Özgür Özel, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının ardından milletvekilleriyle yaptığı kritik toplantıda, olası ihraçlardan genel merkeze yönelik müdahalelere kadar tüm senaryoların masada olduğunu söyledi; “Genel Merkez’deki makam kaybedilirse mücadele yeri Meclis olur” çıkışı ise parti içi krizin artık yalnızca hukuki değil, doğrudan siyasal meşruiyet ve güç mücadelesine dönüştüğünü ortaya koydu.
CHP Grubunda “Güven Tazeleme” Toplantısı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından partisinin milletvekillerini CHP Genel Merkezi’nde olağanüstü toplantıya çağırdı.
Yaklaşık üç saat süren kapalı grup toplantısına 96 milletvekili katılırken, 15 milletvekilinin mazeret bildirdiği öğrenildi. Toplantının ilk bölümünde yapılan grup başkanlığı seçiminde Özel, 95 oyla yeniden CHP Grup Başkanı seçildi.
CHP kurmayları, bu sonucu yalnızca teknik bir seçim değil; parti grubunun Özgür Özel yönetimine verdiği siyasi destek ve “meşruiyet teyidi” olarak yorumladı. Böylece son günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’na milletvekili grubundan güçlü destek olduğu yönündeki kulislerin de boşa düştüğü mesajı verildi.
“Kemal Bey Derim, Genel Başkan Demem”
Toplantının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu hakkında kullandığı ifadeler oldu.
Edinilen bilgilere göre Özel, “Bu iş bitene kadar kendisine ‘Kemal Bey’ derim. ‘Genel başkan’ demem. Ama ona yapılan saygısızlıkları da tasvip etmem” diyerek hem siyasi mesafe koydu hem de parti içindeki gerilimi tamamen kopuş noktasına taşımamaya çalışan kontrollü bir dil kullandı.
Özel’in Kılıçdaroğlu ile yalnızca “en kısa sürede kurultaya gidilmesi” başlığı altında görüşebileceğini belirtmesi, CHP yönetiminin krizin çözümünü yeniden delegasyon iradesine döndürme stratejisini sürdürdüğünü gösteriyor.
İhraç Senaryoları Ve “Parlamento Merkezli” Mücadele
Toplantıda, Kılıçdaroğlu yönetiminin disiplin süreçleri ve ihraç mekanizmaları üzerinden parti örgütünü yeniden şekillendirme ihtimali de ele alındı.
Özel’in, “Beni de arkadaşlarımı da partiden ihraç edebilirler. Öngöremediğimiz hiçbir şey yok” sözleri, CHP yönetiminin artık olağan siyasal rekabet değil; doğrudan kurumsal tasfiye ihtimaline göre pozisyon aldığını ortaya koyuyor.
Bu değerlendirme, Türkiye siyasetinde uzun süredir görülmeyen ölçekte bir “parti içi meşruiyet savaşı” yaşandığı yorumlarını da güçlendiriyor. Çünkü tartışma artık yalnızca genel başkanlık meselesi değil; partinin hangi organının “gerçek temsil iradesi” sayılacağı sorusuna dönüşmüş durumda.
“Genel Merkez Giderse Mücadele Meclis’te Sürecek”
Toplantının en çarpıcı mesajı ise olası kolluk müdahalesi ve genel merkez senaryosu üzerine yapılan değerlendirmelerde ortaya çıktı.
Özel’in, “Bizi buradan çıkartırlarsa Meclis’teki odama geçerim” sözleri, CHP yönetiminin mücadeleyi fiziksel parti binasıyla sınırlı görmediğini açık biçimde ortaya koydu. “Cumhuriyet’in ilk yıllarında CHP Genel Başkanı’nın makamı Birinci Meclis’ti, şimdi de benim makamım Meclis’teki odamdır” çıkışı ise tartışmayı tarihsel meşruiyet ve kurucu siyaset eksenine taşıdı.
Bu yaklaşım, CHP yönetiminin olası yargı ve idari müdahalelere karşı parlamentoyu yeni siyasal merkez olarak konumlandırma hazırlığında olduğu yorumlarına neden oldu.
CHP’de Kriz Kurumsal Ayrışmaya Dönüşüyor
Özel’in “yedek parti” formülünü reddederek “Bizim partimiz CHP’dir” vurgusu yapması, mevcut yönetimin partiyi terk ederek yeni bir siyasi yapı kurma seçeneğine mesafeli olduğunu da ortaya koydu.
Ancak yaşanan süreç, CHP’deki krizin artık yalnızca bir kurultay tartışması olmadığını; hukuk, örgüt, parlamento ve siyasal temsil alanlarının tamamına yayılan çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor.
Önümüzdeki süreçte gözler hem olası olağanüstü kurultay hazırlıklarına hem de CHP içindeki disiplin ve örgütlenme hamlelerine çevrilmiş durumda.








