“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisiyle başlayan baskı sürecinin ardından ihraç, soruşturma, yargılama ve pasaport engelleriyle karşılaşan Barış Akademisyenleri bu kez X hesabının Türkiye’den görünmez kılınmasıyla karşı karşıya. Akademisyenler, kapatılan hesabın yerine yeni bir hesap açarak “Barış Akademisyenleri susturulamaz” çağrısı yaptı.
Barış Akademisyenleri’nin X üzerindeki resmi hesabı Türkiye’den erişilemez hale getirildi. Akademisyenler, erişim engelinin ardından yeni bir X hesabı açarak takipçilerine çağrıda bulundu. Yeni hesapta yapılan duyuruda, “Erişime engellenen ve Türkiye’den görünmez kılınan Barış Akademisyenleri hesabımızın yerine açtığımız yeni hesabımızdır. Lütfen takip edelim ve yaygınlaştıralım” ifadelerine yer verildi.
Yeni hesabın (@busucaortakolma) duyurusunda #BarışAkademisyenleriSusturulamaz etiketi kullanıldı. Böylece yaklaşık on yıldır farklı biçimlerde sürdürülen baskı ve hak ihlalleriyle mücadele eden akademisyenlerin kamusal iletişim kanallarından biri daha Türkiye’de erişim dışına çıkarılmış oldu.
Güncel gelişme, yalnızca bir sosyal medya hesabına getirilen erişim engeli olarak değerlendirilemeyecek daha geniş bir sansür dalgasının parçası olarak ortaya çıktı. Son günlerde X üzerinde çok sayıda gazeteci, insan hakları kuruluşu, medya kuruluşu ve sivil toplum hesabının Türkiye’den görünmez kılındığı bildirildi. Güncel haberlerde Barış Akademisyenleri, Evrensel ve MLSA hesaplarının da bu dalgada yer aldığı aktarılıyor.
Bir sosyal medya hesabından çok daha fazlası
Barış Akademisyenleri açısından X hesabının engellenmesi, yalnızca bir iletişim kanalının kaybedilmesi anlamına gelmiyor. Akademisyenlerin 2016’dan bu yana yaşadığı süreç düşünüldüğünde, akademik ve kamusal alandan dışlama politikasının dijital alandaki yeni halkası olarak değerlendiriliyor.
“Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiri, 2016 yılında Türkiye’nin güneydoğusundaki çatışmalı dönemde uygulanan politikaların sona erdirilmesi ve barışçıl çözüm çağrısı yapan binlerce akademisyen tarafından imzalandı. Bildirinin ardından çok sayıda akademisyen hakkında soruşturma ve dava süreçleri başlatıldı, akademisyenlerin önemli bölümü Kanun Hükmünde Kararnamelerle üniversitelerinden ihraç edildi.
Süreç yalnızca işten çıkarılmalarla sınırlı kalmadı. Akademisyenler hakkında ceza davaları açıldı, bazıları mahkum edildi, akademik faaliyetleri ve yurt dışına çıkışları çeşitli idari kararlarla sınırlandırıldı. Barış Akademisyenleri için hazırlanan hak ihlali raporlarında, ihraçların ve ceza yargılamalarının yıllara yayılan bir hak ihlali zinciri oluşturduğu vurgulandı.
AYM: Bildiri ifade özgürlüğü kapsamında
Bu süreçte en önemli hukuki dönüm noktalarından biri Anayasa Mahkemesi’nin 26 Temmuz 2019 tarihli kararı oldu. Yüksek Mahkeme, bildiriye imza atan akademisyenlerin terör örgütü propagandası suçundan cezalandırılmasını ifade özgürlüğü açısından değerlendirdi ve başvurucular yönünden hak ihlali bulunduğuna hükmetti.
Bu karar, Barış Akademisyenleri hakkında yürütülen ceza yargılamalarının temel dayanaklarına ilişkin önemli bir hukuki değerlendirme ortaya koydu. Ancak karar, akademisyenlerin üniversitelerine otomatik biçimde dönebilmeleri ya da uğradıkları bütün idari ve mesleki kayıpların kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmadı.
Nitekim akademisyenlerin hak kayıpları sonraki yıllarda da devam etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ihraç edilen bazı Barış Akademisyenlerinin pasaportlarına el konulmasıyla ilgili başvurularda hak ihlali kararı verdi.
Baskının biçimi değişti, sonuç aynı kaldı
Barış Akademisyenleri dosyasında dikkat çekici olan, baskının tek bir hukuki işlemle sınırlı kalmaması. Akademisyenlerin ifade özgürlüğünü kullanmaları nedeniyle hedef gösterilmeleriyle başlayan süreç, ceza soruşturmaları, üniversitelerden ihraçlar, akademik faaliyetlerin engellenmesi ve seyahat özgürlüğüne yönelik kısıtlamalarla devam etti.
Bugün X hesabının Türkiye’den görünmez kılınması ise bu zincirin dijital alandaki karşılığı olarak gündeme geliyor. Bir akademisyen grubunun görüşlerinin artık yalnızca üniversite kürsülerinde değil, sosyal medya üzerinden kamuoyuna ulaşması da engellenmiş oluyor.
Buradaki temel mesele, belirli bir sosyal medya hesabının teknik olarak erişilebilir olup olmamasından daha geniş. İfade özgürlüğünün öznesi olan kişilerin hangi mecralarda konuşabileceği, hangi bilgilerin kamuoyuna ulaşabileceği ve eleştirel görüşlerin dijital kamusal alanda ne ölçüde görünür olabileceği sorusu yeniden gündeme geliyor.
Yeni hesap: “Barış Akademisyenleri susturulamaz”
Akademisyenler ise hesabın engellenmesini iletişim faaliyetlerini sonlandırma gerekçesi olarak kabul etmedi. Türkiye’den görünmez kılınan hesabın ardından yeni bir X hesabı açıldı ve takipçilerine bu hesabın yaygınlaştırılması çağrısı yapıldı.
Bu nedenle yeni hesap yalnızca teknik bir yedek hesap değil, aynı zamanda akademisyenlerin yıllardır sürdürdüğü kamusal söz hakkının devam ettirilmesi bakımından sembolik bir önem taşıyor.
Yaklaşık on yıl önce üniversitelerde başlayan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” tartışması, bugün dijital platformlara taşınmış durumda. O gün akademisyenlerin imzaladığı bir bildiri nedeniyle başlayan tartışma, yıllar içinde mahkeme salonlarından üniversite koridorlarına, pasaport işlemlerinden sosyal medya platformlarına kadar uzandı.
Barış Akademisyenleri’nin yeni hesabı da bu nedenle yalnızca bir kullanıcı adı değişikliği değil. Bir hesabın kapatılmasıyla sözün ortadan kalkmayacağını gösteren yeni bir iletişim kanalı.
Akademisyenlerin yeni hesabı üzerinden yaptıkları çağrının özü de bu: “Barış Akademisyenleri susturulamaz.”
Yeni X hesabı: @busucaortakolma











