back to top
Ana Sayfa Haber Özel’den Silivri’de Sert İtiraz: “Savunma Hakkını Bahşettiler”

Özel’den Silivri’de Sert İtiraz: “Savunma Hakkını Bahşettiler”

İBB Davası’nın ikinci celsesinde Ekrem İmamoğlu’na savunma hakkının fiilen sınırlandırıldığını ve duruşma salonunun sanık, avukat, basın ve izleyiciler arasındaki doğrudan teması ortadan kaldıracak biçimde düzenlendiğini savunan Özgür Özel, yargılamanın artık “göstermelik” olmaktan dahi çıktığını söyledi.

İmamoğlu’na Söz Verilmemesine Tepki

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 52’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın ikinci celsesi, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Yeni Duruşma Salonu’nda sürüyor.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve parti kurmayları duruşmayı salonda takip ederken, İmamoğlu’na söz hakkı verilmemesi üzerine Özel duruşma salonundan ayrıldı. Özel, çıkışında yaptığı açıklamada, önceki celsede İmamoğlu’nun savunma hakkının kullanılmasına ilişkin verilen sözlerin bugün fiilen karşılanmadığını savundu.

Özel’e göre mahkeme, İmamoğlu’nun savunmasını yapacağı zamanı ve koşulları belirsiz bırakarak savunma hakkını mahkemenin takdirine bağladı. Özel, bunu “Savunma hakkını bahşetti” sözleriyle eleştirerek, savunma hakkının mahkemenin lütfu değil, yargılamanın temel güvencelerinden biri olduğunu vurguladı.

“Savunma Hakkı Kısıtlanamaz”

Özel, önceki celsede İmamoğlu’na önce “sınırsız savunma hakkı” tanınacağının söylendiğini, daha sonra ise savunmanın kısa bir süre içinde tamamlanmasının istendiğini belirtti. İmamoğlu’nun bu koşullarda savunma hakkından vazgeçmediğini söylemesine karşın tutanağa bunun aksinin geçirildiğini iddia eden Özel, bugün de benzer bir yaklaşımın sürdüğünü savundu.

Muhalefet lideri, bu durumun yalnızca İmamoğlu açısından değil, davanın tamamının adil yargılama niteliği açısından tartışma yarattığını belirtti. “Etkili savunmadan korkuyorlar” diyen Özel, İmamoğlu’nun savunmasının davadaki iddialara ve suçlamalara doğrudan yanıt verecek olması nedeniyle engeller çıkarıldığını öne sürdü.

Yeni Salon, Eski Tartışma

Özel’in eleştirilerinin bir diğer odağı ise duruşmanın yapıldığı yeni salon oldu. Salondaki fiziksel mesafenin sanıklarla izleyiciler ve avukatlar arasındaki doğrudan iletişimi zorlaştırdığını belirten Özel, bazı izleyicilerin sanıkları görebilmek için dürbün kullandığını söyledi.

Özel, özellikle avukatların müvekkilleriyle göz teması kurmasının savunmanın doğal unsurlarından biri olduğunu belirterek, mahkeme salonunun büyüklüğünün ve yerleşiminin “yüz yüze yargılama” ilkesini fiilen zayıflattığını savundu.

Bu eleştiri, yargılamanın yalnızca hukuki içeriğiyle değil, gerçekleştirildiği mekânın tasarımı ve tarafların birbirleriyle kurduğu ilişki üzerinden de tartışılmasına yol açıyor. Özel’in anlatımına göre sanık, avukat, mahkeme ve izleyici arasındaki fiziksel uzaklık, duruşmanın kamusal niteliğini de sınırlıyor.

Basın Ve Aileler İçin Bariyer İddiası

Özel ayrıca basın mensuplarının, ailelerin ve izleyicilerin salondaki konumlarına ilişkin de sert eleştiriler yöneltti. Geçmiş celselerde basın mensuplarının salonun daha uzak bölümlerine yönlendirildiğini, yer değişiklikleri yapıldığını ve son olarak oturdukları alanın önüne bariyer konulduğunu öne sürdü.

Bu uygulamaların yalnızca teknik bir salon düzenlemesi olmadığını savunan Özel, mahkeme yönetiminin aileler, gazeteciler ve siyasetçiler üzerinde gereksiz bir gerilim oluşturduğunu ileri sürdü. Yargılamanın kamuoyu tarafından izlenebilir olmasının, adil yargılama ilkesinin tamamlayıcı unsurlarından biri olduğunu belirten Özel, “Göstermelik yargılama bile yapılmıyor” ifadelerini kullandı.

“Kimi Kime Şikâyet Edeyim?”

Özel’in açıklamasının en sert bölümü ise yargı kurumları arasındaki denetim ilişkilerine yönelikti. Mahkeme heyetinin uygulamalarını Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na şikâyet etmenin sonuç vermeyeceğini savunan Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak İBB soruşturmasının yürütülmesindeki rolüne dikkat çekti.

Özel, Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevine geldikten sonra AK Parti toplantısında yaptığı açıklamaları da eleştirerek, yargı görevi ile siyasi görev arasındaki sınırların bulanıklaştırıldığını iddia etti. “Kimi kime şikâyet edeyim?” sorusuyla mevcut denetim mekanizmalarının bağımsızlığına ilişkin itirazını dile getirdi.

Bu noktada Özel’in eleştirisi tek bir mahkeme salonundaki uygulamaların ötesine geçerek, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı tartışmasının merkezine yerleşti. Yargı mensuplarının iktidarla kurduğu ilişki üzerinden yapılan tartışmalar, İBB Davası’nın hukuki boyutunun yanı sıra siyasi niteliğine ilişkin eleştirileri de yeniden gündeme taşıyor.

“Bu Devrân Böyle Sürmez”

Özel, açıklamasının sonunda yaşananları tarihsel bir hesaplaşma çerçevesinde değerlendirdi. Geçmişte Ergenekon davaları sırasında yaşanan duruşma salonu uygulamalarını hatırlatan Özel, bugün benzer bir yaklaşımın yeniden ortaya çıktığını savundu.

Özel’in mesajı, yargılamanın sonucundan bağımsız olarak bugün uygulanan yöntemlerin gelecekte de hukuk devleti açısından sorgulanacağı iddiasına dayanıyor. “Bu devran böyle sürmez” diyen Özel, yaşananların hesabının bir gün hukuk ve tarih önünde sorulacağını savundu.

İBB Davası’nın ikinci celsesinde yaşanan tartışmanın temel ekseni böylece yeniden aynı noktaya geldi: Bir ceza yargılamasının meşruiyeti yalnızca mahkemenin vereceği kararla değil, sanığın kendisini ne ölçüde özgürce savunabildiği, avukatların müvekkilleriyle ne ölçüde etkin iletişim kurabildiği ve kamuoyunun yargılamayı ne ölçüde izleyebildiğiyle de ölçülüyor.