Avrupa devletlerinin Atlantik köle ticaretinde taşıdığı yaklaşık 12,5 milyon Afrikalının milyonlarcası Portekiz, Britanya, Fransa, İspanya ve Hollanda bağlantılı ticaret ağları üzerinden Amerika kıtasına götürüldü. Gana’nın öncülüğünde hazırlanan ve köle ticareti için onarıcı adalet çağrısı yapan Birleşmiş Milletler kararı 25 Mart 2026’da kabul edilirken Avrupa Birliği ülkeleri ve Britanya çekimser kaldı. Britanya Başbakanı Andy Burnham ise 31 Ekim’de resmî özür konusunu görüşmeye açık olduğunu, ancak tazminat ödemeyeceklerini açıkladı.
Avrupa’nın köle ticaretiyle hesaplaşmasına ilişkin tartışmalar, 25 Mart 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan oylama ve 31 Ekim’de Britanya Başbakanı Andy Burnham’ın açıklamalarıyla yeniden uluslararası gündeme geldi. Gana’nın sunduğu karar tasarısı, Atlantik üzerinden Afrikalıların köleleştirilmesini insanlığa karşı işlenen en ağır suç olarak tanımladı ve onarıcı adalet çağrısında bulundu. Karar 123 ülkenin desteğiyle kabul edildi. Arjantin, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri karşı oy kullanırken 52 ülke çekimser kaldı. Britanya ve Avrupa Birliği ülkeleri de çekimserler arasındaydı.
Kararın ardından Afrika ve Karayip ülkelerinin tarihsel tazminat talepleri yeniden gündeme geldi. Britanya Başbakanı Burnham, 1–4 Kasım’da Antigua ve Barbuda’da düzenlenecek İngiliz Milletler Topluluğu zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, ülkesinin Atlantik köle ticaretindeki rolü nedeniyle resmî özür taleplerini dinlemeye hazır olduğunu söyledi. Ancak hükümetin mali tazminat ödemeyeceğini belirtti. Burnham, geçmişte işlenen suçlardan bugün yaşayan insanların şahsen sorumlu tutulamayacağını savunarak eski sömürgelerin borç yüklerinin hafifletilmesine yönelik bir girişim önerdi.
Afrika Birliği ve Karayip Topluluğu ise resmî özür, borçların silinmesi, kültürel varlıkların iadesi, eğitim, sağlık, teknoloji aktarımı ve mali tazminatı kapsayan taleplerini sürdürüyor.
12,5 Milyon Afrikalı Atlantik Üzerinden Taşındı
SlaveVoyages araştırma projesinin tarihsel gemi kayıtları, liman belgeleri ve ticaret verilerinden oluşturduğu tahminlere göre 1501–1866 yılları arasında yaklaşık 12 milyon 521 bin Afrikalı, Atlantik üzerinden köle olarak taşınmak üzere gemilere bindirildi. Yaklaşık 10,7 milyon kişi Amerika kıtasına ulaştı. Yaklaşık 1,8 milyon insan ise deniz yolculuğunu tamamlayamadı.
Bu rakamlar yalnızca Atlantik üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatları kapsıyor. Afrika içindeki köle ticareti, Hint Okyanusu ve Sahra üzerinden yürütülen ticaret ağları ile insanların yakalanması, kıyılara götürülmesi ve kölelik altında çalıştırılması sırasında yaşanan ölümler bu toplamın dışında kalıyor.
Kayıtlara göre Portekiz ve Brezilya bağlantılı gemiler yaklaşık 5,85 milyon, Britanya gemileri 3,26 milyon, Fransa bağlantılı gemiler 1,38 milyon, İspanya ve Uruguay bağlantılı gemiler 1,06 milyon, Hollanda gemileri ise 554 bin Afrikalıyı taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri bağlantılı gemiler yaklaşık 305 bin, Danimarka ve Baltık bağlantılı gemiler 111 bin kişiyi köle ticareti kapsamında sevk etti.
Portekiz, İspanya, Britanya, Fransa ve Hollanda’nın sömürge topraklarında şeker kamışı, pamuk, tütün, kahve ve başka ürünlerin üretimi köleleştirilmiş insanların emeğine dayandı. Bu ürünler Avrupa pazarlarına taşındı; ticaret gemileri, liman işletmeleri, sigorta şirketleri, bankalar ve ticaret ortaklıkları üzerinden geniş bir ekonomik ağ oluştu.
Afrika kıyılarındaki ticaretin bazı aşamalarında yerel yöneticiler ve Afrikalı tüccarlar da yer aldı. Ancak Atlantik taşımacılığının büyük bölümünü Avrupa bağlantılı gemiler gerçekleştirdi; Amerika kıtasındaki sömürge yönetimleri köle mülkiyetini yasalarla düzenledi ve plantasyon üretimini bu sistem üzerinde sürdürdü.
Portekiz: En Büyük Taşıyıcılardan Biri, Tazminata Ret
Atlantik köle ticaretinin erken döneminde Portekizli denizciler ve tüccarlar önemli rol üstlendi. 15. yüzyılda Afrika kıyılarında kurulan ticaret merkezleri, sonraki yüzyıllarda Brezilya’ya yönelen büyük köle ticareti ağlarının parçası oldu.
Portekiz ve Brezilya bağlantılı gemilerin taşıdığı yaklaşık 5,85 milyon Afrikalı, Atlantik köle ticaretinin toplamının neredeyse yarısına karşılık geliyor. Brezilya, 1888’de köleliği kaldıran son Amerika ülkesi oldu.
Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa, Nisan 2024’te ülkesinin köle ticareti ve sömürgecilik geçmişi nedeniyle sorumluluk üstlenmesi gerektiğini açıkladı. Eski sömürgelerin borçlarının silinmesi ve mali destek sağlanması gibi seçenekleri gündeme getirdi.
Ancak Portekiz hükümeti, aynı ay yaptığı açıklamada eski sömürgelere tazminat ödenmesine yönelik herhangi bir program başlatmayacağını bildirdi. Hükümet, tarihsel gerçeklerin tanınması ve eski sömürgelerle eğitim, kültür, sağlık ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi yönündeki politikalarını sürdüreceğini açıkladı.
Eylül 2026’da Portekiz hükümetinin tazminat konusunda müzakereleri kabul ettiği yönünde yeni iddialar ortaya atıldı. Hükümet bu iddiaları reddetti ve tazminat konusundaki tutumunu değiştirmediğini bildirdi.
Britanya: Köle Ticaretinden Sanayi Sermayesine
Britanya, özellikle 18. yüzyılda Atlantik köle ticaretinin başlıca merkezlerinden biri haline geldi. Liverpool, Bristol ve Londra’daki tüccarlar Afrika’dan Amerika kıtasına insan taşıyan gemilerin finansmanında ve işletilmesinde rol aldı.
Britanya bağlantılı gemilerle yaklaşık 3,26 milyon Afrikalı taşındı. Karayipler’deki Britanya sömürgelerinde şeker plantasyonları, Kuzey Amerika’daki sömürgelerde ise farklı tarımsal üretim alanları köleleştirilmiş insanların emeğine dayandı.
Köle ticaretinden elde edilen gelirler gemicilik, sigortacılık, bankacılık ve ticaret alanlarında birikime katıldı. Köle emeğiyle üretilen pamuk da Britanya’nın gelişen tekstil sanayisinin hammadde kaynaklarından biri oldu. Köle ticaretinin sanayi devrimindeki toplam ekonomik ağırlığı konusunda tarihçiler arasında farklı hesaplamalar bulunmakla birlikte liman kentleri, ticaret şirketleri ve finans kuruluşlarının kölelik ekonomisiyle ilişkileri tarihsel kayıtlarda yer alıyor.
Britanya Parlamentosu 1807’de köle ticaretini yasakladı. 1833 tarihli yasayla Britanya İmparatorluğu’nun büyük bölümünde köleliğin kaldırılması kararlaştırıldı. Ancak özgür bırakılan köleleştirilmiş insanlara tazminat ödenmedi.
Buna karşılık Britanya hükümeti, köle sahiplerine mülkiyet kayıpları karşılığında 20 milyon sterlin tazminat ayırdı. Dönemin kamu harcamaları içinde çok büyük bir tutara karşılık gelen ödeme, devlet borçlanmasıyla finanse edildi. Bu borçlanmanın daha sonraki yeniden finansman işlemleriyle bağlantılı son kamu borcu ödemeleri 2015’te tamamlandı.
Köle sahiplerine yapılan ödemelerle ilgili kayıtlar, University College London bünyesinde yürütülen araştırmalarla yeniden incelendi. Araştırmalarda köle sahiplerinin isimleri, sahip oldukları insanların sayısı ve kendilerine yapılan ödemeler belgelendi.
Britanya hükümeti 2024 ve 2025 yıllarında yaptığı açıklamalarda tarihsel köle ticaretinin ağır sonuçlarını kabul etmekle birlikte tazminat ödemeyeceğini bildirdi.
31 Ekim 2026’da Başbakan Andy Burnham da bu tutumu sürdürdü. Burnham, Karayip ülkeleriyle yapılandırılmış görüşmeler yapılabileceğini ve resmî özür taleplerinin dinlenebileceğini belirtirken mali tazminatı reddetti. Borçların daha uzun vadelerde ve daha düşük faizlerle ödenmesine yönelik yeni bir uluslararası girişim önerdi.
Fransa: Kölelik Kaldırıldı, Haiti’den Tazminat Alındı
Fransa’nın Atlantik köle ticaretindeki rolü özellikle Nantes, Bordeaux ve La Rochelle limanları üzerinden gelişti. Fransız sömürgelerinde şeker ve kahve üretimi köleleştirilmiş Afrikalıların emeğine dayanıyordu.
Fransa bağlantılı gemiler yaklaşık 1,38 milyon Afrikalıyı Atlantik üzerinden taşıdı. Saint-Domingue, 18. yüzyılın sonlarında Fransa’nın en değerli sömürgelerinden biri haline geldi.
1791’de Saint-Domingue’de başlayan köle ayaklanması, uzun süren savaşların ardından 1804’te Haiti’nin bağımsızlığıyla sonuçlandı. Haiti, köleliğe karşı başarılı bir devrim sonucunda kurulan ilk bağımsız devletlerden biri oldu.
Fransa, Haiti’nin bağımsızlığını 1825’te tanıma koşulu olarak 150 milyon altın frank tazminat ödemesini istedi. Bu tutar daha sonra 90 milyon franka indirildi. Haiti’nin yaptığı ödemeler ve bunların finansmanı için üstlendiği borçlar, ülkenin mali kaynaklarını uzun yıllar etkiledi. Borç ilişkileri 1947’ye kadar sürdü.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Nisan 2025’te Haiti’ye dayatılan bu tazminatı tarihsel bir adaletsizlik olarak nitelendirdi. İki ülkenin ortak geçmişini araştırmak üzere tarihçilerden oluşan bir komisyon kurulacağını açıkladı. Ancak Haiti’nin mali tazminat taleplerini kabul etmedi.
Fransa, 2001’de kabul edilen Taubira Yasası’yla köle ticaretini ve köleliği insanlığa karşı suç olarak tanıdı. Buna karşın devletin tarihsel köle ticareti nedeniyle genel bir mali tazminat programı oluşturulmadı.
Hollanda: Resmî Özür ve 200 Milyon Avroluk Fon
Hollanda, 17. yüzyıldan itibaren Atlantik ticaretinde önemli bir güç haline geldi. Hollanda Batı Hindistan Şirketi, Afrika kıyılarındaki ticaret merkezleriyle Amerika kıtasındaki sömürgeler arasında köle ticareti yürüttü.
Hollanda bağlantılı gemilerle yaklaşık 554 bin Afrikalı taşındı. Surinam ve Karayip adalarındaki plantasyonlarda köleleştirilmiş insanlar çalıştırıldı. Amsterdam’daki tüccarlar ve finans kuruluşları sömürge ticaretine yatırım yaptı.
Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 19 Aralık 2022’de devlet adına resmî özür diledi. Rutte, özrünü köleleştirilmiş insanlara ve onların günümüzde yaşayan torunlarına yöneltti.
Hollanda Kralı Willem-Alexander da 1 Temmuz 2023’te kölelik geçmişi nedeniyle resmî özür açıklamasında bulundu.
Hollanda hükümeti, kölelik tarihinin araştırılması, eğitim programları, müzeler, kültürel miras çalışmaları ve köleliğin günümüzdeki etkilerine yönelik projeler için 200 milyon avroluk fon oluşturdu. Fonun 100 milyon avrosu kamu programlarına, diğer 100 milyon avrosu topluluk temelli girişimlere ayrıldı.
Ancak bu fon, köleleştirilmiş insanların torunlarına bireysel mali tazminat ödenmesi amacıyla oluşturulmadı. Hollanda’nın resmî özür ve tarihsel araştırma programları, Afrika ve Karayip ülkelerinin daha kapsamlı onarıcı adalet taleplerinden ayrı bir çerçevede yürütülüyor.
İspanya, Danimarka ve Belçika’nın Tarihsel Sorumlulukları
İspanya, Amerika kıtasındaki sömürge yönetimlerinin kurulmasında ve köle emeğinin kullanılmasında önemli rol oynadı. İspanyol sömürgelerinde özellikle Küba ve Porto Riko’da şeker üretimi köleleştirilmiş Afrikalıların emeğine dayandı.
İspanya bağlantılı gemilerle yaklaşık 1,06 milyon Afrikalı taşındı. Küba’da kölelik 1886’da kaldırıldı. İspanya’da tarihsel köle ticareti üzerine akademik araştırmalar ve kamusal tartışmalar sürerken devletin kapsamlı bir mali tazminat programı bulunmuyor.
Danimarka da Karayipler’deki Saint Thomas, Saint John ve Saint Croix adalarında köle emeğine dayalı sömürge ekonomisi kurdu. Danimarka bağlantılı gemiler yaklaşık 111 bin Afrikalıyı Atlantik üzerinden taşıdı. Danimarka Batı Hint Adaları, 1917’de Amerika Birleşik Devletleri’ne satıldı ve bugünkü ABD Virjin Adaları haline geldi.
Belçika’nın sömürgecilik geçmişi ise özellikle Kongo’daki zorla çalıştırma, şiddet ve kaynakların Avrupa’ya aktarılmasıyla bağlantılı. Kongo’daki sömürge sömürüsü, Atlantik köle ticaretinin başlıca döneminden daha sonraki yıllarda yoğunlaştı. Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel yönetimi altında 1885’te kurulan Kongo Özgür Devleti’nde kauçuk ve fildişi üretimi için zorla çalıştırma uygulandı.
Belçika Kralı Philippe, 2022’de Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyarette sömürge dönemindeki şiddet ve aşağılamalar nedeniyle derin üzüntülerini dile getirdi. Ancak açıklama, Belçika devleti adına kapsamlı bir mali tazminat taahhüdü içermedi.
Köleliğin Kaldırılmasından Sonra da Ekonomik İlişkiler Sürdü
Avrupa devletleri 19. yüzyılda köle ticaretini ve köleliği farklı tarihlerde kaldırırken sömürge yönetimleri devam etti. Afrika’daki toprakların Avrupa devletleri arasında paylaşılması, özellikle 1884–1885 Berlin Konferansı’nın ardından hızlandı.
Britanya, Fransa, Belçika, Portekiz, Almanya ve diğer sömürge güçleri Afrika’daki maden, tarım ve ticaret kaynakları üzerinde kontrol kurdu. Zorunlu çalışma uygulamaları, vergi yükümlülükleri, arazi düzenlemeleri ve sömürge şirketlerine verilen ayrıcalıklar ekonomik ilişkilerin parçası oldu.
- yüzyılın ortalarında Afrika ülkelerinin önemli bir bölümü bağımsızlığını kazandı. Ancak sömürge döneminde oluşturulan ihracat yapıları, altyapı ağları, ticaret bağlantıları ve finansal ilişkiler bağımsızlık sonrasında da ekonomik yaşamı etkiledi.
Bugün Afrika ve Karayip ülkelerinin onarıcı adalet talepleri, köle ticaretinin yanı sıra sömürge dönemindeki mülkiyet kayıplarını, zorla çalıştırmayı, kültürel varlıkların götürülmesini ve bağımsızlık sonrasındaki borç ilişkilerini de kapsıyor.
Afrika Birliği Tazminat Talebini Ortak Politikaya Dönüştürdü
Afrika Birliği, 2025 yılını Afrikalılar ve Afrika kökenli insanlar için tazminat yoluyla adalet yılı ilan etti.
Afrika Birliği ülkeleri, tarihsel köle ticareti, sömürgecilik ve ırk ayrımcılığı politikalarının sonuçlarına ilişkin ortak bir tutum oluşturulması için çalışmalar yürüttü. Uzman komiteleri, onarıcı adalet fonları, kültürel mirasın iadesi ve uluslararası müzakere mekanizmaları gündeme alındı.
Gana, bu çalışmaların ardından Mart 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna Atlantik köle ticareti ve Afrikalıların köleleştirilmesine ilişkin karar tasarısı sundu.
25 Mart’taki oylamada 123 ülke karar lehinde oy kullandı. ABD, İsrail ve Arjantin karşı oy verirken 52 ülke çekimser kaldı. Avrupa Birliği ülkeleri ve Britanya’nın çekimser tutumu, Avrupa devletlerinin tarihsel köle ticaretindeki rolleriyle onarıcı adalet taleplerine karşı bugünkü yaklaşımlarını aynı oylamada karşı karşıya getirdi.
Avrupa Birliği temsilcileri, kararın suçlar arasında bir ağırlık sıralaması oluşturması ve geçmişteki eylemlere bugünkü uluslararası hukuk kurallarının uygulanması konularında hukuki itirazlar dile getirdi.
Karar hukuken bağlayıcı değil. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda köle ticaretinin tarihsel sonuçları ve onarıcı adalet talepleri hakkında geniş çoğunlukla kabul edilen uluslararası bir belge niteliği taşıyor.
Karayip Ülkeleri Borçların Silinmesini ve Kaynakların İadesini İstiyor
Karayip Topluluğu CARICOM, 2013’te kurduğu Tazminat Komisyonuyla Avrupa devletlerine yönelik ortak talepler hazırladı.
CARICOM’un on maddelik onarıcı adalet planında resmî özür, Afrika’ya dönmek isteyenlerin desteklenmesi, yerli halkların kalkınması, kültür kurumlarının kurulması, sağlık ve eğitim yatırımları, tarihsel bilginin geliştirilmesi, psikolojik rehabilitasyon, teknoloji aktarımı ve borçların silinmesi yer aldı.
Temmuz 2026’da Saint Lucia’da düzenlenen CARICOM liderler toplantısında planın güncellenmiş biçimi kabul edildi. Eylül ayında Barbados’ta gerçekleştirilen Üçüncü Bölgesel Tazminat Konferansı’nda Avrupa devletleriyle müzakereler ve Afrika Birliği ile ortak çalışmalar yeniden ele alındı.
CARICOM yetkilileri, kölelik döneminde elde edilen kazançların Avrupa devletleri ve şirketleri tarafından biriktirildiğini, köleleştirilmiş insanların torunlarının ise sömürge döneminden kalan toplumsal ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu savunuyor.
Britanya’nın 31 Ekim’deki açıklamasının ardından Antigua ve Barbuda Başbakanı Gaston Browne, borçların hafifletilmesine yönelik önerileri olumlu karşıladıklarını ancak onarıcı adalet taleplerinden vazgeçmediklerini bildirdi.
Avrupa’da Özürler, Müzeler ve Şirket Araştırmaları
Avrupa’da son yıllarda köle ticaretiyle bağlantılı şirketler, üniversiteler, kiliseler, bankalar ve kent yönetimleri hakkında araştırmalar arttı.
Britanya’da köle sahiplerine ödenen tazminatların kayıtları yayımlandı. Liverpool ve Bristol’daki köle ticareti geçmişi müze ve araştırma programlarına konu oldu. Hollanda’da Amsterdam Belediyesi ve çeşitli kurumlar tarihsel köle ticaretindeki rollerine ilişkin araştırmalar yaptırdı.
Bazı üniversiteler, tarihsel bağışlarının ve kurumsal varlıklarının kölelik ekonomisiyle ilişkilerini inceleyen programlar başlattı. Kiliseler ve finans kuruluşları da köle ticaretiyle bağlantılı geçmiş faaliyetlerine ilişkin açıklamalar yayımladı.
Ancak Avrupa devletlerinin uygulamaları arasında farklılıklar bulunuyor. Hollanda resmî özür ve özel fon oluştururken Portekiz hükümeti mali tazminat programını reddetti. Britanya resmî özür konusunu görüşmeye açık olduğunu açıklasa da mali tazminat ödemeyeceğini yineledi. Fransa, Haiti’ye dayatılan bağımsızlık tazminatını tarihsel adaletsizlik olarak kabul etti ancak yeni bir ödeme programı açıklamadı.
Köle Sahiplerine Tazminat Ödendi, Köleleştirilenlerin Torunları Hâlâ Talepte Bulunuyor
Britanya’nın 1833’te köleliğin kaldırılmasının ardından köle sahiplerine 20 milyon sterlin tazminat ödemesi, bugünkü tartışmalarda yeniden gündeme getirilen tarihsel belgeler arasında bulunuyor.
Fransa’nın Haiti’den bağımsızlığını tanıma karşılığında 1825’te tazminat istemesi ve Haiti’nin bu borç ilişkisini uzun yıllar sürdürmesi de Afrika ve Karayip ülkelerinin başvurdukları tarihsel örneklerden biri.
Bu iki olayda da köle sahiplerinin mülkiyet kaybı veya eski sömürge yönetiminin ekonomik kaybı mali ödeme konusu yapılırken köleleştirilmiş insanların kaybettikleri özgürlük, emek ve yaşam olanakları için aynı kapsamda bir ödeme gerçekleştirilmedi.
Aradan geçen yaklaşık iki yüzyılın ardından Britanya, Portekiz ve Fransa’nın tazminata ilişkin çekinceleri sürüyor. Hollanda ise tarihsel sorumluluğu kabul ederek özür ve toplumsal projeler için fon oluşturmuş durumda.
Afrika Birliği ve CARICOM, Avrupa devletlerinden yalnızca geçmişin tanınmasını değil, tarihsel sömürüyle bağlantılı ekonomik ve toplumsal sonuçlar için somut düzenlemeler yapılmasını talep ediyor.
2026 yılının sonuna yaklaşılırken Avrupa devletleriyle Afrika ve Karayip ülkeleri arasındaki görüş ayrılığı Birleşmiş Milletler oylamasına, İngiliz Milletler Topluluğu toplantılarına ve ikili diplomatik ilişkilere taşınmış bulunuyor.
Atlantik köle ticaretinde milyonlarca Afrikalıyı taşıyan Avrupa devletlerinin bugünkü hükümetleri, tarihsel sorumluluk konusunda farklı düzeylerde kabul ve özür açıklamaları yaparken mali tazminat taleplerinin büyük bölümünü karşılamıyor.
Köle sahiplerinin mülkiyet kaybı için kamu kaynaklarından tazminat ödenmiş bir tarihin ardından, köleleştirilen insanların torunlarının talep ettiği onarıcı adaletin ekonomik karşılığı hangi devletler tarafından, hangi koşullarda üstlenilecek?
- NHA / SlaveVoyages Trans-Atlantic Slave Trade Database, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve BM Gana Ofisi, Afrika Birliği, CARICOM Tazminat Komisyonu, Britanya Parlamentosu, Hollanda Hükümeti, Portekiz Hükümeti, University College London köle sahipliği araştırmaları, Reuters, Associated Press, BBC, Caribbean Development Portal — 2024–31 Ekim 2026.












