Ankara’nın Beypazarı ilçesindeki Çayırhan Kömür İşletmeleri’nde meydana gelen göçük bir işçinin hayatına mal olurken, 12 işçinin yaralanmasına yol açtı; ikisi ağır yaralı 12 işçinin bulunduğu kazanın ardından işletmenin farklı kademelerinde görev yapan sekiz sorumlunun gözaltına alınması, soruşturmayı göçüğün teknik nedeninden iş güvenliği zincirine kadar genişletti.
Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Hırkatepe Mahallesi’nde bulunan Çayırhan Kömür İşletmeleri’ndeki maden ocağında dün saat 18.00 sıralarında tavan çökmesi meydana geldi. İhbar üzerine bölgeye jandarma, emniyet, itfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Göçükte maden işçisi Erdi Kahveci yaşamını yitirdi. Kazada 12 işçi yaralandı. Yaralılar Beypazarı ve Ankara’daki hastanelere kaldırılırken, iki işçinin sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi. Olaydan çeşitli nedenlerle etkilenen sekiz kişi için de sağlık ekiplerince müdahale yapıldı.
Göçüğün Ardında Hangi Riskler Vardı?
Ankara Valiliği, kazanın çalışma sahasının arka bölümünde meydana gelen tavan çökmesinin oluşturduğu basınç nedeniyle yaşanan savrulmaların ardından gerçekleştiğini açıkladı.
Ancak bu açıklama, kazanın hukuki ve idari sorumluluğunu tek başına ortaya koymuyor. Bir maden ocağında tavan çökmesi, teknik bir olay olarak tanımlanabilir; fakat asıl soru, bu riskin önceden öngörülüp öngörülmediği ve öngörüldüyse gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı.
Madencilikte iş güvenliği, kazadan sonra yapılan müdahaleden çok kazayı önleyecek mekanizmaların işletilmesiyle ölçülüyor. Tahkimatın yeterliliği, jeolojik risklerin izlenmesi, çalışma alanlarının denetimi, vardiya düzeni, acil durum planları ve çalışanların güvenli çalışma koşullarına sahip olup olmadığı soruşturmanın teknik boyutunu oluşturacak.
Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca “göçük neden meydana geldi?” sorusuna değil, “Bu göçük neden önlenemedi?” sorusuna da yanıt vermesi gerekiyor.
Sekiz Sorumlu Gözaltında
Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında maden işletmesinin farklı kademelerinde görev yapan sekiz kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar arasında Maden Direktörü F.U., Maden İşletme Müdürü K.D., Maden Sektör Sorumlusu A.K., Maden Vardiya Amiri A.D., Mekanik İşletme Müdürü Yardımcısı S.R., Mekanik Yeraltı Sorumlusu K.D., Mekanik Sektör Sorumlusu A.U. ve Mekanik Vardiya Sorumlusu S.S. bulunuyor.
Listenin dikkat çeken yönü, soruşturmanın yalnızca göçüğün gerçekleştiği anda sahada bulunan kişilerle sınırlı tutulmaması. Yönetimden vardiya amirliğine, mekanik birimlerden yeraltı sorumluluğuna kadar farklı kademelerde görev yapan kişilerin gözaltına alınması, olası sorumluluğun bir organizasyon ve denetim zinciri içinde araştırıldığını gösteriyor.
Bu noktada soruşturmanın gerçek sınavı, gözaltıların ötesinde başlayacak. İşletmede risk değerlendirmelerinin yapılıp yapılmadığı, daha önce benzer sorunların yaşanıp yaşanmadığı, gerekli tahkimat ve güvenlik tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirip getirmediği ortaya çıkarılmalı.
Bir İşçinin Hayatı, Birçok Kurumsal Soru
Çayırhan’daki göçük, Türkiye’de maden işçiliğinin taşıdığı ağır riskleri yeniden gündeme getirdi. Yeraltında çalışan bir işçinin yaşamının, üretim sürecindeki herhangi bir güvenlik açığının bedeline dönüşmemesi gerekiyor.
Erdi Kahveci’nin yaşamını yitirmesi ve 12 işçinin yaralanması, olayın yalnızca adli bir dosya olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Her maden kazası, üretim ile işçi güvenliği arasındaki önceliklerin nasıl kurulduğuna ilişkin daha geniş bir soruyu da beraberinde getiriyor.
Soruşturmanın sonucunda yalnızca bireysel kusurların değil, varsa ihmal, denetim eksikliği, risklerin göz ardı edilmesi ve kurumsal sorumluluk zincirinin bütün açıklığıyla ortaya konulması gerekiyor.
Çünkü maden kazalarında gerçek hesaplaşma, göçüğün ardından sorumlu aramakla değil, işçilerin göçük altında kalmasını önleyecek koşulların neden kurulamadığını açıklamakla mümkün.









