back to top
Ana Sayfa Haber Zülfü Livaneli Ne İstiyor?

Zülfü Livaneli Ne İstiyor?

Diyarbakır’da Amedspor atkısıyla izleyicileri selamlayan Zülfü Livaneli’nin sosyal medyada hedef alınması, sanatçının verdiği yanıtlarla yeni bir tartışmaya dönüştü. Kendisine yöneltilen bölücülük suçlamalarını reddeden Livaneli, atkının boynuna Amedspor Başkanı tarafından takıldığını söyleyerek siyasal tartışmanın dışında durduğunu vurguladı. Ancak bu savunma, özellikle Diyarbakırlı yazarların tepkisini çekti. Tartışma, bir sanatçının ırkçı suçlamalar karşısında kendisini savunma hakkıyla, yıllardır savunduğu değerlerin arkasında durma sorumluluğu arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme getirdi.
NHA – İSTANBUL | 6 Kasım 2026

Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli’nin Diyarbakır’da katıldığı bir konser sırasında Amedspor atkısı takmasıyla başlayan tartışma, yaptığı açıklamaların ardından büyüdü. Livaneli, kendisini bölücülük ve PKK’ye yakınlıkla suçlayan sosyal medya paylaşımlarına tepki gösterirken kullandığı ifadeler nedeniyle bu kez Diyarbakırlı sanatçı ve yazarların eleştirileriyle karşılaştı.

26 Ekim’de Diyarbakır’daki Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen konserde Tigris Senfoni Orkestrası, Livaneli’nin eserlerini seslendirdi. Konseri yaklaşık 1700 kişi izledi. Livaneli, konser sırasında kendisine verilen Amedspor atkısını takarak izleyicileri selamladı.

Bu görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından sanatçıya yönelik hakaretler, siyasal suçlamalar ve hedef gösteren paylaşımlar yapıldı. Livaneli’nin bir futbol kulübünün atkısını takmasının bölücülükle ilişkilendirilmesi, tartışmanın ilk aşamasını oluşturdu.

Ancak Livaneli’nin daha sonra yaptığı açıklama, kendisini hedef alan çevrelerden farklı gerekçelerle eleştirenlerin de tartışmaya katılmasına yol açtı.

Atkı Takıldı, Tartışma Başladı

Livaneli, yayımladığı görüntülü açıklamada Diyarbakır’a siyasal bir etkinlik için değil, müzik buluşması amacıyla gittiğini anlattı. Tigris Senfoni Orkestrası’nın çalışmalarından ve Diyarbakır’da gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Amedspor atkısına ilişkin olarak kulüp başkanının yanında oturduğunu, atkıyı kendisine onun taktığını ve izleyicileri bu şekilde selamladığını söyledi.

Livaneli, kendisine yöneltilen siyasal suçlamalara ise Devlet Bahçeli’yi işaret ederek yanıt verdi. Siyasal gelişmelerden kendisinin sorumlu tutulamayacağını, herhangi bir karar yetkisinin bulunmadığını belirtti.

Sanatçı, siyasetçi olmadığını ve yaşamını şarkılarıyla, kitaplarıyla sürdürdüğünü vurguladı.

Bu açıklamanın ilk bölümü, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetme çabası olarak değerlendirilebilir. Ancak bir sanatçının Diyarbakır’da konser vermesi veya Amedspor atkısı takması, zaten herhangi bir yasa dışı örgütle ilişkilendirilmesini gerektirmiyor.

Dolayısıyla asıl tartışma, Livaneli’nin neden Diyarbakır’a gittiğini açıklamak zorunda bırakıldığı kadar, kendisini savunurken neden atkıyı kendi tercihi olarak sahiplenmek yerine başkasının davranışı üzerinden anlatmayı seçtiği noktasında yoğunlaştı.

Yılmaz Odabaşı: Bir Aydın Yaptığının Arkasında Durmalı

Diyarbakırlı şair ve yazar Yılmaz Odabaşı, Livaneli’nin açıklamalarına tepki gösteren isimlerden biri oldu. Livaneli’nin 2025 ve 2026 yıllarında Diyarbakır’da düzenlenen etkinliklere katılmasına kendisinin aracılık ettiğini belirten Odabaşı, sanatçının bu ziyaretleri sosyal medya hesaplarında paylaşmamasını eleştirdi.

Odabaşı, Livaneli’nin başka kentlerdeki etkinliklerini duyurmasına rağmen Diyarbakır ziyaretleri konusunda aynı tutumu göstermediğini ileri sürdü. Bunun sanatçının kendi tercihleriyle ilgili bir çelişki oluşturduğunu savundu.

Odabaşı’nın asıl itirazı ise atkının takılma biçimine ilişkin açıklamaydı. Amedspor atkısının Livaneli’ye habersiz takılmadığını, sanatçının bundan önceden bilgisi olduğunu öne sürdü.

Amedspor’un yasal ve meşru bir spor kulübü olduğunu hatırlatan Odabaşı, Livaneli’nin atkıyı takmış olmasının arkasında durması gerektiğini belirtti.

Odabaşı’nın açıklaması, Livaneli’ye yöneltilen ırkçı suçlamalardan farklı bir eleştiri içeriyor. Burada sorgulanan, sanatçının Amedspor atkısı takması değil, bu davranışı sonradan açıklarken gösterdiği tutum.

Ancak Odabaşı’nın Livaneli’nin atkının takılacağından önceden haberdar olduğu yönündeki iddiası ile Livaneli’nin kendi anlatımı arasında farklılık bulunuyor. Bu ayrıntıyı kesinleştiren bağımsız bir açıklama henüz ortaya konmuş değil.

Irkçı Tepkilerle Aydın Eleştirisi Aynı Şey Değil

Livaneli’ye yöneltilen tepkiler arasında önemli bir ayrım bulunuyor. Bir yanda Amedspor atkısını Kürt kimliğiyle ilişkilendirerek sanatçıyı suçlayan, Diyarbakır’daki kültürel etkinliğe katılmasını siyasal sadakat sorgulamasına dönüştüren paylaşımlar var. Diğer yanda ise bu suçlamaları reddetmekle birlikte Livaneli’nin verdiği yanıtı yetersiz ve çelişkili bulan eleştiriler bulunuyor.

Birinci yaklaşım, bir futbol kulübünün sembolünü taşımanın suçlamaya gerekçe yapılmasına dayanıyor. İkinci yaklaşım ise yıllardır barış, özgürlük ve halkların kardeşliği üzerine eserler veren bir sanatçının, böyle bir suçlama karşısında neden daha açık bir tutum almadığını sorguluyor.

Livaneli’nin eleştirilere verdiği yanıtın tartışmayı büyütmesinde bu ayrımın yeterince gözetilmemesi de etkili oldu. Kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken Diyarbakır ziyaretinin siyasal olmadığını özellikle belirtmesi ve atkının kendisine takıldığını vurgulaması, bazı yazarlar tarafından Amedspor’la arasına mesafe koyma çabası olarak yorumlandı.

Bu yorumun Livaneli’nin gerçek niyetini kesin biçimde ortaya koyduğu söylenemez. Ancak sanatçının kullandığı ifadelerin böyle bir değerlendirmeye yol açtığı açık.

Bir aydının geçmişte savunduğu düşüncelerle bugünkü açıklamaları arasındaki tutarlılığın sorgulanması meşru bir eleştiri alanı. Buna karşılık kişisel saldırılar, hakaretler ve sanatçının siyasal kimliğini hedef alan suçlamalar, bu eleştirinin yerine geçemez.

Onat Kutlar Üzerinden Yapılan Savunma

Livaneli, kendisine yöneltilen PKK’ye yakınlık suçlamalarına yanıt verirken yakın arkadaşı Onat Kutlar’ın ölümünü de hatırlattı. Kutlar’ın PKK tarafından öldürüldüğünü belirterek böyle bir örgütle ilişkilendirilmesini reddetti.

Onat Kutlar, 30 Aralık 1994’te İstanbul’daki The Marmara Oteli’nin Opera Pastanesi’nde meydana gelen bombalı saldırıda ağır yaralandı ve 11 Ocak 1995’te yaşamını yitirdi. Aynı saldırıda arkeolog Yasemin Cebenoyan da hayatını kaybetti.

Saldırının sorumluluğuna ilişkin ilk dönemde farklı iddialar ortaya atıldı. İBDA-C saldırıyı üstlenirken daha sonra güvenlik makamları saldırının PKK bağlantılı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Olayla ilgili yargı süreçleri de yaşandı.

Livaneli’nin yakın arkadaşının ölümünü hatırlatarak şiddete karşı tutumunu açıklaması anlaşılabilir. Ancak bu savunmanın Amedspor atkısı tartışmasıyla birlikte kullanılması, başka bir soruyu gündeme getiriyor: Yasal bir spor kulübünün atkısını takan bir insanın, herhangi bir örgütle ilişkisi bulunmadığını kanıtlamak için geçmişte yaşanmış bir saldırıyı hatırlatması neden gerekli olsun?

Bu noktada sorun, Livaneli’nin şiddete karşı tutumunu açıklaması değil; kendisine yöneltilen suçlamanın dayandığı varsayımı yeterince sorgulamadan yanıt vermesi.

Tartışma Meclis’e Taşındı

Livaneli’nin açıklamalarına yönelik tepkiler TBMM Genel Kuruluna da yansıdı. AKP İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları, Meclis kürsüsünde Amedspor atkısı takarak konuştu.

Hacıoğulları, Livaneli’nin atkı nedeniyle açıklama yapmak zorunda bırakılmasını eleştirdi. Beşiktaş taraftarı olduğunu belirterek Amedspor atkısını kendi isteğiyle taktığını söyledi.

AKP milletvekilinin açıklaması, tartışmanın yalnızca sosyal medya ve sanat çevreleriyle sınırlı kalmadığını gösterdi. Aynı zamanda Livaneli’nin kendisini savunurken kullandığı ifadeler, farklı siyasal çevreler tarafından da eleştirildi.

Diyarbakır’da yayımlanan değerlendirmelerde ise Amedspor atkısının bir sanatçıya hediye edilmesinin olağan bir davranış olduğu, bu durumun siyasal bağlılık veya örgütsel ilişki olarak yorumlanamayacağı vurgulandı.

Aydın Olmak Alkışlanmak Kadar Eleştirilmeyi De Göze Almaktır

Zülfü Livaneli, uzun sanat ve yazın yaşamı boyunca Türkiye’nin siyasal ve toplumsal sorunlarına ilişkin açıklamalar yaptı. Barış, özgürlük, demokrasi ve kültürel çoğulculuk üzerine düşüncelerini kamuoyuyla paylaştı. Bu geçmiş, bugün yaptığı açıklamaların da aynı ölçütlerle değerlendirilmesine neden oluyor.

Diyarbakır’da bir senfoni konserine katılması ve Amedspor atkısı takması, savunduğu değerlerle çelişen bir davranış değil. Buna karşılık kendisine yöneltilen suçlamaların ardından yaptığı savunmanın, söz konusu değerlerle ne ölçüde örtüştüğü tartışmaya açık.

Burada bir sanatçının bütün yaşamını tek bir açıklamaya indirgemek de doğru değil, geçmişteki eserleri ve düşünceleri nedeniyle bugünkü sözlerini eleştiriden muaf tutmak da.

Livaneli’yi hedef alan ırkçı söylemler, kendisinin daha sonra kullandığı ifadelerden bağımsız olarak eleştirilmeyi gerektiriyor. Fakat bu saldırıların varlığı, Livaneli’nin açıklamasındaki çelişkilerin görmezden gelinmesini de gerektirmiyor.

Tartışmanın ortaya çıkardığı temel mesele, Türkiye’de tanınmış sanatçı ve yazarların toplumsal sorunlar karşısında üstlendikleri konumla ilgili. Bir aydın, düşüncelerini yalnızca alkışlandığı ortamlarda değil, itirazlarla karşılaştığında da savunabilmeli. Aynı şekilde kamuoyunun da bir sanatçının sözlerini eleştirirken onu hakaret ve hedef göstermeyle susturmaya yönelmemesi gerekiyor.

Livaneli’nin açıklaması, kendisine yöneltilen suçlamaları sona erdirmediği gibi yeni eleştirilerin de önünü açtı. Amedspor atkısının takılmasıyla başlayan olay, sonunda sanatçının kendi sözleriyle kurduğu ilişkiyi tartışmaya dönüştü.

Öyleyse bugün yanıt bekleyen soru yalnızca Zülfü Livaneli’nin ne istediği değil; Türkiye’de aydın olmanın, toplumdan sürekli onay beklemek yerine gerektiğinde kendi sözlerinin ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelip gelmediği değil mi?


  • NHA / Diyarbakır Yenigün, Mücadele Gazetesi, Güneydoğu Ekspres, Amida Haber, Amed TV, Odatv, Bianet, Cumhuriyet arşivi, TBMM tutanakları, Zülfü Livaneli’nin görüntülü açıklaması, Yılmaz Odabaşı’nın 5 Kasım 2026 tarihli sosyal medya açıklaması.