CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, tutuklanan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in yaşam öyküsünü Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık idealinin somut bir örneği olarak değerlendirerek, Güner’e yönelik operasyonun yalnızca bir belediye başkanını değil, emekle yaşamını kurmaya çalışan milyonlarca gencin ortak umudunu hedef aldığını savundu. Rızvanoğlu, hakkında somut bir suç isnadı ortaya konulamadan yürütülen soruşturma ve tutuklama sürecinin hukuk devleti ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Cumhuriyet’in Vaadi Üzerinden Bir Siyasi Eleştiri
CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede Cumhuriyet’i yalnızca bir yönetim modeli değil, “eşit yurttaşlık üzerine kurulmuş büyük bir toplumsal vaat” olarak tanımladı. Rızvanoğlu’na göre Cumhuriyet’in temel iddiası, bireyin doğduğu aile, ekonomik koşulları, inancı ya da kimliğiyle değil; emeği, liyakati ve topluma katkısıyla değer görmesidir.
Ancak bu idealin her dönemde aynı ölçüde hayata geçirilemediğini vurgulayan Rızvanoğlu, hukukun zayıfladığı ve liyakat mekanizmalarının aşındığı dönemlerde fırsat eşitliğinin de ortadan kalktığını ifade etti. Bu nedenle başarı hikâyelerinin çoğu zaman görünmeyen ağır mücadelelerin ve kişisel fedakârlıkların ürünü olduğuna dikkat çekti.
Hüseyin Can Güner’in Yaşam Öyküsünü Hatırlattı
Rızvanoğlu, değerlendirmesinin merkezine Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in yaşam öyküsünü yerleştirdi. Güner’in küçük yaşta babasını kaybettiğini, ekonomik ve toplumsal güçlükler içinde eğitim hayatını sürdürdüğünü hatırlatan Rızvanoğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni dereceyle bitirdiğini ve hâkim-savcılık sınavında Türkiye genelinde ilk 200’e girme başarısı gösterdiğini belirtti.
Buna karşın Güner’in kendi anlatımlarında da dile getirdiği ayrımcılık iddialarına işaret eden Rızvanoğlu, hukuk kariyerinde önüne görünmeyen engeller çıkarıldığını, buna rağmen siyasette halkın desteğiyle Çankaya Belediye Başkanlığı’na seçilmesinin Cumhuriyet’in toplumsal yükseliş idealinin güçlü örneklerinden biri olduğunu savundu.
Rızvanoğlu, Çankaya’nın yalnızca bir ilçe belediyesi değil, Cumhuriyet’in kurucu hafızasını temsil eden simgesel bir merkez olduğuna dikkat çekerek, bu göreve halk iradesiyle seçilen bir ismin bugün cezaevinde bulunmasının siyasi ve toplumsal açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tutuklamaya Yönelik Eleştiriler Derinleşiyor
Rızvanoğlu’nun açıklamaları, son günlerde Hüseyin Can Güner hakkında yürütülen soruşturmaya yönelik eleştirilerin de önemli bir parçası olarak öne çıktı. CHP yönetimi ve çok sayıda hukukçu, Güner hakkında kamuoyuna açıklanmış somut ve kuvvetli suç delilleri ortaya konulmadan uygulanan tutuklama tedbirinin, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor.
Hukuk çevrelerinde de tutuklamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştüğü, oysa evrensel hukuk ilkelerine göre tutuklamanın ancak kaçma veya delilleri karartma tehlikesinin bulunduğu istisnai durumlarda uygulanabilecek geçici bir koruma tedbiri olduğu yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor. Güner’in uzun yıllardır kamuoyunun yakından tanıdığı bir siyasetçi olması ve soruşturma sürecinde kaçma şüphesi bulunduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan herhangi bir olgunun ortaya konulmaması da bu eleştirileri güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
“Hedef Bir Kişi Değil, Bir Toplumsal Umut”
Rızvanoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Hüseyin Can, evladım gibi evladım” sözlerini de hatırlatarak bunun yalnızca parti içi dayanışma değil, Cumhuriyet’in fırsat eşitliği idealine sahip çıkma iradesi olduğunu dile getirdi.
Milletvekiline göre Hüseyin Can Güner’in hikâyesi, ekonomik ve sosyal dezavantajlara rağmen eğitim ve emek yoluyla yaşamını kurmaya çalışan milyonlarca gencin ortak hikâyesini temsil ediyor. Bu nedenle yürütülen operasyonun yalnızca seçilmiş bir belediye başkanını değil, Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık vaadine inanan geniş toplumsal kesimlerin geleceğe ilişkin umutlarını da hedef aldığı değerlendirmesinde bulundu.
Rızvanoğlu’nun açıklamaları, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in tutuklanmasına ilişkin tartışmayı yalnızca hukuki bir süreç olmaktan çıkararak, hukuk devleti, liyakat, seçme-seçilme hakkı ve Cumhuriyet’in kurucu değerleri ekseninde daha geniş bir siyasal ve toplumsal tartışmanın parçası haline getiriyor.











