CHP’de dokuz milletvekilinin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi, yalnızca yeni bir parti içi kriz yaratmadı; kısa süre öncesine kadar “mutlak butlan” kararına karşı çıkan bazı isimlerin bugün aynı yönetimin en tartışmalı kararlarına ortak olması, siyasi tutarlılık ve ilkesellik tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Tartışma Disiplin Kararını Aştı
CHP’de dokuz milletvekilinin kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi, parti içi hukuk ve yetki tartışmalarının ötesinde yeni bir siyasi sorgulamayı da beraberinde getirdi. Çünkü karara imza atan MYK üyeleri arasında, geçmiş haftalarda kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda “mutlak butlan” kararına karşı çıkan, çözümün kurultayda olduğunu savunan ve parti tabanının iradesine vurgu yapan isimler de yer alıyor.
Bugün gelinen noktada ise aynı isimlerin, Parti Meclisi çoğunluğunun olağanüstü kurultay talebini dillendirdiği bir süreçte, PM üyesi milletvekillerinin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesine oy vermesi dikkat çekiyor. Parti kulislerinde bu durum, siyasi pozisyon değişikliğinden çok daha fazlası olarak değerlendiriliyor.
İlkesel İtirazdan Makam Sorumluluğuna mı?
Mahkeme kararının ardından oluşan yeni yönetim yapısına katılan bazı isimler, görevi kabul ettikleri gün kamuoyuna “en kısa sürede kurultaya gidilmesi gerektiği” yönünde açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalar, söz konusu isimlerin mevcut tabloyu geçici gördükleri ve parti içi meşruiyet krizinin kurultayla aşılması gerektiğini düşündükleri şeklinde yorumlanmıştı.
Ancak aradan geçen kısa sürede yaşananlar farklı bir tablo ortaya koydu. Kurultay talebinin güçlendiği, Parti Meclisi içinde olağanüstü kurultay için imza çalışmalarının sürdüğü bir dönemde alınan disiplin kararına verilen destek, parti tabanında “söylem ile eylem arasındaki mesafe” tartışmasını büyüttü.
Eleştirilerin merkezinde ise şu soru bulunuyor: Eğer çözüm kurultaysa, neden kurultay talebini yükselten isimler hedef alınıyor?
Siyasette En Büyük Aşınma Tutarlılık Kaybıdır
Siyasette görüş değiştirmek mümkündür. Değişen koşullar karşısında farklı değerlendirmeler yapmak da doğaldır. Ancak kısa süre önce savunulan ilkelerin, makam ve görev değişikliğinin hemen ardından terk edildiği görüntüsü ortaya çıktığında, tartışma siyasi tercihin ötesine geçerek güvenilirlik sorununa dönüşür.
CHP’de yaşanan son kriz tam da bu nedenle yalnızca bir disiplin işlemi olarak görülmüyor. Parti tabanında ve kamuoyunda oluşan rahatsızlığın önemli bir bölümü, ihraç kararının içeriğinden çok, bu kararı destekleyen isimlerin geçmişteki söylemleri ile bugünkü pozisyonları arasındaki belirgin çelişkiden kaynaklanıyor.
Bir yanda “kurultay kaçınılmazdır” diyen açıklamalar, diğer yanda kurultay talebini dillendiren Parti Meclisi üyelerine yönelik disiplin hamlesi bulunuyor. Bu tablo, CHP’de yaşanan tartışmayı hukuki olmaktan çıkarıp siyasi tutarlılık ve ilkesellik eksenine taşıyor.
Asıl Sorgulanan Karar Değil Siyasi Duruş
Bu nedenle CHP’de bugün tartışılan yalnızca dokuz milletvekilinin disipline sevki değil. Tartışılan aynı zamanda, dün meşruiyet ve demokrasi vurgusu yapanların bugün hangi gerekçeyle tam ters yönde konumlandıklarıdır.
Parti içinde yükselen eleştiriler, alınan kararların ötesinde, siyasal pozisyonların ne kadar ilkelere ne kadar makamlara bağlı olarak şekillendiği sorusuna odaklanıyor. Çünkü siyasette kimi zaman bir kararın kendisinden daha fazla tartışılan şey, o kararı kimin ve hangi gerekçeyle aldığıdır.












