İstanbul’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “Büyük Kadın Buluşması”nda yüzlerce kadın, artan yoksulluk, kadın cinayetleri, güvencesiz çalışma ve devlet politikalarına karşı ortak bir mücadele çağrısı yaptı; açıklamada, mevcut düzenin kadınlara “sömürü ve ölüm dışında bir gelecek vadetmediği” vurgulanırken, kadın hareketinin direnişi büyütme kararlılığı öne çıktı.
Türkiye’de kadın cinayetlerinin ve ekonomik eşitsizliklerin gölgesinde gerçekleşen 8 Mart eylemleri, İstanbul’un en önemli kamusal meydanlarından biri olan Kadıköy Boğa Heykeli çevresinde başladı. Kadınlar buradan yürüyüşe geçerek Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi. Siyasi partilerden sendikalara, kadın örgütlerinden meslek örgütlerine kadar çok sayıda kurumun katıldığı eylemde, ekonomik krizden kadın cinayetlerine, çocuk işçiliğinden LGBTİ+ haklarına kadar geniş bir yelpazede talepler dile getirildi.
Ekonomik Kriz, Yoksulluk Ve Güvencesiz Çalışma Eleştirisi
Kadın örgütlerinin okuduğu ortak açıklamada, Türkiye’de derinleşen ekonomik krizin kadınların yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı vurgulandı. Açıklamada, açlık sınırının altında kalan ücretler, artan vergiler ve hayat pahalılığı nedeniyle kadınların giderek daha fazla yoksullaştığı ifade edildi.
Kadın hareketi temsilcileri, kamu bütçesinin sosyal hizmetler yerine faiz ödemelerine, büyük altyapı projelerine ve güvenlik politikalarına aktarılmasını eleştirirken; “aile politikaları” adı altında esnek ve güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaştırıldığını savundu. Bu süreçte bakım emeğinin (çocuk, yaşlı ve engelli bakımının) giderek daha fazla kadınların üzerine yıkıldığı belirtildi.
Açıklamada ayrıca Türkiye’de kadınların barınma krizinden de ağır biçimde etkilendiğine dikkat çekilerek, özellikle genç kadınların artan kiralar nedeniyle aile evlerine dönmek zorunda kaldığı ifade edildi.
Kadın Cinayetleri Ve Şiddet Politikaları Tartışması
Kadın örgütleri açıklamada Türkiye’deki kadın cinayetlerine dikkat çekerek 2025 yılında yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, yüzlerce kadının ise şüpheli biçimde yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
Ortak metinde, kadınların en çok aile içinde öldürüldüğüne ve cinayetlerin önemli bölümünün evlerde gerçekleştiğine işaret edilerek devletin şiddeti önleyecek mekanizmaları yeterince kurmadığı savunuldu. Kadın hareketi temsilcileri, Türkiye’nin çekildiği İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması çağrısını yineledi ve kadın sığınaklarının yetersizliğine dikkat çekti.
Ayrıca bazı kadın örgütleri, şüpheli kadın ölümlerinin yeterince soruşturulmadığını ve yargı süreçlerinde faillerin korunabildiğini savundu.
Çalışma Hayatı, İş Cinayetleri Ve Çocuk İşçiliği
Eylemde yapılan konuşmalarda kadınların iş yaşamında karşılaştığı eşitsizlikler de öne çıkan başlıklar arasındaydı. Kadınlar eşit işe eşit ücret alamadıklarını, sendikal haklarını kullandıkları için işten çıkarılabildiklerini ve işyerlerinde taciz ile mobbinge maruz kaldıklarını dile getirdi.
Ortak açıklamada özellikle mesleki eğitim programları üzerinden yaygınlaştırılan çocuk işçiliğine ve iş cinayetlerine dikkat çekildi. Kadın örgütleri, son dönemde yaşanan işçi ölümlerinin “kaza” ya da “kader” olarak açıklanmasına tepki göstererek, bu ölümlerin doğrudan çalışma koşullarıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.
LGBTİ+ Hakları Ve Yargı Politikaları Tartışması
Kadın örgütleri açıklamalarında yalnızca kadın haklarına değil, LGBTİ+ bireylere yönelik artan nefret söylemi ve politik baskılara da dikkat çekti. Açıklamada, bazı yasal düzenlemelerin ve siyasi söylemlerin toplumsal kutuplaşmayı artırdığı savunuldu.
Eylem sırasında LGBTİ+ aktivistlerinin taşıdığı bazı pankartlara yönelik polis müdahaleleri ve bir aktivistin gözaltına alınması da tartışma yarattı.
“Aile Yılı Değil Mücadele Yılı”
Kadın örgütlerinin ortak açıklaması, mevcut politikaların kadınların yaşam koşullarını iyileştirmediğini savunan güçlü bir mesajla son buldu.
Metinde, “Bu düzen kadınlara sömürü ve ölüm dışında bir şey vadetmiyor ama biz boyun eğmiyoruz” ifadeleri kullanılırken, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin büyütüleceği vurgulandı. Ayrıca “Aile Yılı” söylemine karşı “mücadele yılı” vurgusu yapılarak kadın hareketinin örgütlü direniş çağrısı yinelendi.
















