back to top
Ana Sayfa Haber Sıcaklık Artarken Hukuk Serin Kalmadı

Sıcaklık Artarken Hukuk Serin Kalmadı

Fransa’da 76 yaşındaki ve üç kez felç geçirmiÅŸ bir kadının saÄŸlık gerekçesiyle klima takma talebinin mahkeme tarafından reddedilmesi, iklim krizinin artık yalnızca çevresel deÄŸil, hukuki ve sosyal adalet meselesi haline geldiÄŸini bir kez daha ortaya koydu. Benzer tartışmaların giderek daha sık yaÅŸandığı Türkiye’de de kentleÅŸme politikaları ile yaÅŸama hakkı arasındaki gerilim derinleÅŸiyor.

İklim Krizi Yeni Hukuki Çatışmalar Üretiyor

Le Monde’un aktardığı habere göre, Strasbourg’da yaÅŸayan 76 yaşındaki ve üç kez beyin felci geçirmiÅŸ bir kadın, sıcak hava dalgalarının saÄŸlık riski oluÅŸturduÄŸu gerekçesiyle evine klima sistemi kurmak istedi. Ancak apartman yönetimi, binanın mimari bütünlüğü ve olası gürültü gerekçeleriyle talebi reddetti. Mahkeme de apartman yönetmeliÄŸini esas alarak kadının baÅŸvurusunu kabul etmedi.

Karar, Avrupa’da giderek ÅŸiddetlenen sıcak hava dalgalarının yalnızca saÄŸlık sistemlerini deÄŸil, mülkiyet hukuku ve bireysel yaÅŸam hakkı arasındaki dengeyi de yeniden tartışmaya açtığını gösteriyor.

Türkiye De Aynı Sorularla Karşı Karşıya

Son yıllarda Türkiye’de de sıcaklık rekorları kırılırken, özellikle büyük kentlerde klima kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Ancak enerji tüketimi, kentlerin ısı adası etkisi, apartman yönetmelikleri ve kamusal planlama politikaları bu dönüşüme hazırlıklı görünmüyor.

Uzmanlar, iklim krizinin derinleÅŸtiÄŸi bir dönemde “estetik kaygılar mı, yaÅŸama hakkı mı?” sorusunun yalnızca Fransa’nın deÄŸil Türkiye’nin de önündeki temel hukuki ve toplumsal meselelerden biri haline geldiÄŸine dikkat çekiyor. Özellikle yaÅŸlılar, kronik hastalar ve düşük gelirli kesimler açısından serinleme olanaklarına eriÅŸim, giderek bir konfor tercihi olmaktan çıkıp kamusal saÄŸlık hakkının parçası olarak deÄŸerlendiriliyor.

İklim Adaleti Yeni Bir Hak Arayışı

Strasbourg’daki karar, mevcut hukuk düzenlerinin iklim krizinin yarattığı yeni ihtiyaçlara ne ölçüde cevap verebildiÄŸi sorusunu da gündeme taşıdı. Uzmanlara göre, kent yaÅŸamını düzenleyen kurallar ile insan saÄŸlığını koruma yükümlülüğü arasında daha dengeli ve hak temelli bir yaklaşım geliÅŸtirilmediÄŸi sürece benzer uyuÅŸmazlıklar hem Avrupa’da hem de Türkiye’de artarak devam edecek.

TB / Le Monde