Osman Kavala, 1 Kasım 2017’de başlayan cezaevi yaşamının dokuzuncu yılını tamamladı. Hakkında beraat ve tahliye kararları verildi, yeni suçlamalarla yeniden tutuklandı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2019 ve 2026 yıllarında serbest bırakılmasını istedi; 2022’de Türkiye’nin ilk karara uymadığını tespit etti. Son olarak 13 Ekim’de tahliye ve yeniden yargılama talepleri reddedildi. Kavala, dokuzuncu yıl açıklamasında cezaevine 60 yaşında girdiğini hatırlatarak sağlıklı yaşayabileceği yılların önemli bölümünü burada geçirdiğini söyledi.
Osman Kavala’nın 1 Kasım 2017’de başlayan cezaevi yaşamı bugün dokuz yılı doldurdu. Gezi Parkı eylemleri nedeniyle açılan davada beraat eden, tahliye kararlarına rağmen başka suçlamalarla cezaevinde tutulmaya devam edilen ve daha sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala, dokuzuncu yıl dönümünde Silivri’deki Marmara Cezaevi’nden yazılı bir açıklama yaptı. İlk tutuklandığında bunun kısa sürede düzeltilecek bir hata olduğunu düşündüğünü belirten Kavala, aradan geçen yılları tek sözcükle anlattı: “Yanılmışım.”
Kavala’nın dokuz yıllık cezaevi sürecinde üç beraat, üç tahliye ve dört tutuklama kararı verildi. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmesi kapsamında verilen ihlal kararlarına rağmen cezaevinden çıkamadı. Son olarak 25 Ağustos 2026’da verilen ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını da isteyen kararın ardından yaptığı yeniden yargılama başvurusu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 13 Ekim’de reddedildi. Böylece hakkında yeni bir hak ihlali kararı verilen Kavala, dokuzuncu yılını da cezaevinde tamamladı.
Beraat Ettiği Gün Yeniden Tutuklandı
Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı. On dört günlük gözaltı süresinin ardından 1 Kasım’da Gezi Parkı eylemleri ve 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı suçlamalar kapsamında tutuklandı. Soruşturmanın merkezinde, 2013 yılında İstanbul’da başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı protestolarının hükümeti devirmeye yönelik bir girişim olduğu iddiası bulunuyordu.
Kavala’ya yöneltilen suçlamalarda sivil toplum faaliyetleri, toplantılar, telefon görüşmeleri, uluslararası temaslar ve Gezi protestolarına ilişkin çeşitli iddialar yer aldı. Kavala, suçlamaları reddetti.
10 Aralık 2019’da verilen ilk uluslararası mahkeme kararında, Kavala’nın tutuklanmasını haklı gösterecek makul suç şüphesinin bulunmadığına hükmedildi. Tutukluluğun yalnızca özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal etmediği, aynı zamanda Kavala’yı susturma amacı taşıdığı tespit edildi. Türkiye’den Kavala’nın derhal serbest bırakılması istendi.
Ancak bu kararın ardından da Kavala cezaevinde kaldı.
18 Şubat 2020’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi davasında Kavala’nın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında beraat kararı verdi ve tahliyesine hükmetti. Buna karşın Kavala cezaevinden çıkamadı. Aynı gün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin başka bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı, ertesi gün tutuklandı.
9 Mart 2020’de bu kez siyasal veya askerî casusluk suçlamasıyla hakkında yeni bir tutuklama kararı verildi. Daha sonra diğer suçlamalardan tahliye kararları çıkmasına rağmen casusluk dosyasındaki tutukluluk nedeniyle cezaevinde tutulmaya devam edildi.
Böylece aynı kişinin özgürlüğüne ilişkin bir mahkemenin verdiği tahliye kararı, başka bir soruşturma kapsamında alınan tutuklama kararıyla sonuçsuz kaldı.
Beraat Bozuldu, Ağırlaştırılmış Müebbet Verildi
Gezi davasındaki beraat kararının istinaf mahkemesince bozulmasının ardından Kavala yeniden yargılandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Karar, 2023 yılında Yargıtay tarafından onanarak kesinleşti.
Gezi davasında diğer sanıklar hakkında da hapis cezaları verildi. Aynı protestolar nedeniyle yargılanan kişilerin cezaları ve hak ihlali başvuruları, sonraki yıllarda Türkiye’deki yargı tartışmalarının başlıca konularından biri olmaya devam etti.
Kavala hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hükmü, 2019’da verilen serbest bırakma kararının ardından geldi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise daha önce Türkiye’nin ilk kararı uygulamaması üzerine ihlal prosedürünü başlatmıştı.
11 Temmuz 2022’de verilen kararda, Türkiye’nin 2019 tarihli bağlayıcı hükme uyma yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edildi. Türkiye, bu prosedürün işletildiği az sayıdaki ülkeden biri oldu.
Kavala hakkındaki mahkûmiyet kesinleşirken ilk hak ihlali kararı ve onun uygulanmamasına ilişkin ikinci karar da yürürlükte kaldı.
2026’da Yeni Karar: Mahkûmiyetin Sonuçları Ortadan Kaldırılmalı
25 Ağustos 2026’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunu karara bağladı.
On yedi yargıçtan on beşinin oyuyla verilen kararda, Kavala’nın özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme haklarının ihlal edildiği tespit edildi. Mahkeme, haklara getirilen sınırlamaların sözleşmede öngörülen amaçlar dışında kullanıldığına da hükmetti.
Kararda, Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet cezası ve bu cezanın infaz koşulları da değerlendirildi. Mahkeme, Türkiye’deki yargılamayı adaletin açık biçimde inkâr edilmesi olarak nitelendirdi.
Büyük Daire, Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini bildirdi. Ayrıca mahkûmiyetin doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması için gerekli adımların atılmasını istedi.
Kararda, Kavala dosyasındaki ihlallerin yalnızca bireysel işlemlerle sınırlı olmadığı da belirtildi. Siyasi muhalifler, insan hakları savunucuları ve gazetecilere yönelik ceza soruşturmalarında suç tanımlarının genişletilmesi veya yapay biçimde ağırlaştırılması ile yargı bağımsızlığına ilişkin yapısal sorunlara dikkat çekildi.
Mahkeme, Türkiye’nin Kavala’ya 70 bin avro manevi tazminat ve 43 bin 342 avro yargılama gideri ödemesine de karar verdi.
Yerel Mahkeme Yeniden Yargılamayı Reddetti
Kavala’nın avukatları, 25 Ağustos’taki kararın ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine başvurarak yeniden yargılama yapılmasını, mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasını ve Kavala’nın tahliye edilmesini istedi.
Başvuru, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kesinleşmiş insan hakları ihlali kararlarını yeniden yargılama nedeni sayan hükümlerine dayandırıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemeye sunduğu mütalaada Kavala’nın Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun henüz karara bağlanmadığını ve iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunarak talebin reddini istedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Ekim 2026’da oy birliğiyle verdiği ek kararda yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerini reddetti. Mahkeme, uluslararası mahkemenin ulusal mahkemelerin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapamayacağı görüşüne dayandı ve ağırlaştırılmış müebbet hükmünün infazının devamına karar verdi.
Oysa 25 Ağustos tarihli karar, Türkiye’nin iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itirazını incelemiş ve reddetmişti. Büyük Daire kararı kesin nitelikteydi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası antlaşma hükümlerinin esas alınmasını öngörüyor. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmasının yanı sıra kesinleşmiş mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü de kabul etmiş durumda.
Buna rağmen Kavala hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hükmünün infazı sürdürüldü.
Dokuzuncu Yılında: “Yanılmışım”
Osman Kavala, 1 Kasım 2026 tarihli açıklamasında ilk tutuklandığı dönemde beraat edeceğine ve serbest bırakılacağına inandığını belirtti. Gezi davasında önce beraat ettiğini, ardından farklı suçlamalarla tutukluluğunun sürdürüldüğünü hatırlattı.
Kavala, Gezi protestolarını yönlendirdiği ve hükümeti devirmeye teşebbüs eden göstericileri desteklediği yönündeki iddiaların somut delillerle ortaya konulmadığını savundu. Dokuz yıl boyunca hakkında yürütülen işlemleri, yalnızca hukuk kuralları açısından değil, insan yaşamına verilen değer bakımından da değerlendirdi.
Cezaevine girdiğinde 60 yaşında olduğunu belirten Kavala, sivil toplum alanında çalışabileceği dönemin neredeyse tamamını ve sağlıklı yaşayabileceği yılların önemli bir bölümünü cezaevinde geçirdiğini söyledi.
Kavala, yaşadığı sürece rağmen Türkiye’de hukuk devletinin yeniden güçlenmesine yönelik umudunu koruduğunu belirtti. Gezi davasından ve kendisine yönelik işlemlerden ders çıkarılmasının kendisi için bir teselli olacağını ifade etti.
Dokuzuncu yıl açıklaması, 13 Ekim’deki ret kararından yalnızca on dokuz gün sonra yayımlandı.
Dokuz Yılda Değişen Kararlar, Değişmeyen Cezaevi
Osman Kavala hakkında 2017’den bu yana farklı mahkemelerde verilen kararlar, aynı kişinin özgürlüğüne ilişkin birbirinden farklı sonuçlar doğurdu.
Gezi davasında beraat ve tahliye kararı verildiğinde başka bir soruşturma kapsamında yeniden tutuklandı. Casusluk suçlamasıyla cezaevinde tutulurken Gezi davasındaki beraat hükmü bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.
Uluslararası mahkeme 2019’da tahliye istedi. 2022’de Türkiye’nin bu kararı uygulamadığına hükmetti. 2026’da yeni ihlaller tespit ederek Kavala’nın serbest bırakılmasını ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise son başvuruyu reddederek infazın devamına karar verdi.
Bu süreçte Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru da sonuçlandırılmadı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetimindeki dosyada Türkiye’nin kararları uygulama yükümlülüğü devam ediyor. Türkiye’nin Ağustos 2026’da sunduğu eylem planında yeniden yargılama yolunun açık olduğu belirtilmişti. Kavala’nın avukatları bu yolu kullandı; yerel mahkeme başvuruyu kabul etmedi.
Kavala’nın cezaevinde geçen dokuz yılı, yalnızca mahkeme kararları arasındaki uyuşmazlıklarla değil, bu kararların aynı insanın yaşamında doğurduğu sonuçlarla da kayda geçti. Tutuklandığında 60 yaşında olan Kavala bugün 69 yaşında. Hakkında verilen beraat ve tahliye kararlarına rağmen özgürlüğüne kavuşamadı; kesinleşmiş uluslararası ihlal kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam edildi.
Türkiye’nin imzaladığı sözleşmeler, Anayasa’daki hükümler ve mahkemelerin verdiği kararlar yürürlükte. Ancak Kavala’nın serbest bırakılmasını isteyen bağlayıcı kararlar henüz uygulanmadı.
Bir insan hakkında beraat ve tahliye kararları verilmiş, uluslararası mahkeme özgürlüğünden hukuka aykırı biçimde yoksun bırakıldığını defalarca tespit etmiş ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istemişken, dokuz yılın ardından hâlâ cezaevinde tutulmasını hangi hukuk düzeni açıklayabilir?
- NHA / Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2019, 2022 ve 25 Ağustos 2026 kararları, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Ekim 2026 kararı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Osman Kavala’nın 1 Kasım 2026 tarihli açıklaması, Deutsche Welle Türkçe, Euronews, Reuters, Cumhuriyet, T24, Medyascope, Diken, bianet, Uluslararası Af Örgütü — 1 Kasım 2026.












