Avukat Afşin Hatipoğlu, katıldığı televizyon yayını sırasında kendisini “Daltonlar” adlı suç örgütüyle ilişkilendiren kişiler tarafından tehdit edildiğini açıkladı. Yayını terk etmesinin istendiğini, ardından kendisinden 5 milyon lira talep edilerek öldürülmekle tehdit edildiğini belirten Hatipoğlu, suç duyurusunda bulunduğunu ve koruma istediğini duyurdu. İstanbul Emniyetinden aldığı görüşme randevusunun daha sonra iptal edildiğini de açıklayan Hatipoğlu’nun yaşadıkları, organize suç tehdidi karşısında yurttaşların can güvenliğinin nasıl sağlandığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Avukat Afşin Hatipoğlu, 20 Ekim 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı kamuoyu açıklamasında, Sözcü TV’de katıldığı canlı yayın sırasında ve sonrasında ölüm tehdidi aldığını duyurdu. Hatipoğlu’nun anlatımına göre kendisini “Daltonlar” adlı suç örgütüyle ilişkilendiren kişiler, önce televizyon yayınını terk etmesini istedi, ardından 5 milyon lira ödememesi durumunda öldürüleceğini söyledi.
Hatipoğlu, cuma akşamı televizyon yayınındayken uluslararası telefon kodu +63 ile başlayan bir numaradan arandığını, yayında olduğu için telefonu açamadığını belirtti. Daha sonra aynı numaradan gönderilen mesajda, Daltonlar örgütünün yöneticisi olduğu iddia edilen bir kişinin adı verilerek yayını terk etmesinin istendiğini aktardı.
Bu numarayı engellemesinin ardından +62 ile başlayan başka bir numaradan arandığını açıklayan Hatipoğlu, telefondaki kişinin kendisini tanıtarak örgütün liderinden izin aldığını söylediğini belirtti. Hatipoğlu’nun açıklamasına göre arayan kişi, kendisine 5 milyon lira “ceza” kesildiğini, bu parayı ödememesi durumunda öldürüleceğini ifade etti.
Suç Duyurusunda Bulundu, Koruma Talep Etti
Aldığı tehditlerin ardından elindeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulunduğunu ve koruma talep ettiğini açıklayan Hatipoğlu, İstanbul Emniyetiyle görüşme girişimini de kamuoyuyla paylaştı.
Bir emniyet mensubu tanıdığı aracılığıyla İstanbul Emniyetine ulaştığını, yaşadıklarını yetkililerle görüşmek istediğini ve kendisine 20 Ekim için randevu verildiğini belirten Hatipoğlu, daha sonra aranarak konuyu bir karakola anlatması gerektiğinin söylendiğini ve randevusunun iptal edildiğini aktardı.
Hatipoğlu’nun açıklamasında dikkat çeken noktalardan biri de bu gelişme oldu. Ölüm tehdidi aldığını belirten ve koruma talebinde bulunan bir avukatın, yetkililerle görüşmek üzere aldığı randevunun neden iptal edildiği ve güvenliğinin sağlanması için hangi işlemlerin başlatıldığı soruları gündeme geldi.
Hatipoğlu, açıklamasında yaşadıklarına ilişkin herhangi bir siyasi ya da kişisel yorum yapmak istemediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Ülkenin en tehlikeli suç örgütlerinden birinin adı kullanılarak tehdit edildim. Televizyon yayınını terk etmem, istenen 5 milyon lirayı ödemezsem öldürüleceğim söylendi.”
Açıklamasını ise şu sözlerle tamamladı:
“Şu an itibarıyla hayatım tehdit altında. Devletten başka beni koruyacak bir merci, halktan başka da bir dayanağım yok.”
Televizyon Yayınından Ölüm Tehdidine
Hatipoğlu’nun açıklaması, yalnızca bir kişiye yöneltilen tehdidi değil, organize suç örgütlerinin adının kullanılarak insanların kamusal faaliyetlerine müdahale edilmesi sorununu da gündeme taşıdı. Bir avukatın televizyon yayınını terk etmesinin istenmesi, ardından para talebi ve ölüm tehdidiyle karşılaşması, ifade özgürlüğü ile can güvenliğinin aynı olayda kesiştiği bir tablo ortaya koyuyor.
Açıklamada kullanılan telefon numaralarının uluslararası kodlarla başlaması, tehditlerin hangi kişiler tarafından ve nereden yöneltildiği sorusunu da beraberinde getiriyor. Ancak numaraların ülke kodları, arayanların bulundukları yeri ya da kimliklerini tek başına ortaya koymuyor. Hatipoğlu’nun suç duyurusuyla birlikte sunduğunu belirttiği belgelerin incelenmesi, bu bağlantıların açıklığa kavuşturulması bakımından önem taşıyor.
Olayın bir başka yönü de tehditlerin doğrudan para talebine bağlanması. Hatipoğlu’nun anlatımında, kendisine yöneltilen 5 milyon liralık talep bir “ceza” olarak ifade ediliyor. Böylece suç örgütü adı kullanılarak bir kişiye yaptırım uygulanabileceği, ödeme yapmaya zorlanabileceği ve bu talebin ölüm tehdidiyle desteklenebileceği ileri sürülüyor.
Bu tür bir tehdidin kamuoyuna açıklanması, yurttaşların güvenliğinin yalnızca kişisel önlemlere bırakılamayacağını da hatırlatıyor. Devletin temel görevlerinden biri, insanların yaşam hakkını korumak ve tehdit karşısında başvurdukları kurumların etkili biçimde işlemesini sağlamak. Özellikle açık bir ölüm tehdidinin bildirildiği durumlarda koruma taleplerine nasıl karşılık verildiği, kamu kurumlarına duyulan güven açısından belirleyici önem taşıyor.
Afşin Hatipoğlu’nun 20 Ekim tarihli duyurusunun ardından gözler, suç duyurusuna ilişkin yürütülecek işlemlere ve koruma talebine verilecek yanıta çevrildi. Tehditleri yönelten kişilerin kimliklerinin belirlenmesi, suç örgütü adıyla kurdukları ilişkinin araştırılması ve Hatipoğlu’nun güvenliğinin sağlanması, olayın bundan sonraki aşamasındaki temel başlıkları oluşturuyor.
Bir avukatın televizyon yayınından ayrılmaya zorlandığını, 5 milyon lira ödemediği takdirde öldürüleceğini ve can güvenliği için devletten koruma istediğini kamuoyuna duyurmak zorunda kaldığı bir ülkede, asıl soru yalnızca bu tehditleri kimin yaptığı değil, bir yurttaşın yaşam hakkını koruması gereken kurumların bu başvuruya nasıl karşılık verdiğidir.
- NHA (Nokta Haber Ajansı) / Av. Afşin Hatipoğlu’nun 20 Ekim 2026 tarihli kamuoyu açıklaması, X (@AfsinHatipoglu).












