Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 77’nci gününde tutuklu Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker duruşma salonunda fenalaşarak bayıldı; avukatlar 14-15 saate varan duruşma sürelerinin insan sağlığı ve adil yargılanma hakkı açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtirken, etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların beyanları üzerindeki somut delil tartışması da günün öne çıkan başlıklarından biri oldu.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde kurulan duruşma salonunda görülen İBB davasının 77’nci gününde tutuksuz sanıkların savunmaları sürdü. 3 Eylül’de verilen ara kararla iki sanığın tahliye edilmesinin ardından davada tutuklu sanık sayısı 51’e düşmüş durumda. Toplam 414 sanığın yargılandığı davada bugünkü oturum 11.40’ta başladı.
Duruşmanın başlamasından önce ise bir önceki günün yargılama süresi tartışma konusu oldu. 7 Eylül’de saat 11.15’te başlayan duruşma gece 01.45’te sona ermişti. Böylece sanıklar, avukatlar ve diğer yargılama aktörleri açısından 14 saati aşan bir çalışma temposu ortaya çıktı.
Duruşma Salonunda Sağlık Alarmı
Günün en kritik gelişmesi, Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in duruşma sırasında fenalaşması oldu. Sağlık ekipleri salona çağrılarak Türker’e müdahale edildi. Durumunun daha sonra iyiye gittiği bildirildi. Türker’in daha önce de cezaevinde birkaç kez bayıldığı ve tansiyon problemi yaşadığı mahkeme başkanı tarafından da duruşmada dile getirildi.
Türker’in avukatı, müvekkili başta olmak üzere tutuklu sanıkların sabah erken saatlerde salona getirildiğini ve duruşmaların kimi günler gece 02.00’ye kadar sürdüğünü belirterek mahkeme heyetinden çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesini istedi. Avukat, 14-15 saat boyunca sandalyede beklemenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, “Yarın bu insanların başına bir şey gelirse bunun vebalini hiçbirimiz ödeyemeyiz” dedi.
Bu tartışma, davanın 77 günlük seyri içinde artık yalnızca hukuki içeriğin değil, yargılamanın nasıl yürütüldüğünün de başlı başına bir mesele haline geldiğini gösteriyor. Türk Tabipleri Birliği’nin bir gün önce mahkemeye sunulan bilimsel değerlendirmesinde de 14-15 saate ulaşan ve ardışık günlerde sürdürülen duruşmaların sanıkların, avukatların ve diğer yargılama aktörlerinin fiziksel, ruhsal ve bilişsel sağlıklarını olumsuz etkileyebileceği belirtilmişti.
Etkin Pişmanlık Beyanları Yeniden Sorgulandı
Türker’in fenalaşmasının ardından duruşma, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren ve daha sonra tutuksuz yargılanan Semih Bilgin’in savunmasıyla devam etti. Bilgin, yaklaşık sekiz yıl Murat Gülibrahimoğlu’nun yanında şoför olarak çalıştığını, kendisine verilen banka, para, çek ve evrak taşıma işlerini şoförlük görevi kapsamında yerine getirdiğini söyledi.
Mahkeme başkanı ise savunmadaki kritik noktayı doğrudan sorguladı: Bilgin’in çektiği ve teslim ettiği paraların kaynağı neydi, nereye gidiyordu ve ne amaçla kullanılıyordu? Bilgin, işlemlerin kendisine verilen talimatlar doğrultusunda yapıldığını, paraların kaynağı ve kullanım amacı konusunda bilgisinin bulunmadığını söyledi.
Mahkemenin soruları, davanın önemli tartışmalarından birini yeniden görünür hale getirdi: Bir para hareketinin gerçekleşmiş olması, tek başına o hareketin suç oluşturduğunu göstermeye yeterli mi; yoksa paranın kaynağı, amacı, alıcısı ve hukuki niteliği somut delillerle ortaya konulabiliyor mu?
“Gizli Toplantı” İddiasında Somutluk Sorunu
Bilgin’in savunmasında Kapalıçarşı’dan alındığı belirtilen külçe altınlar da gündeme geldi. Mahkeme başkanı, Bilgin’in önceki ifadesinde “iki külçe altın” şeklinde anlattığı olayın duruşmadaki anlatımıyla arasındaki farkı sordu. Bilgin ise altınları doğrudan görmediğini, siyah poşetin ağırlığı ve biçiminden külçe altın olduğunu düşündüğünü söyledi.
Emirgan Korusu’ndaki toplantı da mahkeme başkanının sorguladığı başlıklardan biri oldu. Bilgin, toplantının “gizli” olduğu yönündeki değerlendirmenin kendisine ait olmadığını, bu ifadenin savcılık makamı ve iddianamede kullanılan bir niteleme olduğunu belirtti. Toplantının içeriği ve katılımcıları hakkında doğrudan bilgisinin bulunmadığını da söyledi.
Bilgin, Beyaz Köşk’e Murat Gülibrahimoğlu’nu kendisinin götürdüğünü ancak toplantıya katılmadığını, Ekrem İmamoğlu’nun içeride olduğunu ise otoparkta konuştuğu diğer şoförlerden duyduğunu anlattı. Böylece duruşmanın bu bölümünde de doğrudan bilgi ile duyuma dayalı anlatım arasındaki fark mahkeme kürsüsüne taşındı.
Mahkeme Başkanı: “Neyi Çözmeye Çalışıyoruz?”
Duruşmanın dikkat çeken bir diğer bölümü, para transferleriyle ilgili sorgulama sırasında yaşandı. Bilgin, kendisinin çektiği paraların Gülibrahimoğlu’nun şahsi hesabından geldiğini ve verilen talimat doğrultusunda belirlenen kişilere teslim edildiğini söyledi; ancak paraların hangi amaçla kullanıldığını bilmediğini belirtti.
Bunun üzerine mahkeme başkanı, paranın ne olduğunu bilmediğini söyleyen Adem Başer, aynı şekilde bilmediğini belirten Yener Torunler ve parayı taşıyan şoförün de paranın amacına ilişkin bilgi sahibi olmadığını hatırlatarak, “Paranın sahibi ortada yoksa biz neyi çözmeye çalışıyoruz şu anda?” diye sordu. Bilgin de paranın sahibinin mahkemede bulunması halinde sorunun çözülebileceğini söyledi.
Günün bir başka kritik başlığında ise tutuklu sanık ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Eyüp Subaşı’nın “100 milyon lira rüşvet talep edildiği” yönündeki iddiasını sorguladı. Ongun, 46 milyon lira borcunu ödeyemeyen bir kişiden 100 milyon lira rüşvet talep edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup olmadığını sordu; Subaşı ise Ongun’un kendisinden kamu hakkı dışında para isteyip istemediği sorusuna “Hayır” yanıtını verdi.
77 Günün Ardından Dava Nereye Geliyor?
İBB davası, 77’nci duruşma gününde henüz sanıkların tamamının savunmalarının alınmadığı, etkin pişmanlık beyanlarının çapraz sorgularla sınandığı ve tutukluluk meselesinin yargılamanın merkezinde kalmayı sürdürdüğü bir aşamada bulunuyor. Bağımsız duruşma izleme platformu AçıkSilivri’nin 8 Eylül tarihli kayıtlarına göre bugüne kadar 103 kişinin savunması tamamlanırken 222 kişinin savunması henüz alınmış değil.
Dolayısıyla 414 sanıklı dosyanın geldiği nokta, hızlı bir hüküm aşamasından ziyade uzun soluklu bir delil ve savunma sürecine işaret ediyor. Ancak yargılamanın uzamasıyla birlikte ortaya çıkan tutukluluk süresi, gece yarılarına kadar devam eden duruşmalar ve sanıkların sağlık durumları artık davanın hukuki içeriği kadar önemli bir adil yargılanma başlığı oluşturuyor.
77’nci günün tablosu bu açıdan çarpıcı: Bir tarafta suçlamaları destekleyen delillerin niteliği ve etkin pişmanlık beyanlarının güvenilirliği mahkeme önünde tartışılırken, diğer tarafta bu tartışmanın yürütüldüğü yargılama koşullarının kendisi tartışma konusu haline geliyor. Dosyanın ağırlığı kadar, yargılamanın insanlara yüklediği bedel de artık mahkeme salonunun gündeminde.
TB / ANKA Haber Ajansı; T24; Odatv; Gazete Pencere; Medyascope; AçıkSilivri duruşma izleme kayıtları









