Türkiye’nin farklı bölgelerinden yükselen aynı ses, süt üreticisinin artık yalnızca düşük fiyattan değil, üretimin kendisini sürdürememekten yakındığını gösteriyor. Süt 24,30 lirada kalırken Ağustos ayında bir litre sütün üretim maliyeti 28,50 liraya çıktı. Küçük işletmeler sürülerini küçültüyor, bazı üreticiler hayvanlarını elden çıkarıyor.
Sütün Fiyatı Yerinde Sayarken Maliyet İleri Gidiyor
Ulusal Süt Konseyi, 1 Mayıs 2026’dan bu yana yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeren çiğ inek sütü için üreticinin eline geçmesi tavsiye edilen net fiyatı litre başına 24,30 lira olarak uyguluyor. Konsey, temmuz ayında yaptığı değerlendirmede fiyatı değiştirmedi ve ekim ayında yeniden değerlendirme yapılacağını açıkladı. 4 Ekim itibarıyla yeni tavsiye fiyatı açıklanmış değil.
Buna karşılık Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin Ağustos 2026 hesabında bir litre sıcak çiğ sütün üretim maliyeti 28,50 liraya yükseldi. Temmuz ayında 26,87 lira olan maliyet bir ayda 1,63 lira arttı. Dernek, artışta özellikle kesif yem fiyatlarındaki yaklaşık yüzde 11’lik yükselişe ve mazot maliyetindeki artışa dikkat çekti.
Böylece üreticinin eline geçmesi tavsiye edilen fiyat ile TÜSEDAD’ın hesapladığı maliyet arasında litre başına 4,20 liralık fark oluştu. TÜSEDAD Başkanı Müslüm Doğru da bu farkın üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirterek fiyatın güncellenmesi çağrısı yaptı.
Süt Yem Paritesi Üreticinin Geçim Alanını Gösteriyor
Süt üreticisinin durumunu yalnızca litre fiyatına bakarak anlamak mümkün değil. Asıl belirleyici göstergelerden biri süt yem paritesi. Yani üreticinin bir litre süt satarak kaç kilogram süt yemi alabildiği.
Ulusal Süt Konseyi verilerine göre bu parite 2026’nın ocak ayında 1,36 iken martta 1,28’e, nisanda 1,23’e geriledi. Ağustosta ise 1,27 olarak gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sektör politika belgesinde sürdürülebilirlik açısından genel kabul gören paritenin 1,5 olduğu belirtiliyor.
SETBİR’in verileri de 2026 boyunca yem maliyetlerinin yükseldiğini gösteriyor. Ocak ayında ton başına 14 bin 450 lira olan süt yemi fiyatı nisanda 16 bin 710 liraya çıktı. Mayıs ayında 16 bin 730 liraya ulaşan fiyat, temmuzda 15 bin 945 lira seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde çiğ süt referans fiyatı 19,60 liradan 24,30 liraya yükselmiş olsa da yem paritesi üreticinin beklediği düzeye ulaşmadı.
Yem, süt üretiminin en ağır maliyet kalemi. SETBİR Başkanı Tarık Sağlık, yem giderinin toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu, yem hammaddelerinin önemli bölümünün ithalata dayandığını belirtiyor.
Üreticinin Elindeki İnek Sayısı Azalıyor
Sorunun en çarpıcı sonucu ise üreticinin sürüsünü küçültmesi.
Sumbas’ta üretici Bilal Alaç’ın 15 civarında olan inek sayısının sekize düştüğünü söylemesi, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki benzer şikâyetlerle örtüşüyor. Yaşar Bakar ise bir dönem 60’ın üzerinde olan hayvan varlığının dana ve buzağılarla birlikte 30’a kadar gerilediğini anlatıyor. Bu ifadeler tek başına Türkiye geneli için istatistik değildir ancak üreticinin sahadaki maliyet baskısını nasıl yaşadığını gösteriyor.
Benzer tablo Sakarya’da üreticilerin litre başına 30 lira talep etmesinde, Erzincan’da üreticilerin 20-24 lira arasında süt satmak zorunda kaldıklarını bildirmelerinde ve Ardahan Göle’de bazı üreticilerin sütün litresini 15 liraya sattıklarını söylemelerinde görülüyor. Bölgesel fiyatlar değişse de ortak sorun, üreticinin eline geçen paranın yem ve diğer giderleri karşılamakta zorlanması.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 yılı İyi Tarım Uygulamaları istatistikleri de bu açıdan dikkat çekici. Bu kapsamdaki süt sığırcılığında işletme sayısı bir yılda yüzde 15,8, hayvan sayısı yüzde 10 ve süt üretimi yüzde 10,1 azaldı. Bu veriler Türkiye’deki bütün süt işletmelerini kapsamıyor; ancak kayıtlı ve sertifikalı üretim alanındaki daralmayı göstermesi bakımından önemli bir gösterge oluşturuyor.
Türkiye Süt Üretiyor Ama Üreticinin Payı Tartışılıyor
Türkiye’nin toplam çiğ süt üretimi 2025’te 21 milyon 379 bin ton olarak gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı Türkiye’yi 2025 itibarıyla Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dokuzuncu büyük süt üreticisi olarak gösteriyor. Ticari işletmeler tarafından toplanan inek sütü miktarı da 11,23 milyon ton oldu.
2026’da ise ticari işletmelerin topladığı inek sütü miktarı artmaya devam ediyor. TÜİK’e göre temmuz ayında 987 bin 634 ton süt toplandı ve bu miktar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 arttı. Ocak-temmuz dönemindeki artış yüzde 1,9 oldu. Aynı dönemde içme sütü üretimi yüzde 8,6, yoğurt üretimi yüzde 8,4, ayran ve kefir üretimi yüzde 8,8 arttı.
Bu nedenle mevcut tablo “Türkiye’de süt yok” tablosu değil. Tam tersine, sanayiye ulaşan süt miktarı artarken sütü üreten küçük ve orta ölçekli üreticinin bu üretim zincirinden hangi gelirle çıktığı sorusu büyüyor.
Nitekim 2026’da yayımlanan 662 süt işletmesini kapsayan akademik bir araştırmada yem giderlerinin değişken maliyetlerin yüzde 84,3’ünü oluşturduğu, işletme büyüklüğü arttıkça verimlilik ve ekonomik sonuçların da yükseldiği belirlendi. Araştırma, özellikle küçük ölçekli işletmeler ve daha az gelişmiş bölgelerde üretkenliği artıracak desteklerin süt sektörünün sürdürülebilirliği açısından önemine dikkat çekti.
Üreticinin Sorunu Sadece Süt Fiyatı Değil
Süt üreticisinin önündeki tablo birkaç rakamla özetlenebiliyor: Litre başına 24,30 lira tavsiye fiyatı, TÜSEDAD hesabıyla 28,50 lira üretim maliyeti, 1,27 düzeyinde süt-yem paritesi ve sürekli değişen yem, mazot, elektrik, veterinerlik ve işçilik giderleri.
Üretici açısından bunun anlamı, her sağımın sonunda yalnızca ne kadar süt sattığı değil, o sütle ertesi gün ineğini besleyip besleyemeyeceği.
Sumbas’ta bir üreticinin 15 inekten sekiz ineğe düşmesi, başka bir üreticinin 60’tan 30 hayvana gerilemesi ve farklı kentlerde üreticilerin 30 lira düzeyinde fiyat talep etmesi birbirinden kopuk şikâyetler değil. Bunlar, süt hayvancılığında maliyet ile üretici geliri arasındaki makasın işletme kararlarına yansıdığını gösteren saha örnekleri.
Devletin açıkladığı verilere göre hayvan varlığı ve toplam süt üretimi yüksek olabilir. Ancak üretici hayvanını satmak zorunda kalıyorsa, üretimin bugünkü miktarı kadar yarın kim tarafından ve hangi maliyetle yapılacağı da sektörün temel sorusuna dönüşüyor.
Çünkü süt üretiminden çekilen her küçük işletme yalnızca bir işletmenin kapanması anlamına gelmiyor. Köydeki hayvan sayısı, yem talebi, veterinerlik hizmetleri, nakliye, yerel ticaret ve kırsal istihdam da bu zincirin parçası. Üreticinin “inekleri elden çıkaracağız” sözünün arkasında, bu nedenle yalnızca bir çiftçinin geçim hesabı değil, Türkiye’nin gıda üretim zincirinin geleceğine ilişkin daha büyük bir mesele bulunuyor.
NHY / Ulusal Süt Konseyi, TÜSEDAD, TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı, SETBİR, TZOB, Ekonomim, Sakarya Yenihaber, Ardahan Haber, Erzincan Net Haber, Gıda Bülteni, FAO












