İstanbul Tabip Odası seçimlerinde Demokratik Katılım Grubu’nun adayı Prof. Dr. Talat Kırış’ın kazanması, yalnızca meslek örgütü içi bir sonuç değil; sağlık alanındaki demokratik temsil mücadelesinin de önemli bir göstergesi olarak öne çıktı. İktidara yakın grupların son anda fiili ittifak kurmasına rağmen sandıktan çıkan sonuç, hekimlerin meslek örgütlerinin siyasal vesayet altına alınmasına karşı güçlü bir irade ortaya koydu.
Seçimde Kazanan Demokratik Katılım Grubu Oldu
İstanbul Tabip Odası yönetimi için yapılan seçimler, Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sabah 09.00’da başlayan ve 17.00’de sona eren seçimlerde, Demokratik Katılım Grubu’nun adayı Prof. Dr. Talat Kırış; Türk Hekimleri Birliği Grubu’nun adayı Prof. Dr. Salih Aydın ve Değişim Grubu’nun adayı Dr. Nedim Uzun ile yarıştı.
Kesin olmayan sonuçlara göre seçimi Demokratik Katılım Grubu kazandı. Böylece İstanbul Tabip Odası’nda mevcut demokratik çizgi korunmuş oldu. Bu sonuç, yalnızca bir yönetim değişikliği değil; aynı zamanda meslek örgütlerinin bağımsızlığına ilişkin siyasi bir mesaj olarak yorumlandı.
Sağlık alanında uzun süredir meslek örgütleri üzerinde kurulan siyasal baskılar düşünüldüğünde, seçim sonucu hekimlerin örgütsel özerklik talebinin güçlü biçimde sürdüğünü gösterdi.
Son Anda Kurulan İttifak Sonuç Vermedi
Seçim öncesinde iktidara yakın çizgide değerlendirilen Değişim Grubu ile Türk Hekimleri Birliği Grubu’nun listelerinin fiilen birleştiği iddiası kamuoyunda geniş tartışma yaratmıştı. Bu durum, seçim yarışını yalnızca mesleki değil, doğrudan politik bir zemine taşıdı.
Seçim sonrası değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Talat Kırış, “Son anda bizim karşımızdaki iki grup birleşmişti. Ona rağmen kazandık, çok iyi bir katılım oldu. Olgunluk içinde bir seçim geçti” diyerek dikkat çekici bir mesaj verdi.
Kırış, ittifakın kendisini değil, iki ayrı liste görüntüsü altında aynı isimlerle seçime girilmesini eleştirdiklerini belirtti. Buna rağmen ortaya çıkan oy farkının ciddi olduğunu vurgulayan Kırış, hekimlerin tercihini net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Bu tablo, meslek odalarının yalnızca idari yapılar değil; demokratik toplumun direnç alanları olduğunu bir kez daha gösterdi.
Tabip Odaları Üzerindeki Siyasal Baskı Tartışması
Son yıllarda özellikle Türk Tabipleri Birliği ve büyük şehir tabip odaları, iktidarın hedef aldığı kurumsal alanlardan biri haline geldi. Pandemi döneminden sağlık politikalarına, hekim göçünden çalışma koşullarına kadar birçok başlıkta eleştirel pozisyon alan meslek örgütleri, sık sık siyasi müdahale tartışmalarının merkezinde yer aldı.
İstanbul Tabip Odası seçimi de bu nedenle yalnızca bir meslek örgütü seçimi olarak değil, sağlık alanındaki demokratik temsilin korunup korunamayacağı açısından kritik bir sınav olarak görüldü.
Demokratik Katılım Grubu’nun seçim öncesinde yaptığı “İTO, Cumhur İttifakı’na teslim edilemez” çağrısı da bu gerilimin açık ifadesiydi. Sandıktan çıkan sonuç, hekimlerin önemli bir bölümünün bu uyarıyı dikkate aldığını ortaya koydu.
Meslek Örgütü Mücadelesi Siyasetin Dışında Değil
Muhalefet ile iktidar arasındaki gerilim yalnızca Meclis’te ya da belediyelerde yaşanmıyor; barolardan tabip odalarına, mühendis odalarından üniversitelere kadar birçok kamusal alanda temsil mücadelesi sürüyor.
İstanbul Tabip Odası seçimleri, bu mücadelenin sağlık alanındaki son halkası oldu. Hekimler burada yalnızca yönetim kurulu seçmedi; aynı zamanda meslek örgütünün bağımsız kalıp kalmayacağına dair bir tercih yaptı.
Kazanan listenin yönetim kurulunda Prof. Dr. Talat Kırış ile birlikte Dr. Benan Koyuncu, Dr. Ceren Kineşçi, Dr. Emrah Kırımlı, Dr. Fikret Aydın, Dr. Irmak Saraç ve Dr. Nadir Kalfazade yer aldı.
Bu sonuç, iktidarın tüm yönlendirme çabalarına rağmen örgütlü meslek alanlarının hâlâ toplumsal muhalefetin en güçlü zeminlerinden biri olduğunu gösteriyor.












