back to top
Ana Sayfa Haber Tutukluluk Süreleri Uzadıkça Adalet Beklemeye Alınıyor

Tutukluluk Süreleri Uzadıkça Adalet Beklemeye Alınıyor

23 Ağustos 2026 itibarıyla onlarca siyasetçi, gazeteci, avukat, belediye başkanı, sanatçı ve yurttaşın günler, aylar hatta yıllar boyunca cezaevinde tutulduğuna dikkat çeken liste, tutukluluğun istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarak fiilen cezalandırma aracına dönüşmesi tartışmasını yeniden gündeme taşıyor; henüz hüküm kesinleşmeden özgürlüğünden mahrum bırakılan insanların sayısı ve tutukluluk süreleri, “masumiyet karinesi” ile “makul sürede yargılanma” ilkelerinin nasıl aşındırıldığı sorusunu büyütüyor.

Tutukluluk İstisna Olmaktan Çıkınca

Avukat Mehmet Can Seyhan’ın 23 Ağustos 2026 tarihli paylaşımında yer verdiği uzun tutukluluk listesi, Türkiye’de özgürlükten yoksun bırakmanın kapsamı ve süresi açısından çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Listede Ekrem İmamoğlu’ndan Selahattin Demirtaş’a, Osman Kavala’dan Figen Yüksekdağ’a, belediye başkanlarından gazetecilere, avukatlardan sanatçılara ve farklı siyasi çevrelere mensup kişilere kadar çok sayıda isim bulunuyor.

Listenin dikkat çekici yanı yalnızca kişi sayısı değil, tutukluluk sürelerinin birbirinden çok farklı dosyalarda benzer bir siyasal ve hukuki sonuç üretmesi: Yargılama sürerken özgürlükten mahrum bırakılmak, zaman ilerledikçe başlı başına bir cezalandırma biçimine dönüşebiliyor.

Hukukun temel ilkeleri bakımından tutuklama, bir kişinin suçlu olduğuna ilişkin hüküm değil; kaçma, delilleri karartma veya benzeri somut risklerin varlığı halinde başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiri. Ancak tutukluluk ayları ve yılları bulduğunda, henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan kişi açısından sonuç ile ceza arasındaki fark fiilen silinebiliyor.

Bu nedenle asıl mesele yalnızca “kim tutuklandı?” sorusu değil. Daha ağır soru şu: Bir insan hüküm kesinleşmeden ne kadar süre özgürlüğünden mahrum bırakılabilir ve bu süre hangi noktada tedbir olmaktan çıkıp cezaya dönüşür?

524 Günlük Tutukluluk Ne Anlatıyor?

Seyhan’ın listesinde Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık, Murat Ongun, Necati Özkan, Fatih Keleş, Elif Güven, Fatoş Pınar Türker, Fatoş Ayık ve İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce gibi isimlerin 524 gündür tutuklu olduğu belirtiliyor. Listede bazı diğer isimler açısından da yüzlerce günlük tutukluluk süreleri veriliyor.

Bir insanın 500 günü aşan süre boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması, hukuki sürecin kendisinden bağımsız düşünülebilecek bir zaman dilimi değil. Tutukluluğun amacı yargılamayı güvence altına almaksa, yargılamanın uzaması tutukluluğu otomatik biçimde meşrulaştırmamalı. Aksine zaman geçtikçe tutukluluğun sürdürülmesini gerektiren somut nedenlerin daha güçlü ve daha ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerekir.

Aksi halde hukukta “geçici” olarak tanımlanan tedbir, kişinin hayatında kalıcı sonuçlar üretmeye başlar. İşinden uzak kalmak, seçilmiş bir makamı kullanamamak, ailesinden kopmak, ekonomik kayıplara uğramak, sağlık sorunları yaşamak ve toplumsal ilişkilerinin parçalanması; mahkeme henüz hüküm vermemiş olsa bile kişinin hayatında bir ceza etkisi yaratır.

Tutukluluğun cezaya dönüşmesi tam da burada başlar: Mahkeme kararının yerini, cezaevi süresinin kendisi almaya başladığında.

Yıllarla Ölçülen Tutukluluk

Listede tutukluluk süreleri yalnızca yüzlerce günle sınırlı değil. Selahattin Demirtaş için 3 bin 582, Figen Yüksekdağ için 3 bin 583, Osman Kavala için 3 bin 215, Selçuk Kozağaçlı için 3 bin 195, Van Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Bekir Kaya için 3 bin 853, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Selçuk Mızraklı için 2 bin 393 gün gibi süreler yer alıyor.

Bu rakamlar, tutukluluğun “geçici tedbir” niteliğinin zaman karşısında nasıl sorgulanabileceğini gösteren en çarpıcı örnekler arasında. Binlerce gün, yalnızca takvim üzerinde bir sayı değildir. Bir insanın hayatının yıllarıdır. Ailesinden, mesleğinden, siyasal faaliyetinden, sosyal çevresinden ve gündelik yaşamından koparıldığı yıllardır.

Üstelik uzun tutukluluk yalnızca bireyin özgürlüğünü ortadan kaldırmıyor. Seçilmiş bir belediye başkanının görevinden uzaklaştırılması, milletvekilinin seçmenleriyle kurduğu temsil ilişkisinin kesintiye uğraması, bir gazetecinin mesleğini yapamaması veya bir avukatın savunma faaliyetinden uzak kalması, kişinin özgürlüğünün ötesinde kamusal sonuçlar yaratıyor.

Dolayısıyla mesele, “sanıkların hakları” başlığı altında daraltılabilecek bir konu değil. Tutukluluğun keyfileşmesi, toplumun adalete erişim ve siyasal temsil hakkını da etkiliyor.

Seçilmişler İçin Tutukluluk, Seçmen İçin Temsil Kaybı

Listede çok sayıda belediye başkanının yüzlerce gündür tutuklu olduğu belirtiliyor. Rıza Akpolat için 584, Mehmet Murat Çalık için 524, Resul Emrah Şahan için 524, Hakan Bahçetepe için 445, Oya Tekin için 445, Onur Gülin için 459, Özgür Kabadayı için 404, Hasan Mutlu için 339, Hasan Akgün için 444, Alaattin Köseler için 534 günlük süreler veriliyor.

Daha yakın tarihlerde tutuklandığı belirtilen belediye başkanları da listede yer alıyor. Sinem Dedetaş için 26, Erdal Beşikçioğlu için 24 günlük süre verilirken, Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut ve Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat için 62 gün, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin için 54 gün, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner için 39 gün, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet için 31 gün tutukluluk bilgisi aktarılıyor.

Burada demokratik hukuk açısından ikinci bir sorun ortaya çıkıyor: Seçilmiş bir kişinin tutuklanması yalnızca o kişinin özgürlüğünü sınırlandırmıyor; onu seçen yurttaşların iradesini de fiilen etkiliyor. Yargılamanın sonunda suçluluk veya suçsuzluk konusunda bir hüküm verilmeden, seçilmiş makamın sahibi uzun süre görevinden uzak tutuluyorsa, tutukluluk siyasal temsil üzerinde sonuç doğuran bir araca dönüşüyor.

Bu nedenle tutuklama kararlarının yalnızca ceza hukuku bakımından değil, demokratik temsil ve seçmen iradesi bakımından da değerlendirilmesi gerekiyor.

Gazeteciden Avukata, Sanatçıdan Siyasetçiye

Listede gazeteciler ve medya alanında çalışan isimler de dikkat çekiyor. Gazeteci Merdan Yanardağ için 301, TELE1 televizyon kanalı için 303 günlük süre veriliyor. Komedyen Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Nasuh Mahruki, İlyas Yalçıntaş ve farklı sosyal medya alanlarında faaliyet gösteren kişiler de listede yer alıyor.

Avukatlar açısından da uzun süreli tutukluluk örnekleri bulunuyor. Selçuk Kozağaçlı için 3 bin 195, Sezin Uçar için 130, Yunus Emre Işık için 48, Ece Güner için 38, Atilla Özen için 339 ve Ezgi Önalan için 47 günlük süreler aktarılıyor.

Savunma makamında bulunan avukatların uzun süre tutuklu kalması, ayrıca hukuk düzeninin kendi işleyişi bakımından ağır bir çelişki yaratıyor. Çünkü savunma hakkının etkin kullanılabilmesi, avukatların özgür ve bağımsız biçimde görev yapabilmesine bağlı. Avukatın özgürlüğünün sınırlandırılması, yalnızca onun kişisel hakkını değil, temsil ettiği kişilerin adil yargılanma hakkını da etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor.

Farklı Kesimlere Uzanan Bir Tutuklama Tablosu

Listenin bir başka dikkat çekici boyutu, tutuklanan kişilerin tek bir siyasi veya toplumsal çevreyle sınırlı olmaması. CHP’li belediye başkanları ve İBB yöneticilerinin yanı sıra DEM Parti çizgisindeki siyasetçiler, avukatlar, gazeteciler, sanatçılar, aktivistler ve iktidara mesafeli olduğu belirtilen dini yapılanmalarla ilişkili kişiler de listede bulunuyor.

Seyhan’ın listesinde Furkan Vakfı Kurucu Genel Başkanı Alparslan Kuytul, eşi ve vakıf mensupları için dört; Süleymancılar cemaatinin lideri olarak belirtilen Alihan Kuriş ve cemaat mensupları için 10; emekli Amiral Türker Ertürk için altı günlük tutukluluk bilgisi yer alıyor. Yeni Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper için de 16 günlük süre aktarılıyor.

Bu tablo, tutukluluk meselesini belirli bir siyasi dosyanın sınırlarından çıkarıp daha genel bir hukuk devleti sorunu olarak ele almayı gerektiriyor. Hukuk devleti, yalnızca iktidarın kendisine yakın gördüğü kişilerin değil, iktidarla çatışan, muhalif olan, farklı düşünen veya farklı toplumsal çevrelere mensup kişilerin de aynı güvencelerden yararlanabildiği düzendir.

Tutuklama Bir Cezaya Dönüştüğünde

Bir kişinin suçlu olup olmadığına mahkeme karar verir. Fakat kişi, bu karar verilmeden önce yıllarca cezaevinde tutulduğunda, mahkemenin sonunda vereceği kararın toplumsal etkisi değişmeye başlar.

Uzun tutukluluk bu nedenle yalnızca “süre” problemi değildir. Masumiyet karinesinin, ölçülülük ilkesinin, makul sürede yargılanma hakkının ve kişi özgürlüğünün aynı anda sınandığı bir hukuk sorunudur.

Tutukluluğun amacı delilleri korumak, kaçma riskini önlemek veya yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülmesini güvence altına almaksa, bu amaçların ortadan kalktığı ya da daha hafif tedbirlerle sağlanabildiği durumlarda kişinin cezaevinde tutulmasının hukuki gerekçesi de zayıflar.

Buna rağmen tutukluluk, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin doğal sonucu gibi kullanılmaya başlanırsa ortaya farklı bir hukuk düzeni çıkar: İnsanlar önce özgürlüklerinden mahrum bırakılır, sonra yıllarca yargılanır ve en sonunda hüküm verilir. Böyle bir düzende “tutuklu” ile “hükümlü” arasındaki hukuki ayrım kâğıt üzerinde korunurken, hayatın içinde giderek ortadan kalkar.

Asıl Soru: Adalet Ne Zaman Gelecek?

23 Ağustos 2026 itibarıyla paylaşılan liste, farklı dosyaların hukuki esaslarını tek başına kanıtlamıyor ve listedeki tüm tutukluluk sürelerinin bağımsız biçimde doğrulandığı anlamına gelmiyor. Ancak rakamların kendisi, Türkiye’de tutukluluk uygulamasının kapsamı ve süresi hakkında ciddi bir tartışmanın varlığını görünür kılıyor.

Buradaki en önemli demokratik hukuk sorusu, “Kim suçlu?” sorusundan önce geliyor: Kim, hangi somut gerekçeyle ve ne kadar süreyle özgürlüğünden mahrum bırakılıyor?

Çünkü suçluluk mahkeme kararıyla belirlenir. Tutukluluk ise kararın yerine geçemez. Bir insanın yıllarını cezaevinde geçirmesi, sonunda beraat etmesi halinde geri alınabilecek bir zaman değildir. Aynı şekilde seçilmiş bir siyasetçinin görevinden uzak tutulduğu süre, daha sonra verilecek bir beraat kararıyla seçmen iradesine geri verilemez.

Bu nedenle uzun tutuklulukların sıradanlaşması, yalnızca ceza adalet sisteminin değil, demokrasinin de sorunudur.

Tutukluluk istisna olmaktan çıkıp olağanlaştırıldığında, hukuk artık yalnızca suç işleyeni cezalandıran bir mekanizma olmaktan çıkar; yargılama sürecinin kendisi cezaya dönüşür. Türkiye’de bugün tartışılması gereken esas mesele de tam olarak budur.


23 Ağustos 2026 İtibarıyla Paylaşılan Tutukluluk Listesi

Aşağıdaki liste, Av. Mehmet Can Seyhan’ın 23 Ağustos 2026 tarihli sosyal medya paylaşımında verdiği isim ve süreler esas alınarak aktarılmıştır. Süreler, paylaşımda belirtilen gün sayılarıdır; kişilerin hukuki statülerine ilişkin ayrıca bağımsız bir doğrulama yapılmamıştır.

  • Ekrem İmamoğlu — 524 gün
  • Avukat Mehmet Pehlivan — 429 gün
  • Komedyen Deniz Göktaş — 51 gün
  • Selahattin Demirtaş — 3.582 gün
  • Hatay Milletvekili Can Atalay — 1.584 gün
  • Avukat Selçuk Kozağaçlı — 3.195 gün
  • ÇHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan — 47 gün
  • Oğuzhan Uğur — 33 gün
  • TELE1 Televizyon Kanalı — 303 gün
  • Gazeteci Merdan Yanardağ — 301 gün
  • Avukat Atilla Özen — 339 gün
  • Nasuh Mahruki — 38 gün
  • Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat — 584 gün
  • Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık — 524 gün
  • Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan — 524 gün
  • Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe — 445 gün
  • Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin — 445 gün
  • Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin — 459 gün
  • Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı — 404 gün
  • Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu — 339 gün
  • Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün — 444 gün
  • Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler — 534 gün
  • Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz — 485 gün
    1. ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu — 444 gün
  • Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer — 422 gün
  • Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek — 413 gün
  • Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan — 173 gün
  • Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel — 159 gün
  • Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey — 142 gün
  • Dr. Ümit Erkol — 130 gün
  • Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel — 122 gün
  • Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay — 87 gün
  • Buca Belediye Başkanı Görkem Duman — 76 gün
  • Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu — 69 gün
  • Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat — 62 gün
  • Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut — 62 gün
  • Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin — 54 gün
  • Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner — 39 gün
  • İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet — 31 gün
  • Murat Ongun — 524 gün
  • Necati Özkan — 524 gün
  • Mustafa Akın — 459 gün
  • İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş — 524 gün
  • Zafer Keleş — 463 gün
  • Elif Güven — 524 gün
  • Fatoş Pınar Türker — 524 gün
  • Fatoş Ayık — 524 gün
  • Buğra Gökce — 524 gün
  • Gürkan Akgün — 524 gün
  • Arif Gürkan Alpay — 459 gün
  • Ramazan Gülten — 482 gün
  • Dilek İmamoğlu’nun abisi — 198 gün
  • Murat Dağdeviren — 113 gün
  • Demirhan Gözaçan — 101 gün
  • Muhittin Böcek’in oğlu — 363 gün
  • Van Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Av. Bekir Kaya — 3.853 gün
  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı — 2.393 gün
  • Osman Kavala — 3.215 gün
  • Tayfun Kahraman — 1.585 gün
  • Mine Özerden — 1.585 gün
  • Çiğdem Mater — 1.585 gün
  • Figen Yüksekdağ — 3.583 gün
  • Avukat Sezin Uçar — 130 gün
  • İBB Meclis Üyesi Metin Kaya — 92 gün
  • Gaffar Çiçek — 91 gün
  • Hür Ağbaba — 17 gün
  • Avukat Yunus Emre Işık — 48 gün
  • Avukat Ece Güner — 38 gün
  • Şarkıcı İlyas Yalçıntaş — 37 gün
  • Melek Akarmut — 38 gün
  • Doruk Bulut — 32 gün
  • Fatma Soydaş — 31 gün
  • Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş — 26 gün
  • Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu — 24 gün
  • Yeni Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper — 16 gün
  • Alihan Kuriş ve cemaat mensupları — 10 gün
  • Emekli Amiral Türker Ertürk — 6 gün
  • Alparslan Kuytul, eşi ve vakıf mensupları — 4 gün

Kaynak: Av. Mehmet Can Seyhan’ın 23 Ağustos 2026 tarihli sosyal medya paylaşımı. Listede yer alan tutukluluk süreleri ve hukuki statüler, haberin temel kaynağı olan paylaşım esas alınarak aktarılmıştır. Haber metnindeki değerlendirmeler, tutukluluğun hukuk devleti, masumiyet karinesi, ölçülülük ve makul sürede yargılanma ilkeleri açısından yarattığı sorunlara ilişkin editoryal analizdir.