back to top
Ana Sayfa Haber Casusluk Davasında Kritik Celse: İmamoğlu’ndan MİT’e İki Soru

Casusluk Davasında Kritik Celse: İmamoğlu’ndan MİT’e İki Soru

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve kampanya direktörü Necati Özkan’ın tutuklu yargılandığı “siyasal casusluk” davasının üçüncü duruşması Silivri’de görülüyor. İmamoğlu, dört aydır MİT’ten yanıt beklediklerini belirterek, “Casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin elinizde rapor veya tespit var mı?” diye sordu. Savcılık ise tutukluluğun devamını istedi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 29 Eylül tarihli celsesinde Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan ile tutuklu sanık Hüseyin Gün yeniden hakim karşısına çıktı. Dava, İmamoğlu ve diğer sanıkların siyasal casusluk suçlamasıyla yargılandığı dosyanın üçüncü duruşması olarak devam ediyor. Mahkeme, 6 Temmuz’daki ikinci celsede dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermiş, eksik kurum yanıtlarının tamamlanması için duruşmayı 29 Eylül’e bırakmıştı.

Duruşmada İmamoğlu’nun savunması öne çıktı. Salona girişinde izleyicilerin “Millet sizi bekliyor” sözlerine, “Beni beklemeyin, siz harekete geçin, ben katılırım” diye yanıt veren İmamoğlu, daha sonra hakkındaki casusluk suçlamasını ve yaklaşık iki yıldır karşı karşıya kaldığı davaları gündeme getirdi.

İmamoğlu: “2 Yılda 20 Dava Açıldı”

İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan atamayı ve sonrasında açılan davaları eleştirerek, iki yılda kendisi hakkında 20 dava açıldığını, halen 13 ceza davasının bulunduğunu ve süreç içerisinde yaklaşık 23 hakim değişikliği yaşandığını söyledi.

Bir gün diplomasını, başka bir gün belediyecilik faaliyetlerini savunduğunu belirten İmamoğlu, bugün ise “casusluk” suçlamasıyla hakim karşısına çıktığını ifade etti. İmamoğlu, “Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim” diyerek davanın dayandığı suçlamayı sert biçimde eleştirdi.

İmamoğlu ayrıca ailesinin yıllardır ticaret yaptığını belirterek, “Bizim kazanamadığımızı karı koca dört ayda kazanmış” sözleriyle fon soruşturmasına da gönderme yaptı. Emekli polis Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son vermesini de hatırlatan İmamoğlu, aynı dönemde “fon zenginlerinin” korunduğunu savundu.

“MİT Dört Aydır Neden Cevap Vermiyor?”

İmamoğlu’nun savunmasında en dikkat çekici bölüm ise Milli İstihbarat Teşkilatı’na yönelttiği sorular oldu.

“12 metrekare yerde yatıyoruz, çocuk oyuncağı değil bu” diyen İmamoğlu, MİT’in dört aydır mahkemenin sorularına yanıt vermediğini belirterek, kurumun ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın açıklama yapmasını istedi.

İmamoğlu, mahkemeden MİT’e gönderilen yazıya ilişkin iki sorunun yanıtlanmasını talep etti. Bunlardan ilki, kendisinin ve diğer sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin MİT’in elinde herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığıydı. İkinci soru ise Hüseyin Gün’e ait olduğu belirtilen veriler ile İBB’nin internet sitesine ait olduğu ileri sürülen verilerin, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi kapsamında devlet güvenliği veya iç ve dış siyasal yararlar bakımından gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığıydı.

İmamoğlu, “Koskoca MİT dört aydır bu sorulara neden cevap veremez?” diye sordu.

“Gerçeği Söyleyenlerin Mecralarını Kapatıyorlar”

İmamoğlu savunmasında sosyal medya hesaplarının ve yayın mecralarının kapatılmasını da gündeme getirdi. Gerçeği söyleyenlerin seslerini duyurabilecekleri kanalların kapatıldığını belirten İmamoğlu, daha önce sosyal medya hesaplarının defalarca kapatıldığını ve yayımlanmamış kitabı için matbaaya polis baskını yapıldığını söyledi.

İmamoğlu, “Bu iktidar için en büyük tehlike seçmen analizi değil, gerçeğin görülmesidir” derken, casusluk suçlaması üzerinden de şu karşılaştırmayı yaptı:

“Seçmen analizi yapan casusmuş ama milyarlarca dolarlık organize soygunun failleri özgürce dolaşıyor.”

İmamoğlu’nun bu sözleri, son dönemde kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına da doğrudan gönderme niteliği taşıdı.

Yanardağ’ın Tutukluluğu 11 Aya Yaklaştı

Davada tutuklu bulunan gazeteci ve BirGün yazarı Merdan Yanardağ ise yaklaşık 11 aydır cezaevinde. Yanardağ, 24 Ekim 2025’te casusluk soruşturması kapsamında gözaltına alınmış, evinde ve TELE1’deki odasında arama yapılmıştı. Aynı gün TELE1’in sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ’ye TMSF kayyum olarak atanmıştı.

TELE1’e kayyum atanmasının gerekçesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yanardağ’ın kanalın imkanlarını soruşturma kapsamında suç işlemek amacıyla kullandığı yönündeki değerlendirmelerle açıklanmıştı. Kayyumun atanmasının ardından kanalın canlı yayını kesilmiş ve yayın akışı değiştirilmişti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ağustos ayında yaptığı açıklamaya göre Yanardağ, 27 Ekim 2025’te İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte “siyasi casusluk” suçundan tutuklanmıştı. Kayyum yönetiminin ardından TELE1’in İstanbul, Ankara ve İzmir merkezlerinde 144 gazetecinin işten çıkarıldığı da TGC tarafından aktarılmıştı.

Tanık Dinlendi, Savcılık Tutukluluğu İstedi

Duruşmada İmamoğlu’nun savunmasının ardından şikayetçi Ümit Deniz Alaçam dinlendi. Alaçam’ın emniyet ifadesinden elindeki kağıttan okuma yapması üzerine avukatlar itiraz etti. Mahkeme başkanı, “Kağıdı kaldır, aklında kalanları anlat” dedi.

Alaçam, annesinin Hüseyin Gün tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Gün’ün avukatı ise bu konu hakkında daha önce takipsizlik kararı verildiğini hatırlattı.

Duruşmanın ilerleyen bölümünde savcılık, MİT Başkanlığı’na gönderilen müzekkerenin akıbetinin sorulmasını ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Mahkemenin değerlendirmesiyle davanın bu celsesindeki yeni aşama netleşecek.

Casusluk Dosyası Bir Yılda Nereden Nereye Geldi?

Soruşturma 24 Ekim 2025’te İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında başlatıldı. Yanardağ aynı gün gözaltına alınırken TELE1’e kayyum atanması soruşturmanın basın ayağını da doğrudan gündeme taşıdı. 27 Ekim’de İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ tutuklandı. İddianamenin kabul edilmesinin ardından dava İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başladı.

11-13 Mayıs 2026’daki ilk duruşmalarda sanıkların tutukluluklarının devamına karar verildi. 6 Temmuz’daki ikinci celsede de aynı karar çıktı. Mahkeme, BTK, Emniyet ve MİT’ten istenen dijital inceleme raporlarının dosyaya ulaşmadığını belirterek duruşmayı 29 Eylül’e bıraktı.

Bugünkü celsede ise davanın merkezindeki soru yeniden MİT’e döndü: Casusluk suçlamasının temelini oluşturan bilgi ve veriler konusunda devletin istihbarat kurumu mahkemeye ne söyleyecek?

İmamoğlu’nun savunması bu soruyu yalnızca kendi dosyası açısından değil, yaklaşık bir yıldır devam eden soruşturmanın tamamı açısından yeniden gündeme taşıdı. Davanın bundan sonraki seyri, mahkemenin MİT’ten beklenen yanıtı ve diğer dijital inceleme raporları üzerinden şekillenecek.