X hesabı Türkiye’den erişime engellenen Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü ve Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yeni hesabından TÜSİAD, MÜSİAD, TİSK, holding merkezleri, “sarı sendikalar” ve siyasi iktidara seslendi: “İşçiyi, halkı susturamaz, gerçeği başka türlü gösteremezsiniz. Bakın ülkenin büyük çoğunluğu yoksul ve bu onurlarına dokunuyor. Korku yok bizde.”
Başaran Aksu, Türkiye’den erişime engellenen X hesabının ardından açtığı yeni hesabından yaptığı paylaşımla, yalnızca hesabının engellenmesine değil, Türkiye’de emek alanında yaşanan mücadelelere ve ekonomik düzene ilişkin daha geniş bir itiraz ortaya koydu.
Aksu, paylaşımında TÜSİAD, MÜSİAD ve TİSK’in yanı sıra holding merkezlerini, “sarı sendika merkezlerini” ve siyasi iktidarı doğrudan hedef aldı. İşçi sınıfının ve geniş toplum kesimlerinin ekonomik sorunlarının sosyal medya hesaplarının kapatılmasıyla görünmez hale getirilemeyeceğini savunan Aksu, “Açık, harbi, adil dövüşün” çağrısında bulundu.
Aksu’nun paylaşımındaki temel vurgu ise yoksulluk ile toplumsal onur arasındaki ilişki oldu. “Ülkenin büyük çoğunluğu yoksul ve bu onurlarına dokunuyor” diyen Aksu, mesajını “Korku yok bizde” sözleriyle tamamladı.
Hesabı Türkiye’den Görünmez Kılındı
Aksu’nun bu paylaşımı, X hesabının Türkiye’den erişime engellenmesinin hemen ardından geldi.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb projesine göre 24 Eylül 2026’da en az 250 X hesabı erişime engellendi. Engellenen hesaplar arasında Aksu’nun yanı sıra Kırmızı Kedi Yayınevi kurucusu Haluk Hepkon, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi kurucu üyelerinden Engin Solakoğlu ve araştırmacı Ümit Şıracı da yer aldı.
Aynı gün Aksu ile birlikte internet hukuku ve ifade özgürlüğü alanında çalışan akademisyen Yaman Akdeniz’in hesabının da Türkiye’den görünmez kılındığı bildirildi. Medyascope, Aksu’nun yeni hesabından yaptığı açıklamada, holdingler, “sarı sendikalar” ve yargı üzerinden kurduğu eleştiriyi aktardı.
EngelliWeb’in verileri, erişim engellerinin Aksu ile sınırlı olmadığını ortaya koyarken, sonraki günlerde listenin daha da genişlediği görüldü. DW Türkçe, 26 Eylül’de gazeteciler, akademisyenler, haber platformları ve farklı alanlardan çok sayıda hesabın Türkiye’den görünmez kılındığını bildirdi.
Dolayısıyla Aksu’nun yeni hesabından yaptığı son paylaşım, yalnızca bir sosyal medya hesabının kapatılmasına verilen tepki olarak değil, emek mücadelesinin dijital alandaki görünürlüğü üzerine yeni bir tartışmanın parçası olarak da değerlendirilebilir.
Madencilerin Direnişinden Tutukluluğa
Aksu’nun bugün kullandığı sert dilin arka planında ise yalnızca sosyal medya paylaşımları bulunmuyor.
Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Aksu, Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer alacaklarının ödenmesi talebiyle Ankara’da sürdürdüğü eylemler sırasında gözaltına alındı ve 26 Ağustos’ta tutuklandı.
Aksu, savcılık ifadesinde Ankara’daki eylemlerin temel nedeninin madencilerin alamadıkları ücret ve tazminatlar olduğunu söyledi. Ayrıca eylem süresince sekiz kez gözaltına alındığını ve sosyal medya paylaşımlarını “milyonların yoksulluk içerisinde olduğunu görmesi” ve işçilerin sorunlarına tanıklık etmesi nedeniyle yaptığını ifade etti.
Tutuklama sürecinde Aksu’ya yöneltilen suçlamalar arasında TCK 216 kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” da yer aldı. Aksu ise suçlamayı kabul etmedi ve paylaşımlarında böyle bir amaç taşımadığını savundu.
Cezaevinden “Halk Neden Yoksul?” Diye Sordu
Aksu, tutukluluğu sırasında da ekonomik düzen ve yoksulluk üzerine mesajlar vermeyi sürdürdü.
1 Eylül tarihli mektubunda “Halk neden yoksul?” sorusunu başlığa taşıyan Aksu, işçi sendikasının patronlar, patron örgütleri, devlet ve siyasi iktidarın uygulamalarını eleştirmesinin sendikal faaliyetin temel unsurlarından biri olduğunu savundu. Aynı mektupta asgari ücret ve emekli aylığı üzerinden geçim koşullarına dikkat çekti ve açlık grevine başladığını açıkladı.
Aksu ile Gökay Çakır, yaklaşık 10 günlük tutukluluğun ardından 4 Eylül’de tahliye edildi. Aksu’nun bu süreçte beş gün açlık grevi yaptığı da Bağımsız Maden-İş ve haber kaynakları tarafından duyuruldu.
Ancak tahliyenin ardından da yargısal baskı tartışması sona ermedi. 24 Eylül’de Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne ilişkin duruşmada Aksu’nun söylediği “Kahrolsun holdingci yargı, hepiniz yargılanacaksınız!” sözleri nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.
“Sarı Sendika” Eleştirisinin Arka Planı
Aksu’nun son paylaşımında kullandığı “sarı sendikalar” ifadesi de uzun süredir savunduğu sendikal mücadele anlayışının merkezinde bulunuyor.
Temmuz ayında Medyascope’a konuşan Aksu, bağımsız sendikaların işçi sınıfı mücadelesindeki rolünü anlatırken, Türkiye’de sendikaların zaman içinde etkisizleştirildiğini savunmuştu. Aksu’ya göre işçilerin aidatları, sendikaların mali yapıları ve işçilerin haklarını budayan düzenlemeler karşısındaki tutumları üzerinden ortaya çıkan sorunlar, sendikal hareketin önemli bir kriz alanını oluşturuyor.
Aksu, 30 yılı aşkın süredir örgütlenme ve sendikal mücadele alanında faaliyet yürüttüğünü belirtiyor. Soma ve Ermenek maden işçilerinden Migros depo ve lojistik işçilerine, metal sektöründeki çeşitli direnişlere kadar farklı işçi mücadelelerinde yer aldı.
Bu nedenle son paylaşımındaki “TÜSİAD, MÜSİAD, TİSK, holding merkezleri ve sarı sendikalar” sıralaması, Aksu’nun uzun süredir savunduğu işçi ile patron örgütleri arasındaki güç ilişkilerine dayalı sendikal mücadele anlayışının devamı niteliğinde.
“İşçiyi Susturamazsınız” Mesajı
Aksu’nun yeni hesabından yaptığı paylaşımın merkezinde aslında tek bir soru bulunuyor: Ekonomik krizin ve yoksulluğun üzeri baskıyla ya da görünürlüğün sınırlandırılmasıyla örtülebilir mi?
Aksu buna açık biçimde “hayır” yanıtı veriyor.
TÜSİAD, MÜSİAD ve TİSK gibi patron örgütlerini; holdingleri, sendikal bürokrasiyi ve siyasi iktidarı aynı mesajın içinde karşısına alan Aksu, mücadele alanını yalnızca ücret pazarlığıyla sınırlamıyor. Yoksulluğu, sendikal hakları, siyasal iktidarın ekonomik politikalarını ve ifade özgürlüğünü aynı zeminde tartışıyor.
Bu açıdan “Açık, harbi, adil dövüşün” çağrısı, bir sosyal medya polemiğinden çok Aksu’nun uzun süredir savunduğu sınıfsal mücadele perspektifinin kısa bir özeti olarak öne çıkıyor.
Öte yandan Aksu’nun hesabının Türkiye’den erişime engellenmesiyle ilgili kararın hangi somut içerik veya karar gerekçesi üzerinden uygulandığına ilişkin ayrıntılı resmi karar metni kamuya açık kaynaklarda bu aşamada net biçimde ortaya konmuş değil. İfade Özgürlüğü Derneği ise 24 Eylül’de en az 250 X hesabının erişime engellendiğini bildiriyor.
Ancak Aksu açısından tablo oldukça belirgin: Önce madencilerin hakları için kurulan direniş alanı, ardından cezaevi, sonrasında soruşturma ve şimdi de Türkiye’den görünmez kılınan bir sosyal medya hesabı.
Aksu ise yeni hesabından aynı cümleyi kuruyor:
“Korku yok bizde.”
Başaran Aksu’nun yeni hesabı: @basaranaksu_1










