back to top
Ana Sayfa Haber Aile Dayanışma Ağı Esenyurt’ta Buluştu: İki Yıldır Sandığın İradesi, Adaletin Kapısında Bekliyor

Aile Dayanışma Ağı Esenyurt’ta Buluştu: İki Yıldır Sandığın İradesi, Adaletin Kapısında Bekliyor

Aile Dayanışma Ağı (ADA), 50’nci buluşmasını Ahmet Özer’in gözaltına alınmasının ikinci yıl dönümünde Esenyurt’ta gerçekleştirdi. Dilek Kaya İmamoğlu ve Ahmet Özer’in katıldığı buluşmada, tutuklamalara, kayyum uygulamalarına ve seçmen iradesine yönelik müdahalelere tepki gösterilerek adalet çağrısı yapıldı.

Aile Dayanışma Ağı, 30 Ekim 2026’da İstanbul Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda 50’nci kez bir araya geldi. Buluşmanın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmasının ikinci yıl dönümünde gerçekleştirilmesi dikkat çekti. Etkinliğe Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, Ahmet Özer, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

İki yıl önce Ahmet Özer’in gözaltına alınması ve ardından görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanmasıyla başlayan süreç, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve başka belediyelere yönelik operasyonlarla genişledi. Belediye başkanlarının, bürokratların ve belediye çalışanlarının tutuklanması, yalnızca yargılanan kişilerin değil, ailelerinin de yaşamını etkiledi. Bu süreçte oluşturulan Aile Dayanışma Ağı, adil yargılanma ve özgürlük taleplerini kamuoyuna duyurmak amacıyla düzenli buluşmalar gerçekleştirdi.

Dilek Kaya İmamoğlu: “Millet İradesi Ayaklar Altına Alınıyor”

Buluşmada konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünün hemen ardından Esenyurt’ta bir araya geldiklerini hatırlatarak, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi değil, eşit yurttaşlık, özgürlük ve hukuk güvencesi anlamına geldiğini vurguladı.

İmamoğlu, seçilmiş belediye başkanlarının yargı süreçleriyle görevlerinden uzaklaştırılmasını eleştirerek, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunması gerektiğini belirtti. Konuşmasında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından bölümler de aktaran Dilek Kaya İmamoğlu, belediyelere yönelik operasyonların yanı sıra gazetecilerin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı yargı baskılarına dikkat çekti.

Esenyurt’ta başlayan sürecin başka belediyelere uzandığını belirten İmamoğlu, yargının siyasal mücadelede bir araç olarak kullanılmasına karşı hukuk ve demokrasi mücadelesinin sürdürüleceğini ifade etti.

Ahmet Özer: “Esenyurt’un İhtiyacı Kayyum Değil, Halkın İradesidir”

30 Ekim 2024’te gözaltına alınan ve tutukluluğunun ardından serbest bırakılan Ahmet Özer, iki yıl sonra Esenyurt halkıyla aynı meydanda buluştu. Ancak görevden uzaklaştırma kararı nedeniyle belediye başkanlığı görevine dönemediğini hatırlattı.

Özer, Esenyurt’ta kayyum yönetiminin sürdürülmesine karşı çıkarak, seçmen iradesinin yeniden yönetime yansımasını istedi.

“Esenyurt’un ihtiyacı olan kayyuma kayyum atamak değil; Esenyurt’un ihtiyacı olan Esenyurt iradesinin tecelli etmesidir!” diyen Özer, yalnızca Esenyurt’ta değil, Türkiye genelinde kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi gerektiğini savundu.

Özer ayrıca Aile Dayanışma Ağı’nın çalışmalarına dikkat çekerek, tutukluluk süreçlerinin yalnızca cezaevindeki insanları değil, eşlerini, çocuklarını ve yakınlarını da etkilediğini belirtti. Kendisinin tutuklu bulunduğu dönemde ailesinin ve Esenyurt halkının gösterdiği dayanışmaya teşekkür etti.

Elli Buluşmadır Süren Adalet Arayışı

Aile Dayanışma Ağı’nın 50’nci buluşmaya ulaşması, belediyelere yönelik yargı süreçlerinin toplumsal etkilerini de ortaya koyuyor. Tutuklama kararları, ailelerin gündelik yaşamını, çocukların ebeveynleriyle ilişkilerini ve yakınlarının ekonomik koşullarını doğrudan etkilerken, uzun süren yargılamalar belirsizliği daha da büyütüyor.

Ailelerin dayanışması bu nedenle yalnızca tutuklu yakınlarının serbest bırakılmasına yönelik bir talep olarak kalmıyor. Masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği gibi temel demokratik ilkeleri de gündeme taşıyor.

Esenyurt’ta yapılan buluşma, seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yerlerine kayyum atanmasının, yalnızca kişiler hakkında alınmış kararlar olarak değerlendirilemeyeceğini de gösterdi. Çünkü bu uygulamalar, aynı zamanda yurttaşların seçimlerde ortaya koyduğu iradenin yerel yönetimlere ne ölçüde yansıyabildiği sorusunu doğuruyor.

Cumhuriyet’in 103’üncü Yılında Demokrasi Sınavı

Cumhuriyet Bayramı’nın hemen ardından gerçekleştirilen buluşma, halk egemenliği ile hukuk devleti arasındaki ilişkinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Seçimlerin yapılması demokratik yönetimin temel koşullarından biri olsa da sandıktan çıkan iradenin korunması, yargının bağımsızlığı ve seçilmiş yöneticilerin hukuk güvencesi altında görev yapabilmesi de aynı ölçüde önem taşıyor.

Bir belediye başkanı hakkında suçlama bulunması, bağımsız ve tarafsız yargılama yapılması gereğini ortadan kaldırmadığı gibi, seçmenlerin temsil hakkının korunması zorunluluğunu da önemsizleştirmiyor. Hukukun görevi, siyasal iktidarın tercihlerini uygulamak değil, herkes için geçerli olan kuralları eşit biçimde işletmek.

Aile Dayanışma Ağı’nın Esenyurt’taki 50’nci buluşması, bu bakımdan yalnızca tutuklu yakınlarının dayanışması değil, toplumun adalet ve demokrasi talebinin de ifadesi oldu.

Cumhuriyet, yalnızca sandığın kurulduğu günlerde değil, o sandıktan çıkan iradenin korunduğu ölçüde yaşar. Esenyurt’ta iki yıldır süren tartışma, Türkiye’de hukukun ve halk egemenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.


  • NHA / ANKA Haber Ajansı, 30 Ekim 2026; Aile Dayanışma Ağı’nın Esenyurt’taki 50’nci buluşmasında yapılan açıklamalar.