Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik entegrasyon anlaşmasının ardından yapılan değerlendirmeler, ABD’nin sahadan çekilerek denetimi Ankara’ya bırakacağı, PYD’nin ise geçici bir güvenlik aracı olarak kullanıldıktan sonra tasfiye edileceği iddiasını güçlendiriyor.
Anlaşmanın Ardındaki Güç Haritası
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Ali Poyraz Gürson, Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, Suriye-SDG entegrasyon anlaşmasının bölgesel güç dengelerinde köklü bir yeniden konumlanmaya işaret ettiğini savundu. Gürson’a göre süreç, Şam merkezli görünse de esasen Ankara’nın öncelikleri doğrultusunda ilerliyor.
“Bu iş Ankara merkezli yürüyor” diyen Gürson, Halep’teki askeri hamlelerin ardından gelen anlaşmanın tesadüf olmadığını, Türkiye-ABD-Suriye hattında eşgüdümlü bir zamanlamaya oturduğunu ifade etti.
ABD Çekiliyor Mu, Yetki Devri Mi Yapıyor?
ABD’nin SDG’yi “yarı yolda bıraktığı” yönündeki yorumlara mesafeli yaklaşan Gürson, bunu bir “satış” değil, jeopolitik zorunluluk olarak niteledi. ABD’nin Afganistan ve Vietnam örneklerinde olduğu gibi bölgeden çekileceğini öne süren Gürson, bu boşluğun Türkiye tarafından doldurulacağını savundu.
Bu çerçevede SDG’nin, özellikle PYD’nin, kısa vadede güvenlik tamponu işlevi gördükten sonra silahsızlandırılarak lağvedileceği ve Şam ordusuna entegre edileceği iddia ediliyor.
Fırat’ın Doğusu Ve PYD’nin Geleceği
Gürson’a göre Fırat’ın doğusu hâlen belirsizliğini korusa da uzun vadede bu alanın da Şam yönetimiyle bütünleşmesi bekleniyor. 14 maddelik anlaşmada yer alan Ayn el-Arab’ın (Kobani) ağır silahlardan arındırılması ve sınır güvenliği gibi başlıkların sahada pürüzler yaratabileceği, ancak nihai hedefin Şam-Ankara entegrasyonu olduğu dile getiriliyor.
Bu senaryoda PYD’nin, ABD ve İsrail’in İran merkezli güvenlik hesaplarında geçici bir rol oynadıktan sonra tasfiye edilmesi öngörülüyor.
İran, İsrail Ve Türkiye Merkezli Güvenlik İddiası
Gürson, bölgesel denklemi yalnızca Suriye ile sınırlı görmeyerek İran ve İsrail boyutuna da dikkat çekti. ABD’nin İran’a yönelik hava destekli özel operasyon hazırlıkları yaptığını iddia eden Gürson, bu sürecin ardından İsrail’de mevcut siyasi yapının değişeceğini ve güvenlik mimarisinde Türkiye’nin merkezî bir rol üstleneceğini ileri sürdü.
Bu yaklaşım, Suriye’de Türkiye’nin desteklediği ve yönlendirdiği HTŞ merkezli yönetim yapısının güçlendirilmesi ve kalıcı hâkimiyet kurması hedefiyle uyumlu bir tablo çiziyor.
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.















