back to top
Ana Sayfa Haber Ekonomi Sosyal Güvenlikte “Reform” Değil Paradigma Değişimi Çağrısı

Sosyal Güvenlikte “Reform” Değil Paradigma Değişimi Çağrısı

Ekonomist Aziz Çelik, sosyal güvenlik sisteminin giderek daha adaletsiz hale geldiğini belirterek, emekli aylıklarının tabana sıkıştığını, emeklilik yaşında ayrımcılığın derinleştiğini ve hükümetin olası düzenlemelerinin “pansuman” niteliğinde kaldığını savundu; Çelik’e göre ihtiyaç duyulan şey reform değil, kamucu bir “sosyal güvenlik devrimi”.

Aylıklar Tabanında Eşitlenme Ve Artan Tepki

BirGün gazetesinde yayımlanan köşe yazısında Aziz Çelik, 2019’da en düşük emekli aylığı alanların toplam emeklilerin yüzde 7’sini oluşturduğunu, bu oranın 2026 itibarıyla yüzde 30’lara yükseldiğini belirtti. Çelik, emekli aylıkları arasındaki farkın hızla kapandığını ve fiilen “en düşük aylıkta eşitlenme” yaşandığını ifade etti.

Yazıda, emekliler arasında ciddi bir öfke biriktiği, hükümetin ise yeni ve “köklü” olduğu iddia edilen düzenlemelerle bu tepkiyi yatıştırmaya çalıştığı öne sürüldü. Basına yansıyan bazı iddialarda emekli aylığı yerine sosyal yardım mekanizmalarının devreye sokulabileceği belirtilirken, Çelik geçmişte 1999 ve 2006-2008 dönemlerindeki düzenlemelerin de “reform” olarak sunulduğunu ancak hak kayıplarına yol açtığını hatırlattı.

“Kaynak Yok” Söylemine Karşı Bölüşüm Vurgusu

Çelik’e göre sosyal güvenlik meselesi teknik bir aktüeryal denge sorunu değil, bir yeniden bölüşüm sorunu. Emeklilik ve sağlık hakkının piyasa mekanizmalarına terk edilemeyeceğini savunan Çelik, “kaynak yok” söylemini neoliberal bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Yazıda, sosyal güvenlik harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan ayrılan payla doğrudan ilişkili olduğu, devletin bütçe ve vergi politikaları aracılığıyla kaynak yaratabileceği belirtildi. SGK’nin özel bir sigorta şirketi gibi değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Çelik, kurumun gelirlerinin Hazine sistemi içinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Sosyal Güvenlik Devrimi” İçin On Maddelik Çerçeve

Çelik yazısında sosyal güvenlik sistemine yönelik kapsamlı bir dönüşüm önerisi sundu. Öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Basit ve anlaşılır bir mevzuat: Karmaşık ve yamalı düzenlemeler yerine sade bir sistem.
  • Ayrıcalıkların kaldırılması: Statüye, döneme ya da siyasi konuma göre farklı emeklilik uygulamalarının sona erdirilmesi.
  • Yasal alt sınır güvencesi: Emekli aylıklarının brüt asgari ücretin en az yüzde 70’i düzeyinde korunması.
  • Aylık bağlama oranlarının artırılması: Çalışma süresi ve kazanca bağlı olarak daha yüksek bağlama oranları ve büyümeden tam pay.
  • Emeklilik yaşında adalet: Aynı koşullara sahip çalışanlar arasında 17-20 yıla varan farkların giderilmesi.
  • Asgari gelir desteği: Emekli olmayan yaşlı yurttaşlar için insanca yaşam düzeyinde gelir güvencesi.
  • Kamu finansmanı ağırlıklı model: Prim temelli sistemin sınırlarına dikkat çekilerek, daha güçlü bütçe katkısı.

Çelik ayrıca istihdam oranlarının artırılması, kayıt dışı çalışmanın azaltılması, ücretlerin yükseltilmesi ve işveren prim borçlarının etkin tahsil edilmesi gibi önlemlerle sistemin gelir tabanının genişletilebileceğini savundu.

Neoliberal Çerçeveye Eleştiri

Yazının ana eksenini, sosyal güvenlik sisteminin “yük” olarak görülmesine yönelik eleştiri oluşturdu. Çelik, emeklilik ve sağlık hakkının maliyet değil temel bir sosyal hak olduğunu belirterek, liberal-muhafazakâr politikaların sistemi daralttığını ileri sürdü.

Bu yaklaşım, sosyal güvenlik tartışmasını teknik bir mali disiplin meselesi olmaktan çıkarıp, gelir dağılımı ve toplumsal adalet bağlamına taşıyor. Ancak önerilerin mali sürdürülebilirliği ve bütçe dengeleri üzerindeki etkisi, kamu maliyesi çevrelerinde tartışma yaratabilecek başlıklar arasında yer alıyor.

Tartışma Derinleşiyor

Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve düşük emekli aylıkları, sosyal güvenlik sistemini yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Çelik’in çağrısı, mevcut düzenlemelerin sınırlarını aşan yapısal bir paradigma değişimini savunuyor.

Ancak böylesi bir dönüşümün, bütçe önceliklerinden vergi sistemine, istihdam politikalarından kamu harcama kompozisyonuna kadar geniş bir politika alanında köklü tercihler gerektireceği açık. Sosyal güvenlikte “reform” mu yoksa “devrim” mi sorusu, önümüzdeki dönemde ekonomi politikası tartışmalarının merkezinde yer alacak gibi görünüyor.


NHY / Aziz Çelik, “Sosyal Güvenlikte Devrim Şart!”, BirGün, köşe yazısı.