YENİ Parti, Üsküdar Belediyesi’nde Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından başlayan ve başkanvekilliği seçiminin yenilenmesiyle AKP’nin belediye yönetimine geçmesiyle sonuçlanan süreci protesto etmek için Üsküdar İskele Meydanı’nda miting düzenledi. 12 Eylül darbesinin 46’ncı yıl dönümünde gerçekleştirilen mitingde YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, süreci “irade hırsızlığı” olarak nitelendirirken, “Belediye meclisinde adam satın alarak, tehditle, şantajla, yargı gücüyle bir ilçeyi alıyorsan, o bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır” dedi.
YENİ Parti’nin Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan siyasi ve hukuki sürece karşı düzenlediği miting, “Karar Milletindir, Üsküdar Milletindir” sloganıyla Üsküdar İskele Meydanı’nda gerçekleştirildi. Partinin kuruluşundan sonra İstanbul’daki ilk büyük meydan buluşması niteliğindeki mitinge Genel Başkan Özgür Özel katıldı.
Mitingin başlangıcından önce Üsküdar İskele Meydanı’nda toplanan yurttaşlar Türk bayrakları, YENİ Parti flamaları ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik afişlerle meydandaki yerlerini aldı. Kalabalık sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganını attı. “Hak, hukuk, adalet askıda” sloganı da meydanda öne çıkan ifadeler arasında yer aldı.
Mitingin en dikkat çeken unsurlarından biri, tutuklu Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın cezaevinden gönderdiği mesajın meydanda okunması oldu. Dedetaş, Tekirdağ Karatepe Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan gönderdiği mektupta, belediye yönetiminin el değiştirmesine ilişkin süreci eleştirdi ve Anayasa’nın “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmüne dikkat çekti. Dedetaş, sandıkta kazanamayanların halkın ortak iradesini gölgelemeye çalıştığını savundu.
Üsküdar süreci mitingin merkezindeydi
Mitingdeki konuşmaların temel eksenini, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde muhalefetin kazandığı Üsküdar Belediyesi’nin yönetiminin son haftalarda yaşanan gelişmelerin ardından AKP’ye geçmesi oluşturdu.
Süreç, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmasıyla başladı. Dedetaş’ın yerine başkanvekili seçmek için 5 Ağustos’ta yapılan ilk seçimde muhalefetin adayı Sibel Tan Çetinkaya dördüncü turda 22 oyla seçildi. AKP ve MHP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin ise 18 oyda kaldı. AKP’nin itirazının ardından İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararıyla seçim süreci yeniden başladı.
Yenilenen seçim öncesinde belediye meclisindeki siyasi denge de değişti. CHP’den seçilen Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta’nın AKP’ye katılmasıyla Cumhur İttifakı’nın meclisteki ağırlığı arttı. Bunun yanında Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki’nin tutuklanması nedeniyle oy kullanamaması, seçim aritmetiğini daha da değiştirdi.
8 Eylül’de yapılan yenileme seçiminde AKP ve MHP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin 23 oyla başkanvekili seçildi. Sibel Tan Çetinkaya 19 oyda kaldı. Böylece 2024 yerel seçimlerinde muhalefetin kazandığı Üsküdar Belediyesi’nin yönetimi, başkanvekilliği seçiminin ardından AKP’ye geçti.
Özel: “Bu bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır”
Mitingde konuşan Özgür Özel, Üsküdar’daki süreci yalnızca bir belediye başkanvekilliği seçimi olarak değil, seçmen iradesinin değiştirilmesine yönelik daha geniş bir siyasi müdahalenin parçası olarak değerlendirdi.
Özel, konuşmasına “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vurgusuyla başladı. 12 Eylül darbesinin yıl dönümünde Üsküdar’dan “darbecilere” karşı mesaj veren Özel, Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasını ve belediye yönetiminin el değiştirmesini eleştirdi.
Özel, Üsküdar’da yaşananları anlatırken belediye meclis üyelerinin siyasi tercihlerinin değiştirildiğini, bazı üyelerin gözaltına alındığını ve iki meclis üyesinin tutuklandığını söyledi. Seçimin, muhalefetin oy kullanmasını engelleyen koşullar altında yenilendiğini savunan Özel, İstanbul Valisi Davut Gül’ü de doğrudan hedef aldı.
Özel’in konuşmasındaki en sert ifadelerden biri, belediye meclisindeki çoğunluğun değiştirilmesi üzerinden geldi. YENİ Parti lideri, “Belediye meclisinde adam satın alarak, tehditle, şantajla, yargı gücüyle bir ilçeyi alıyorsan, o bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır” dedi.
Özel ayrıca, Üsküdar’daki sürecin yalnızca yerel yönetimle sınırlı olmadığını, siyasi iktidarın seçim yoluyla elde edemediği sonuçları farklı araçlarla değiştirmeye çalıştığını savundu.
“Erdoğan, bu mu senin demokratlığın?”
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenen Özel, 2024 yerel seçimlerinde Üsküdar’ın muhalefete verdiği oyları hatırlatarak, iktidarın demokrasi anlayışını sorguladı.
Özel, “Erdoğan’a sesleniyoruz, bu mu senin demokratlığın?” ifadelerini kullandı. Üsküdar’da yaşananların sandıkta ortaya çıkan iradenin korunması açısından kritik bir örnek olduğunu savunan Özel, belediye yönetiminin el değiştirmesini “irade hırsızlığı” olarak nitelendirdi.
Özel’in konuşmasında dikkat çeken bir başka bölüm ise CHP’den AKP’ye geçen belediye meclis üyelerine yönelik eleştiriler oldu. Bu isimlerin siyasi tercihlerinin değiştirilmesinin ardından seçim sonucunun yeniden şekillendiğini belirten Özel, süreçte baskı ve tehdit iddialarının araştırılması gerektiğini söyledi.
Özel ayrıca, AKP’nin kurucuları arasında yer alan ve daha sonra YENİ Parti saflarında yer alan Ekrem Baki’ye teşekkür ederek, siyasi baskılar karşısında partisinden ayrılmayı reddeden Sinem Dedetaş’ı da konuşmasının önemli isimlerinden biri olarak gösterdi.
Meydandan Sinem Dedetaş’a mesaj
Mitingde Sinem Dedetaş’ın mektubunun okunması, Üsküdar’daki siyasi sürecin sembolü haline gelen tutuklu belediye başkanının doğrudan meydanla buluşmasını sağladı.
Dedetaş, mektubunda belediye yönetiminin el değiştirmesine ilişkin, “Hakkıyla alınmış bir seçim olsa tebrik ederdim ama ne mümkün! Siyasi nezaket devrede olsa teşekkür ederdim ama ne mümkün! Millî iradeye saygı gösterilmiş olsa gurur duyardım ama ne mümkün!” ifadelerini kullandı.
Dedetaş’ın mesajındaki temel vurgu, belediye başkanlığı makamının kime ait olduğundan çok, o makamı belirleme yetkisinin kime ait olduğu üzerineydi. Anayasa’nın egemenliğe ilişkin hükmünü hatırlatan Dedetaş, yargının ve idarenin de yetkisini halktan alması gerektiğini belirtti.
Miting alanındaki sloganlar da bu çerçevede şekillendi. “Sinem Başkan yalnız değildir”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve adalet vurgulu sloganlar, Üsküdar’daki siyasi mücadelenin yalnızca parti rekabeti olarak görülmediğini gösteren başlıklar arasında yer aldı.
12 Eylül’ün gölgesinde “darbeciler kaybedecek” mesajı
Mitingin 12 Eylül tarihinde yapılması, buluşmaya ayrıca sembolik bir anlam kazandırdı. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik miting çağrısında “Karar Milletindir, Üsküdar Milletindir” sloganının yanı sıra “Darbeciler kaybedecek, halk kazanacak” ifadelerini kullanmıştı.
Özgür Özel de konuşmasında 12 Eylül 1980 askeri darbesine göndermeler yaptı. Böylece Üsküdar’daki güncel belediye krizini, Türkiye’nin demokrasi ve siyasal temsil tartışmasının daha geniş tarihsel çerçevesine yerleştirdi.
Bu tercih, mitingin siyasi mesajını yalnızca “Üsküdar Belediyesi kimin yöneteceği” tartışmasından çıkararak, sandıkta ortaya çıkan iradenin seçim sonrasında da korunup korunamayacağı sorusuna taşıdı.
“Eninde sonunda o sandığa varacağız”
YENİ Parti’nin miting öncesindeki çağrılarında da temel vurgu sandık ve halk iradesi oldu. Özgür Özel, miting öncesinde yaptığı çağrıda “Milletin vermediği belediyeyi hileyle alanlara karşı meydanlardayız” derken, bir başka mesajında da “Kim olursa olsun biz tükenmeyeceğiz, bitmeyeceğiz, yılmayacağız. Eninde sonunda o sandığa varacağız, o seçimi alacağız” ifadelerini kullandı.
Mitingin genel çerçevesi de bu mesajla örtüştü: Üsküdar’da yaşananlar, YENİ Parti tarafından yalnızca bir belediye yönetimi değişikliği olarak değil, seçmen iradesinin siyasi ve hukuki müdahalelerle değiştirilmesi olarak tanımlandı.
Ancak sürecin karşı tarafındaki temel hukuki gerekçe de başkanvekilliği seçiminin mahkeme kararıyla yenilenmiş olması. Dolayısıyla Üsküdar’daki tartışma, bir yandan yargı kararlarının ve idari işlemlerin hukuki niteliği, diğer yandan bu işlemlerin seçim sonuçları üzerindeki siyasi etkisi üzerinden devam ediyor.
Üsküdar, muhalefetin yeni siyasi mücadelesinin simgesine dönüştü
Üsküdar’daki gelişmeler, Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasından başkanvekilliği seçimlerine, meclis üyelerinin gözaltına alınmasından parti değiştiren isimlere kadar uzanan bir dizi gelişmenin ardından YENİ Parti’nin İstanbul’daki ilk büyük meydan buluşmasının konusu oldu.
Mitingin dikkat çekici tarafı, henüz kuruluşunun üzerinden kısa süre geçmiş olan YENİ Parti’nin ilk İstanbul mitingini doğrudan bir belediye ve demokrasi krizinin ortasında gerçekleştirmesi oldu. Parti yönetimi Üsküdar’ı, seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırılması ve ardından belediye meclisi aritmetiğinin değişmesi üzerinden, Türkiye’de yerel demokrasinin karşı karşıya olduğu sorunların sembol alanlarından biri olarak konumlandırıyor.
Üsküdar’daki siyasi tablo ise 2024 yerel seçimlerinden bu yana tamamen değişmiş durumda. Seçmenlerin oylarıyla belirlenen belediye başkanlığı, Sinem Dedetaş’ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından başkanvekilliği mekanizmasına taşındı. İlk başkanvekilliği seçimini muhalefet kazanırken, itiraz ve yargı sürecinin ardından yenilenen seçimde Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin çoğunluğu elde etti.
YENİ Parti’nin Üsküdar mitingi, tam da bu dönüşümün ortasında, “Sandıkta verilen karar seçim bittikten sonra da milletin kararı olarak kalır mı?” sorusunu siyasi tartışmanın merkezine taşıdı.
Meydanda verilen mesaj ise açıktı: YENİ Parti, Üsküdar’ı yalnızca kaybedilmiş bir belediye olarak değil, seçimle belirlenen yerel iradenin korunması mücadelesinin sembolü olarak görüyor.
Mitingin sloganı da bu nedenle yalnızca bir siyasi parti sloganı olmaktan çıktı:
“Karar milletindir. Üsküdar milletindir.”











