Fransa’da eğitim koşullarına ve hayat pahalılığına karşı başlayan, Avrupa’nın birçok ülkesine yayılan gençlik protestoları İsviçre’ye de ulaştı. 31 Ekim gecesi Zürih ve Basel’de yüzlerce kişi sokaklara çıkarken gösteriler polisle çatışmalara dönüştü. Gençlerin ekonomik güvencesizlik, sosyal harcamalardaki kesintiler ve gelecek kaygısı etrafında büyüyen tepkileri, İsviçre’de 20 Kasım için hazırlanan uluslararası gençlik greviyle yeni bir boyut kazanıyor. Avrupa’nın en yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerinden birinde de yükselen itiraz, genç kuşakların yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, kendilerine sunulan geleceği sorguladığını gösteriyor.
Avrupa’da haftalardır süren öğrenci ve gençlik protestoları, 31 Ekim Cumartesi gecesi İsviçre’nin Zürih ve Basel kentlerine ulaştı. Fransa’daki gösterilere gönderme yapan sloganlarla düzenlenen eylemlere yüzlerce kişi katıldı. Her iki kentte de resmi izin alınmadan gerçekleştirilen yürüyüşler sırasında barikatlar kuruldu, bazı araç ve çöp konteynerleri ateşe verildi, polis göstericilere tazyikli su, göz yaşartıcı gaz ve plastik mermilerle müdahale etti. İsviçre’nin ekonomik istikrarı ve toplumsal uzlaşma geleneğiyle tanınan kentlerinde yaşanan bu gelişmeler, Avrupa’nın farklı ülkelerinde biriken gençlik hoşnutsuzluğunun ortak nedenlerini yeniden gündeme getirdi.
Göstericiler, Fransa’daki protestolarla dayanışmayı ifade eden On en a marre – en Suisse aussi (Bıktık artık, İsviçre’de de) sloganıyla sokağa çıktı. Almanya’daki gençlik eylemlerinde kullanılan GenZ regelt! (Z kuşağı işi ele alıyor) çağrısı da İsviçre’deki protestoların duyurularında yer aldı. Eylemlerin ortak bir merkezden yönetildiğine ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmamakla birlikte, sloganların ülkeler arasında dolaşıma girmesi ve benzer taleplerin öne çıkması, gençlik hareketleri arasındaki etkileşimi ortaya koydu.
Zürih’te Barikatlar, Basel’de Polis Müdahalesi
Zürih’teki gösteri, 31 Ekim gecesi saat 22.30 sıralarında kentin merkezi bölgelerinden Langstrasse’de başladı. Aralarında Cadılar Bayramı maskeleri takanların da bulunduğu yüzlerce kişi, havai fişekler ve meşaleler eşliğinde Helvetiaplatz’a doğru yürüdü. Meydana ulaşılmasının ardından bazı göstericiler otobüs durağına zarar verdi, çöp konteynerleri, bisikletler ve çeşitli eşyalardan oluşturulan barikatlar ateşe verildi.
Polis, kalabalığı dağıtmak amacıyla tazyikli su kullandı. Göstericilerden bazıları farklı sokaklarda çöp konteynerlerini ve bir otomobili ateşe verdi; bazı iş yerlerinin vitrinleri zarar gördü. Polis açıklamasına göre güvenlik güçlerine havai fişek, şişe ve taş atıldı. Polis de göz yaşartıcı gaz ve plastik mermilerle karşılık verdi. Çatışmalar gece 01.30 sıralarına kadar sürdü.
Zürih polisi, bir sağlık acil durumuna müdahale etmek isteyen polis devriyesinin kalabalığın saldırısına uğradığını, aracın zarar gördüğünü ve görevlilerin olay yerinden çekilmek zorunda kaldığını bildirdi. Bu sırada bacağından ağır yaralanmış bir gence yardım ulaştırılmasının engellendiği açıklandı. Gencin yaralanmasının gösterilerden kaynaklandığına ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmuyor.
Basel’de ise yaklaşık 150 kişi saat 21.00 sıralarında kent merkezinde toplandı. Yapılan konuşmaların ardından göstericiler Ren Nehri üzerindeki Mittlere Rheinbrücke Köprüsü’nü geçerek Marktplatz’a, oradan da St. Johann bölgesine yürüdü. Yürüyüşün ilerleyen saatlerinde bazı göstericilerin çöp konteynerleri ve metal bariyerlerden oluşturduğu barikatları ateşe vermesi üzerine polis müdahalede bulundu.
Her iki kentteki gösterilerde maddi hasar ve şiddet olayları yaşanırken, eylemlerin tamamının şiddet içeren faaliyetlerden oluştuğu söylenemiyor. Protestoların büyüklüğü, katılımcıların toplumsal bileşimi ve eylemlerdeki örgütlü grupların ağırlığı konusunda henüz ayrıntılı ve bağımsız bir değerlendirme bulunmuyor.
İsviçre’de 20 Kasım İçin Gençlik Grevi Hazırlığı
Zürih ve Basel’deki sokak gösterilerinden önce İsviçre’de daha geniş kapsamlı bir gençlik hareketinin hazırlıkları başlamıştı. İsviçre Sosyalist Gençlik Örgütü (JUSO), öğrenci toplulukları ve çeşitli sol gençlik grupları, 20 Kasım’da ülke çapında gerçekleştirilecek bir gençlik grevi için çalışmalar yürütüyor.
Grevin temel talepleri arasında askerî harcamaların artırılmasına son verilmesi, sosyal güvenlik ve eğitim bütçelerindeki kesintilerin durdurulması, sağlık hizmetleriyle konut alanına daha fazla kamu kaynağı ayrılması ve iklim politikalarının güçlendirilmesi bulunuyor.
İsviçre’deki hazırlıklar, Fransa’da eylül ayında başlayan öğrenci protestolarından daha önce, yaz aylarında oluşturulan uluslararası bir girişime dayanıyor. 10 Ağustos’ta yapılan ilk çağrıyla Avrupa’nın farklı ülkelerindeki gençlik örgütleri 20 Kasım için ortak eylem hazırlıklarına başlamıştı. Dolayısıyla İsviçre’deki planlı grev, Fransa’daki gösterilerin doğrudan sonucu değil; ancak son haftalarda Avrupa’da büyüyen protestolar bu hazırlıkların görünürlüğünü artırdı.
JUSO Başkanı Mirjam Hostetmann, gençlerin Avrupa’da artan askerî harcamalar ile sosyal güvenlik alanındaki tasarruf politikalarına karşı ortak bir mücadele yürütmek istediğini açıkladı. Hostetmann, Fransa’daki şiddet olaylarını kınadıklarını ve İsviçre’de barışçıl gösteriler düzenlenmesini amaçladıklarını belirtti.
Öte yandan İsviçre Halk Partisinin gençlik örgütü başkanı Nils Fiechter, Fransa’daki şiddet olaylarına dikkat çekerek planlanan grevin ülkenin iç güvenliği açısından tehlike oluşturabileceğini savundu. Böylece henüz gerçekleşmemiş 20 Kasım grevi, İsviçre siyasetinde gösteri hakkı ile kamu güvenliği arasındaki tartışmanın da konusu haline geldi.
Lozan’da Öğrencilerin Gündemi: Geçim ve Eğitim
İsviçre’deki gençlik hareketinin toplumsal nedenleri, üniversitelerde yürütülen hazırlıklarda daha belirgin hale geliyor. Lozan Üniversitesinde gerçekleştirilen ilk öğrenci genel kuruluna yaklaşık yüz kişi katıldı. Öğrenciler, 20 Kasım grevi kapsamında üniversitede grev gözcülüğü ve ortak yemek etkinlikleri düzenlemeyi planlıyor.
Hazırlıklara katılan bir öğrenci temsilcisi, öğrencilerin önemli bir bölümünün üniversite yemekhanesindeki fiyatları karşılayamadığını belirterek ekonomik koşulların gündelik öğrenci yaşamını zorlaştırdığını anlattı. Öğrenci temsilcisinin aktardığına göre öğrencilerin yüzde 60’ı fiyatların yüksekliği nedeniyle yemekhaneden yararlanamıyor. Bu oran, öğrencilerin açıklamasına dayanıyor; ülke genelini temsil eden bağımsız bir araştırma sonucu olarak değerlendirilmemeli.
İsviçre’de yüksek ücretler ve gelişmiş kamu hizmetleri, yaşam maliyetlerinin bütün toplumsal kesimler açısından kolay karşılandığı anlamına gelmiyor. Özellikle büyük kentlerde barınma giderleri, sağlık sigortası primleri, ulaşım ve eğitimle bağlantılı harcamalar, öğrencilerin ve çalışma yaşamına yeni katılan gençlerin bütçelerinde önemli yer tutuyor.
Gençlik örgütlerinin itirazı yalnızca bireysel harcamaların artmasıyla sınırlı değil. Kamu bütçesinin hangi alanlara öncelik verdiği de protestoların temel başlıklarından birini oluşturuyor. İsviçre’nin 2025–2028 dönemi için askerî harcamalara yaklaşık 29,8 milyar İsviçre frangı ayırma hedefi, gençlik örgütlerinin sosyal harcamalarla askerî harcamalar arasında kurduğu karşılaştırmada öne çıkıyor.
Bu karşılaştırma, kamu kaynaklarının dağıtımı üzerine somut bir siyasi tartışmaya dayanıyor. Gençlik örgütleri savunma harcamalarındaki artışa karşı eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, konut ve çevre alanlarına daha fazla yatırım yapılmasını istiyor. Hükümetlerin savunma harcamalarını artırma gerekçeleri ise Avrupa’daki güvenlik ortamı ve askerî kapasitenin güçlendirilmesi ihtiyacına dayanıyor.
Avrupa’nın Farklı Kentlerinde Benzer Talepler
İsviçre’deki gelişmeler, Avrupa’da eylül ayından bu yana genişleyen gençlik protestolarının son halkalarından biri oldu. Fransa’da öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve yetersiz eğitim olanaklarına karşı başlayan eylemler, kısa sürede hayat pahalılığına, konut sorununa ve kamu harcamalarındaki önceliklere yönelik daha geniş bir itiraza dönüştü.
Belçika’da öğrenciler eğitim koşullarına karşı sokaklara çıkarken, İtalya’da üniversite öğrencileri yüksek kiralar ve barınma olanaklarının yetersizliği nedeniyle protestolar düzenledi. Avusturya’da üniversite bütçelerinde planlanan kesintilere karşı öğrencilerle üniversite çalışanları birlikte yürüdü. Almanya’da ise 31 Ekim’de otuzdan fazla kentte düzenlenen gösterilerde eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve iklim korumasına daha fazla kaynak ayrılması istendi.
Bu hareketlerin talepleri ve örgütlenme biçimleri ülkeden ülkeye değişiyor. Bazı ülkelerde lise öğrencileri öncülük ederken, bazılarında üniversite öğrencileri, sendikalar ve kiracı örgütleri protestolara katılıyor. Avrupa genelinde tek bir örgütsel merkezden yönetilen birleşik bir öğrenci hareketi bulunmuyor. Ancak eğitim ve barınma giderlerinin artması, çalışma yaşamındaki güvencesizlik ve kamu hizmetlerinin finansmanı konusunda benzer sorunların farklı ülkelerde protestolara yol açtığı görülüyor.
İsviçre’nin bu hareketler içindeki yeri de kendine özgü. Fransa’da eğitim sisteminin koşulları öne çıkarken İsviçre’de 20 Kasım için hazırlanan grevin merkezinde askerî harcamalar, sosyal bütçeler ve gençlerin geleceğe ilişkin beklentileri bulunuyor. Zürih ve Basel’de 31 Ekim gecesi yaşanan gösteriler ise Avrupa’daki gençlik protestolarıyla doğrudan dayanışma sloganları taşıması bakımından farklılaşıyor.
Avrupa Konseyi’nden Gösteri Hakkı Uyarısı
Avrupa’da protestoların bazı kentlerde şiddet olaylarına dönüşmesi, hükümetlerin güvenlik önlemlerini ve gösteri hakkının sınırlarını da tartışmaya açtı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve İsviçre’nin eski Federal Konsey üyesi Alain Berset, 29 Ekim’de yaptığı değerlendirmede gençlerin barışçıl gösteri düzenleme hakkının korunması gerektiğini vurguladı.
Berset, Avrupa’nın farklı ülkelerinde ortaya çıkan protestoların nedenlerinin birbirinden farklı olduğunu, ancak gençlerin gelecek beklentilerindeki zayıflamanın ortak bir sorun oluşturduğunu belirtti. Savaşlar, ekonomik belirsizlikler, iklim krizi ve toplumsal güvencesizliklerin genç kuşakların geleceğe duyduğu güveni aşındırdığını söyledi.
Şiddet olaylarını açık biçimde kınayan Berset, bu olayların barışçıl gösteri hakkının sınırlandırılmasına gerekçe yapılmaması gerektiği uyarısında bulundu. Demokratik toplumlarda farklı görüşlerin ifade edilmesi ve insanların taleplerini kamusal alanda dile getirmesinin temel bir hak olduğunu hatırlattı.
Bu açıklama, İsviçre’de 20 Kasım için hazırlanan grev öncesinde ayrıca önem kazandı. Çünkü Zürih ve Basel’deki çatışmaların ardından tartışmanın yalnızca gençlerin talepleri üzerinden değil, gösterilerin güvenlik boyutu üzerinden de yürütülmesi bekleniyor.
Refahın Ortasında Büyüyen Gelecek Kaygısı
İsviçre’deki protestoların Avrupa’daki diğer hareketlerle aynı döneme denk gelmesi, ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklara rağmen genç kuşakların bazı ortak sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor. İsviçre’nin kişi başına düşen gelirinin yüksekliği, güçlü para birimi ve gelişmiş kamu hizmetleri, öğrencilerin barınma, geçim ve gelecek güvencesiyle ilgili taleplerini ortadan kaldırmıyor.
Avrupa’daki gençlik hareketlerinin talepleri yalnızca daha yüksek gelir ya da daha düşük eğitim giderleriyle sınırlı değil. Eğitimini tamamlayan bir gencin bağımsız bir yaşam kurabilmesi, uygun koşullarda konut bulabilmesi, istikrarlı bir işte çalışabilmesi ve kamusal hizmetlerden yararlanabilmesi de protestoların ortak konuları arasında bulunuyor.
İsviçre’de 31 Ekim gecesi yaşanan gösteriler henüz ülke çapında kitlesel bir öğrenci hareketinin başladığını kanıtlamıyor. Zürih ve Basel’deki katılım, Avrupa’nın bazı ülkelerinde görülen yüz binlerce kişilik gösterilerin oldukça altında kaldı. Bununla birlikte iki kentte aynı gece düzenlenen eylemler ve 20 Kasım için sürdürülen grev hazırlıkları, gençlik örgütlerinin taleplerini daha geniş bir toplumsal tartışmaya taşımaya çalıştığını gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde İsviçre’deki gelişmelerin yönünü, yalnızca protestolara kaç kişinin katıldığı değil, öğrenci örgütlerinin, sendikaların ve diğer toplumsal kesimlerin bu talepler etrafında ne ölçüde bir araya gelebildiği belirleyecek.
Avrupa’nın en zengin ülkelerinden birinde de gençlerin eğitim, barınma, sosyal güvenlik ve gelecek beklentileri için sokağa çıkması, ekonomik refahın toplum içinde nasıl paylaşıldığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Kamu kaynaklarının savunma, eğitim ve sosyal hizmetler arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararlar alınırken, bu kararların sonuçlarıyla en uzun süre yaşayacak genç kuşakların söz hakkı ne ölçüde bulunuyor?
- NHA / Keystone-SDA, SWI swissinfo.ch (1 Kasım 2026), Schweizer Radio und Fernsehen – SRF (22 Ekim 2026), Radio Télévision Suisse – RTS (29 Ekim 2026), Le Temps (20–22 Ekim 2026), La Télé Vaud Fribourg (23 Ekim 2026), JUSO Schweiz (15 Ekim 2026), Reuters (28 Ekim 2026), Times Higher Education (27 Ekim 2026).













