YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizinde soruşturmanın yalnızca bugün ortaya çıkan tabloyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, fonların kurulduğu 2021’den itibaren bütün para hareketlerinin ve sorumluluk zincirinin araştırılmasını istedi. “Asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın dolandırıcılığı” sözleriyle tepki gösteren Özel, MASAK ve Maliye Bakanlığı’na dikkat çekti: “Bu iş kime ulaşıyorsa ulaşsın, mutlaka bunun hesabının verilmesi gerekiyor.”
(ANKARA) – Türkiye sermaye piyasalarını sarsan fon krizinde soruşturma derinleşirken, tartışmanın merkezine bu kez yalnızca fon yöneticileri ve şirketler değil, “Bu sistem nasıl bu kadar büyüdü ve kamu denetimi neden zamanında devreye girmedi?” sorusu yerleşti.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasını izlemek üzere geldiği Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, fon krizine ilişkin değerlendirmesinde, yüz binlerce küçük yatırımcının mağduriyetine dikkat çekerek soruşturmanın kapsamının genişletilmesi ve para hareketlerinin geriye doğru izlenmesi çağrısı yaptı.
Özel, yaşananları “asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın dolandırıcılığı” olarak nitelendirdi ve yaklaşık 2 milyon kişinin etkilendiğini savundu. Özel’in açıklamalarında özellikle Maliye Bakanlığı ile Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) önemli sorumluluk düştüğü vurgusu öne çıktı.
Türkiye’de fon krizinin büyüklüğü konusunda farklı rakamlar kullanılırken, soruşturmanın yaklaşık 456 bin yatırımcıyı doğrudan ilgilendirdiği belirtiliyor. SPK ise yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunda alım satım işlemlerini durdurarak tasfiye sürecini başlattı.
Özel: “Devlet Ya Yoktur Ya Çoktur”
Özel, fon krizinin yalnızca finansal bir çöküş olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, devletin denetim mekanizmalarının nasıl çalıştığının da sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Bir yerde insanlığa karşı bir suç işleniyorsa ya devlet yoktur ya devlet çoktur” sözünü hatırlatan Özel, fon krizinde de devletin sorumluluğunun tartışılması gerektiğini ifade etti.
Özel’e göre asıl mesele, bugün ortaya çıkan zararın kim tarafından karşılanacağından önce, bu yapının nasıl kurulduğu, nasıl büyüdüğü ve hangi aşamalarda kamu kurumlarının müdahale etmediğinin ortaya çıkarılması.
Bu soru, son günlerde yayımlanan araştırmalarda da tartışılıyor. Medyascope’un aktardığı verilere göre bazı fonlardaki olağanüstü değer artışları uzun süre devam etti. Örneğin TLY kodlu fonun 2021’den Ağustos 2026’ya kadar 524 kat arttığı belirtildi. Aynı haberde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kasım 2025’te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylediği, buna rağmen ilgili fonlardaki toplam büyüklüğün daha sonra 800 milyar liranın üzerine çıktığı aktarıldı.
İşte soruşturmanın bundan sonra cevaplaması gereken en kritik sorulardan biri burada ortaya çıkıyor:
Risk biliniyorsa neden daha erken müdahale edilmedi?
“2024’ten Değil, 2021’den İtibaren Bakılmalı”
Özel, soruşturmanın yalnızca fon krizinin patladığı son döneme sıkıştırılmasına karşı çıktı. Fonların kuruluşundan itibaren incelenmesi gerektiğini belirten Özel, özellikle 2021’den başlayarak bütün işlemlerin ve para hareketlerinin araştırılmasını istedi.
Bu talep, soruşturmanın kapsamı açısından kritik önem taşıyor. Çünkü mevcut soruşturma yalnızca yatırımcıların paralarını çekmek istemesiyle ortaya çıkan likidite sorununu değil, fonların taşıdığı varlıkların nasıl değer kazandığını, bazı şirket hisselerindeki olağanüstü yükselişleri ve para transferlerini de kapsıyor.
SPK’nın 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketinin fonlarında işlem durdurması ve 131 fonu tasfiye kapsamına alması, krizin birkaç şirketle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Medyascope’un incelemesine göre kriz, Pusula Portföy’de başlayan geri ödeme sorunlarının Tera Portföy’e sıçramasıyla görünür hale geldi.
Soruşturma ise büyümeye devam ediyor. 24 Eylül itibarıyla 17 kişinin daha tutuklanmasıyla toplam tutuklu sayısı 26’ya yükseldi. Soruşturma kapsamında şirket yöneticilerinin banka hesapları ve malvarlıkları üzerinde de tedbirler uygulanıyor.
MASAK’ın Önünde Büyük Bir Dosya Var
Özel’in açıklamasında en dikkat çekici başlıklardan biri MASAK oldu.
Özel, Maliye Bakanı’na ve Bakanlığa bağlı MASAK’a önemli görev düştüğünü belirterek, fonun kapalı döneminde işlem yapanların ve şüpheli para hareketlerinin savcılığa bildirilmesi gerektiğini söyledi.
Bu vurgu, soruşturmanın yalnızca “kim tutuklandı?” sorusuna indirgenmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Asıl mesele, paranın nereden geldiği ve nereye gittiği.
Kimler fonlardan çıktı?
Kimler kriz ortaya çıkmadan önce parasını çekti?
Hangi hesaplara ne miktarda para aktarıldı?
Fonların değerlerinin yükselmesinden kimler yararlandı?
Kamu kurumları hangi tarihte hangi bilgiden haberdardı?
Ve en önemlisi, bu büyüklükte bir finansal yapının denetim mekanizmalarının radarına neden daha önce takılmadığı sorusunun yanıtı ne?
Soruşturmanın bu sorulara vereceği yanıt, yüz binlerce yatırımcının kaybının nasıl telafi edileceği kadar önemli hale gelmiş durumda.
“Kimseleri Kenarda Tutmamak Gerekiyor”
Özel, soruşturmanın belirli isimlerde veya şirketlerde durmaması gerektiğini savunarak, “Kimseleri kenarda tutmak, gizemli tutmamak gerekiyor” dedi.
Bu sözler, soruşturmanın siyasi ve ekonomik bağlantıları bakımından da dikkat çekici bir çağrı niteliğinde.
Özel, geçmişte benzer finansal soruşturmalarda elde edilen varlıkların mağdurlara aktarılması örneğini gündeme getirerek, fondan büyük kazanç elde edenlerin mal varlıklarının da incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Ancak burada belirleyici olan siyasi açıklamalar değil, savcılık ve düzenleyici kurumların somut deliller üzerinden yürüteceği soruşturma olacak.
Nitekim mevcut dosyada şirket yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kişinin mal varlıkları ve para hareketleri inceleme altında. Adalet Bakanlığı da soruşturma kapsamında MASAK dahil çeşitli kurumlara yazılar gönderildiğini ve mal varlıklarının kaçırılmasını önlemeye yönelik tedbirler uygulandığını açıklamıştı.
Fon Krizinin Asıl Sınavı Şimdi Başlıyor
Fon krizinde soruşturmanın büyümesi, tutuklu sayısının artması ve tasfiye sürecinin başlaması mağdur yatırımcıların kayıplarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine, şimdi daha zor bir dönem başlıyor.
Çünkü mesele yalnızca suç şüphesi bulunan kişilerin tespit edilmesi değil; kaybolduğu düşünülen paranın izinin sürülmesi, haksız kazanç sağlandığı belirlenen varlıkların tespit edilmesi ve mağduriyetlerin hangi mekanizma ile giderileceğinin açıklanması.
Medyascope’un değerlendirmesinde de mağduriyetlerin giderilmesinin soruşturmanın en kritik başlıklarından biri olduğu, bazı uzmanların yatırımcıların ana paralarını dahi tamamen alamama ihtimaline dikkat çektiği aktarılıyor. Aynı çalışmada, paranın başka kişilerin hesaplarına aktarılmış olması ihtimalinin de soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle Özel’in işaret ettiği 2021’den bugüne uzanan para trafiğinin incelenmesi talebi, yalnızca siyasi bir tartışma değil, soruşturmanın kapsamına ilişkin temel bir başlık olarak duruyor.
Türkiye’nin önündeki soru artık yalnızca “Fon krizinde kimler tutuklandı?” değil.
Daha büyük soru şu:
Yüz binlerce insanın parasının kaybolduğu bu sistem nasıl kuruldu, kimler kazandı, kimler kaybetti ve kamu denetimi bütün bunları neden zamanında durduramadı?
Bu soruların cevabı verilmeden dosyanın yalnızca birkaç tutuklama ve tasfiye kararıyla kapanması, mağdurların en temel sorusunu yanıtsız bırakacaktır.
Çünkü finansal piyasaların güveni yalnızca paranın değer kazanmasıyla değil, hukukun, denetimin ve hesap verebilirliğin herkes için aynı şekilde işlemesiyle kurulabilir.
- TB / Medyascope, DW Türkçe, Sözcü, Euronews Türkçe, Ekonomim









