kavuşturulması ve kamu görevlilerinin olası sorumluluklarının araştırılması da hesap verebilirlik ilkesinin gereği. Tartışmanın merkezinde, isimlerin açıklanmasından önce, soruşturmaların siyasal konumdan bağımsız ve eşit hukuki ölçütlerle yürütülüp yürütülmediği sorusu yer alıyor.

YENİ Parti’nin eleştirisi de bu noktada yoğunlaşıyor. Parti yönetimi, muhalefet temsilcileri hakkında yürütülen soruşturmalarda kamuoyuna yansıyan suçlamalar ile fon krizinde adı geçtiği belirtilen kişilere yönelik gizlilik yaklaşımı arasında farklılık bulunduğunu ileri sürüyor. Ancak soruşturmada adı geçen herkesin suç işlediği sonucuna varılamayacağı gibi, kişilerin kimliklerinin gizli tutulması da tek başına hukuka aykırı bir koruma sağlandığını kanıtlamıyor. Hukuki güvencelerin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığı, somut soruşturma işlemleri üzerinden değerlendirilmeyi gerektiriyor.

Ümit Özlale’nin Verdiği Süre Doldu, Yeni İsim Açıklanmadı

YENİ Parti’nin fon krizini izlemek amacıyla oluşturduğu kriz masası adına açıklamalarda bulunan İzmir Milletvekili Ümit Özlale, geçen hafta iktidara pazartesi gününe kadar süre tanımıştı. Ancak 12 Ekim’de gerçekleştirilen MYK toplantısının ardından yeni bir isim açıklanmadı.

Parti yönetimi, yeni isim açıklanmamasının krizin takibinden vazgeçildiği anlamına gelmediğini belirtti. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, iktidarın elindeki bilgilere ulaşmanın kolay olmadığını ifade ederek yeterli doğrulama sağlandığında açıklama yapılacağını söyledi. Kurmaylar ise eski AK Parti milletvekili ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında daha önce gündeme getirilen iddiaların unutulmaması gerektiğini savundu. Kaya’nın adının siyasi tartışmalarda geçmesi, hakkında ileri sürülen iddiaların doğrulandığı veya suç işlediğinin kanıtlandığı anlamına gelmiyor.

YENİ Parti’nin yeni bir isim açıklamadan krizi gündemde tutma kararı, muhalefetin iddialarını doğrulanabilir bilgilerle destekleme sorumluluğunu da öne çıkarıyor. Fon piyasalarındaki ilişkilerin açıklığa kavuşturulması, yalnızca siyasal açıklamalara değil, mali hareketlerin, şirket bağlantılarının, denetim raporlarının ve varsa hukuka aykırı işlemlerin somut belgelerle ortaya konulmasına bağlı bulunuyor.

Yatırımcıların Zararları Karşılanırken Sorumlular da Araştırılacak mı?

Fon krizinin en önemli yönlerinden biri, mali kayıpların nasıl karşılanacağı ile bu kayıpların hangi koşullarda ortaya çıktığı arasındaki ilişki. Tasfiye sürecinin yasal çerçeveye kavuşturulması, yatırımcıların alacaklarının belirlenmesi ve kaybedilen değerlerin geri kazanılması açısından önem taşıyor. Ancak sermaye piyasalarında olağan dışı fiyat hareketlerinin, fon yönetimindeki kararların ve denetim süreçlerinin ayrıntılı biçimde araştırılmaması halinde, benzer sorunların yeniden ortaya çıkmasını önleyecek kurumsal güvencelerin oluşturulması da güçleşiyor.

Krizin toplumsal boyutu, yatırım fonlarında değerlendirilen paranın yalnızca mali tablolardaki rakamlardan oluşmamasında yatıyor. Bu kaynakların içinde bireylerin yıllarca biriktirdiği tasarruflar, ailelerin gelecek planları ve ekonomik güvenlik arayışları bulunuyor. Sermaye piyasalarında yüksek getiri beklentisiyle alınan yatırım riskleri ile piyasa dolandırıcılığı veya bilgi suistimali gibi hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan zararların birbirinden ayrılması, hem yatırımcıların haklarının korunması hem de sorumlulukların doğru belirlenmesi bakımından önem taşıyor.

İktidarın hazırladığı düzenleme, tasfiye sürecinin mali sonuçlarını yönetmeyi amaçlarken, YENİ Parti’nin gündeme getirdiği araştırma talebi krizin ortaya çıkış koşullarına odaklanıyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasal gerilim, önümüzdeki günlerde Mecliste yapılacak görüşmelerin temel tartışma alanlarından birini oluşturacak.

Kongre Takvimi ve İmamoğlu’nun Savunması da MYK Gündemindeydi

Fon krizinin yanı sıra YENİ Parti’nin kuruluş kurultayı hazırlıkları ve il başkanlığı ön seçimleri de MYK toplantısında ele alındı. Partinin 91 milletvekilinin 17-18 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan ön seçimleri illerinde izlemesi kararlaştırıldı. Genel Başkan Özgür Özel’in cumartesi günü Ankara’ya yakın iki ilde ön seçimleri takip etmesi, pazar günü ise memleketi Manisa’da oy kullanması bekleniyor.

Toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun devam eden İBB davası kapsamında bu hafta yapması beklenen savunması da değerlendirildi. Özel’in savunmayı izlemek üzere Silivri’ye gitmesinin planlandığı öğrenildi. Böylece parti yönetiminin önümüzdeki günlerde hem fon krizi üzerinden yürüttüğü ekonomik ve siyasal denetim tartışmasını hem de İBB davasına ilişkin hukuki gelişmeleri gündeminde tutacağı anlaşılıyor.

Fon krizinde gelinen aşama, Türkiye’de sermaye piyasalarının güvenilirliği ile siyasal kurumların hesap verebilirliği arasındaki ilişkiyi yeniden görünür hale getirdi. Yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren tasfiye sürecinin nasıl sonuçlanacağı kadar, bu büyüklükte bir mali sorunun hangi işlemlerle ortaya çıktığı, denetim kurumlarının nasıl davrandığı ve olası sorumluların hangi hukuki süreçlerle belirleneceği de önem taşıyor. Meclisin 14 Ekim’de başlayacak görüşmelerinde yalnızca yatırımcıların ne kadar ödeme alacağı değil, benzer bir krizin yeniden yaşanmaması için hangi önlemlerin alınacağı da yanıt bekleyen sorular arasında bulunuyor.


🔴 Nokta Haber Ajansı (NHA) / Medyascope, Anadolu Ajansı, TBMM, Ekonomim, bianet, Reuters