Üsküdar Belediye Meclisi’nde gözaltı, tutuklama ve parti değişiklikleri sonrasında AKP’nin başkanvekilliğini kazanmasının ardından gözler İBB’ye çevrilmişken, İBB ve Kartal Belediye Meclis Üyesi Ekrem Eray Arda’nın CHP’den istifası yeni bir siyasi tartışma başlattı. Arda’nın istifasının hemen ardından AKP’li meclis üyeleriyle tokalaşması, YENİ Parti’nin günler önce dile getirdiği “İBB’de benzer bir süreç hazırlanıyor” iddiasını yeniden gündeme taşıdı.
İstanbul siyasetinde belediye meclislerindeki sandalye dengeleri, son haftalarda yalnızca seçim sonuçları ve parti programları üzerinden değil, gözaltılar, tutuklamalar, istifalar ve parti değişiklikleri üzerinden de tartışılıyor. Üsküdar’da yaşanan sürecin ardından bu kez İBB Meclisi’nde CHP’li Ekrem Eray Arda’nın partisinden ayrılması, iki belediyedeki gelişmeler arasındaki siyasi bağlantı tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
İBB Meclisi’nin 17 Eylül’deki toplantısında söz alan Arda, CHP’den istifa ettiğini ve bundan sonraki görevini bağımsız meclis üyesi olarak sürdüreceğini açıkladı. Daha önce Demokrat Parti İstanbul İl Başkanlığı yapan ve 2024 yerel seçimlerinde CHP listesinden Kartal Belediye Meclisi’ne seçilen Arda, herhangi bir partiye katılmayacağını söyledi.
Ancak Arda’nın istifa konuşmasının siyasi yönü, kararın yalnızca bir parti değişikliği tartışması olarak kalmasını engelledi. Arda, CHP yönetimini ve muhalefetin siyaset üretme biçimini eleştirirken, kentsel dönüşümden dış politikaya, “terörle mücadele”den bölgesel ve küresel vizyona kadar çeşitli başlıklarda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki devlet politikalarını övdü.
Bir İstifadan Fazlasını Söyleyen Siyasi Tablo
Arda’nın kürsüdeki konuşmasının ardından AKP grubunun bulunduğu bölüme geçerek meclis üyeleriyle tokalaşması ve AKP’li Kartal Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Haydar Göksoy’un, “AK Parti Grubu olarak her zaman yanınızda olacağız” sözleri, istifanın siyasi yankısını daha da büyüttü. Arda ise mevcut açıklamasında AKP’ye katılacağını belirtmedi ve bağımsız kalacağını söyledi.
Bu nedenle ortada henüz bir parti transferi değil, CHP’den ayrılmış bağımsız bir meclis üyesi bulunuyor. Fakat siyasi açıdan tartışmayı büyüten unsur, istifa gerekçeleri ile istifa sonrasındaki görüntünün aynı siyasi zeminde buluşması oldu.
Üstelik gelişme, YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın Üsküdar’daki başkanvekilliği seçiminin hemen ardından yaptığı açıklamaların yalnızca sekiz gün sonrasında yaşandı. Günaydın, 9 Eylül’de AKP’nin İBB’de de benzer bir süreç hazırladığını ileri sürmüş ve CHP’nin meclis çoğunluğunun “transferlerle ve tutuklamalarla eritilmeye” çalışıldığını savunmuştu.
Üsküdar’da Değişen Dengeler İBB’yi Gündeme Getirdi
Üsküdar’daki süreç, 5 Ağustos’ta yapılan başkanvekilliği seçiminin ardından başladı. CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya’nın kazandığı seçim, AKP’nin itirazı sonrasında iptal edildi. Yenilenen seçim öncesinde bazı meclis üyelerinin gözaltına alınması ve bazı üyelerin AKP’ye geçmesiyle oluşan yeni dengelerin ardından 8 Eylül’de yapılan seçimde AKP adayı Dündar Ziya Gültekin başkanvekili seçildi.
YENİ Parti yönetimi, bu değişimi baskı, tutuklama ve transferlerin sonucu olarak nitelendirirken, AKP’ye geçen meclis üyelerinden Ayhan Aydın ise kendisine baskı yapıldığı iddialarını reddetti. Dolayısıyla Üsküdar’daki sürecin siyasi niteliğine ilişkin tarafların değerlendirmeleri birbirinden belirgin biçimde ayrılıyor.
Tam da bu noktada Günaydın’ın İBB’ye ilişkin uyarısı önem kazandı. Günaydın, Üsküdar’daki gelişmelerin ardından AKP’nin İBB’de de benzer bir yöntem izlemeye çalıştığını iddia etti ve mevcut meclis farkının transferler ve tutuklamalar yoluyla azaltılmaya çalışıldığını savundu.
Aradan geçen sekiz günün ardından CHP’li bir İBB ve Kartal Meclis üyesinin istifa etmesi, bu açıklamayı siyasi tartışmanın yeniden merkezine taşıdı. Bununla birlikte, Arda’nın istifasının Günaydın’ın öne sürdüğü iddiaların bir parçası olduğunu gösteren bağımsız bir kanıt bulunmuyor. İstifanın doğrudan bu süreçle bağlantılı olduğu sonucuna varmak için mevcut veriler yeterli değil.
Siyasetin Zemini Sandıktan Meclis Koridorlarına Kayarken
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de yerel siyasetin giderek daha sert bir güç mücadelesinin alanına dönüştüğü yönündeki tartışmaları yeniden canlandırıyor. Seçmenlerin sandıkta belirlediği belediye meclisi dengeleri, seçim sonrasında yargı süreçleri, tutuklamalar, görevden uzaklaştırmalar, istifalar ve siyasi transferler üzerinden yeniden şekillenebiliyor.
Bu durumun özellikle İBB açısından taşıdığı önem daha büyük. İBB Meclisi’ndeki sandalye dengesi yalnızca belediye yönetiminin günlük işleyişini değil, İstanbul gibi Türkiye’nin en büyük siyasi ve ekonomik merkezlerinden birindeki yerel iktidarın hareket alanını da doğrudan etkiliyor.
Dolayısıyla Ekrem Eray Arda’nın istifası tek başına bir meclis üyesinin parti tercihi olarak okunabilir. Fakat Üsküdar’da yaşananların hemen ardından gelmesi ve istifa konuşmasında iktidar politikalarına yönelik olumlu ifadelerin öne çıkması, gelişmeyi İstanbul’daki daha geniş siyasi güç mücadelesinin içinde tartışılır hale getiriyor.
Türkiye siyasetinde uzun zamandır hukuk ile siyaset arasındaki ilişkinin sınırları tartışılıyor. Belediyelerde seçilmiş iradenin yargı kararlarıyla karşı karşıya gelmesi, ardından meclis dengelerinin tutuklama, görevden uzaklaştırma veya parti değişiklikleriyle yeniden oluşması, bu tartışmayı daha da derinleştiriyor.
Bu nedenle bugün yaşananları doğrudan “İBB’de Üsküdar senaryosu başladı” diye kesinlemek mümkün değil. Ancak Üsküdar’da yaşananların ardından İBB’de gerçekleşen istifa, siyasi aktörlerin daha önce ortaya attığı iddialarla birlikte düşünüldüğünde, İstanbul’daki belediye meclislerinin önümüzdeki dönemde yalnızca yerel yönetim kararlarının değil, çok daha sert bir siyasi güç mücadelesinin merkezinde olacağını gösteren yeni bir gelişme olarak kayda geçiyor.
- TB / Medyascope, Ekonomim, Sözcü/ANKA, Evrensel, Independent Türkçe









