Gazeteci Selahattin Günday, 2011 yılında MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne giriş görüntülerini haberleştirdiği iddiasıyla tutuklandı. Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, tutuklama kararına dayanak gösterilen MİT Kanunu’nun 27. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olmadığını ve söz konusu fiilin ayrıca zamanaşımına uğradığını belirterek karara itiraz edeceklerini açıkladı.
Gazeteci Selahattin Günday’ın, 2011 yılında MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne giriş görüntülerini haberleştirmesiyle ilgili soruşturma kapsamında tutuklanması, yargılamanın hukuki dayanağına ilişkin tartışma yarattı.
Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, müvekkilinin 2011 yılında gerçekleştirildiği öne sürülen bir gazetecilik faaliyeti nedeniyle, MİT Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında tutuklandığını belirtti. Ersöz, söz konusu maddenin 2014 yılında kapsamlı biçimde yeniden düzenlendiğini, dolayısıyla 2011’de meydana geldiği iddia edilen bir fiile 2014 tarihli düzenlemenin uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını savundu.
Ersöz ayrıca, Günday’a yöneltilen eylemin üzerinden 15 yılı aşkın süre geçtiğine dikkat çekerek zamanaşımı itirazında bulunduklarını ifade etti. Avukata göre, Kozinoğlu’nun Mart 2011’de Beşiktaş Adliyesi’ne gelişi sırasında çekilen görüntüler, o dönemde çok sayıda haber ajansı ve medya kuruluşu tarafından da yayımlanmıştı.
“Lehe deliller gözardı edildi” iddiası
Hüseyin Ersöz, savcılık ifadesi ve sulh ceza hakimliği sorgusu sırasında söz konusu hukuki itirazları dile getirdiklerini ancak bunların dikkate alınmadığını öne sürdü. Ersöz, yalnızca yasa maddesinin zaman bakımından uygulanması ve zamanaşımı açısından değil, dosyada Günday lehine olduğunu belirttiği delillerin değerlendirilmemesi bakımından da sorun bulunduğunu savundu.
Tutuklama kararının Silivri Sulh Ceza Hakimliği tarafından verildiğini belirten Ersöz, karara itiraz edeceklerini açıkladı. Ancak avukat, son üç günde yaşanan gelişmelerin hukuk güvenliği açısından ciddi kaygılar yarattığını ifade etti.
Dosyada gazetecilik faaliyeti nedeniyle adli işlem uygulanan bir diğer isim olan kameraman İdris Tiftikçi ise tutuklanmayarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ersöz, Tiftikçi hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin dayanağı olarak gösterilen suçlama bakımından da benzer şekilde 2011 tarihinde yürürlükte olmayan bir kanun maddesinin esas alındığını savundu.
Gazetecilik faaliyeti yeniden ceza soruşturmasının konusu
Günday’ın tutuklanmasına konu edilen olayın 2011 yılına dayanması, davayı yalnızca bir gazetecinin tutuklanması meselesinin ötesine taşıyor. Dosyanın merkezindeki temel tartışma, bir gazetecilik faaliyetinin gerçekleştiği tarihte suç olarak düzenlenmemiş bir fiilin yıllar sonra yapılan bir yasal değişiklik üzerinden cezai sorumluluğa konu edilip edilemeyeceği noktasında düğümleniyor.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesi, bir fiilin işlendiği tarihte suç olarak düzenlenmemiş olması halinde sonradan çıkarılan bir ceza normunun geçmişe yürütülmemesini öngörüyor. Aynı şekilde, ceza soruşturmalarında zamanaşımı sürelerinin de dikkate alınması gerekiyor. Günday dosyasındaki tutuklama kararının bu iki başlık bakımından nasıl bir hukuki gerekçeye dayandığı, itiraz incelemesinin temel konularından biri olacak.
Bir gazetecinin yıllar önce gerçekleştirdiği haber faaliyeti nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılması ise Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin haber kaynaklarına, görüntülere ve kamu yararı taşıyan bilgilere erişimi bakımından yeni bir tartışma başlatıyor.
Ersöz, yaşananları “hukuk skandalı” olarak nitelendirirken, Günday’ın cezaevine gönderilmesinin yaratacağı mağduriyete ilişkin kaygılarını da dile getirdi. Tutuklama kararına yapılacak itirazla birlikte, dosyada 2011 yılında yürürlükte bulunan hukuk kurallarının ve zamanaşımı hükümlerinin nasıl değerlendirildiği yargısal denetime taşınmış olacak.
Ortaya çıkan temel soru ise basit: 2011’de gerçekleştirilen bir gazetecilik faaliyeti, o tarihte yürürlükte olmayan bir ceza hükmü ve aradan geçen 15 yılı aşan sürenin ardından tutuklamaya gerekçe yapılabilir mi? Günday dosyasının hukuki düğümü tam da bu soruda yatıyor.











