15 ilde 2 bin 804 kadınla yapılan “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” araştırması, kadınların yalnızca düşük gelirle değil; işsizlik, güvencesizlik, borçlanma, bakım yükü, sağlık hakkına erişememe ve şiddetle iç içe geçmiş çok katmanlı bir yoksullukla mücadele ettiğini ortaya koydu. Araştırma, kadın emeğinin görünmezleştirildiği ve sosyal devlet mekanizmalarının geri çekildiği bir düzende, yoksulluğun artık bireysel değil yapısal bir kriz haline geldiğini gösteriyor.
Yoksulluk Sadece Gelir Eksikliği Değil
Ekmek ve Gül tarafından 15 ilde yürütülen “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” başlıklı anket çalışması, kadınların gündelik yaşamında yoksulluğun nasıl çok yönlü bir kuşatma yarattığını gözler önüne serdi. Dokuz kadın dayanışma derneği ve 23 Ekmek ve Gül grubunun katkısıyla hazırlanan araştırma kapsamında 2 bin 804 kadınla görüşüldü.
Araştırmanın temel amacı, 1 Mayıs öncesinde emekçi kadınların yaşadığı yoksullaşmayı görünür kılmak ve taleplerini kamusal tartışmanın merkezine taşımak oldu. Sonuçlar ise kadınların yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal, psikolojik ve fiziksel bir kuşatma altında olduğunu gösterdi.
Katılımcı kadınların yüzde 61,7’sinin ücretli bir işte çalışmadığı tespit edilirken, çalışmayan kadınların önemli bir bölümünün çocuk, yaşlı bakımı ve ev içi yükler nedeniyle istihdam dışında kaldığı ortaya çıktı. Kadınların beşte biri ise doğrudan iş bulamamayı en büyük engel olarak tanımladı.
Örgütsüzlük Ve Borçlanma Kalıcı Hale Geliyor
Araştırmaya göre çalışan kadınların yüzde 65,7’si herhangi bir sendikal örgütlenmenin dışında bulunuyor. Özellikle düşük gelir grubunda yer alan kadınlarda sendikalı olma oranı neredeyse yok denecek kadar düşük. Hane geliri 28 bin liranın altında olan kadınlarda sendikalılık oranı yalnızca yüzde 1,4 seviyesinde.
Bu tablo, düşük ücret ile örgütsüzlüğün birbirini besleyen bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 21,4’ü paketleme, temizlik ve el işi gibi ek işler yapmak zorunda kalırken, bu kadınların yüzde 90’ının hane gelirinin 40 bin liranın altında olduğu belirtildi.
Geçim sıkıntısını aşmak için kadınların yüzde 61,8’i bankalara ya da çevresine borçlandığını ifade etti. “Ek iş” artık istisnai bir çözüm değil, yaşamı sürdürebilmenin zorunlu koşulu haline gelmiş durumda.
Sağlık Ve Temel İhtiyaçlar Erteleniyor
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, kadınların temel ihtiyaçlarını dahi ertelemek zorunda kalması oldu. Katılımcıların yarıya yakını maddi imkânsızlıklar nedeniyle temel ihtiyaçlarından vazgeçtiğini belirtirken, yüzde 87,5’i gelirinin büyük bölümünü yalnızca gıda ve beslenmeye ayırdığını söyledi.
Kadınların yüzde 63,5’i tatil, hobi ve spor harcamalarını; yüzde 59,1’i giyim ihtiyaçlarını; yüzde 54,4’ü ise kişisel bakım harcamalarını ertelediğini ifade etti. Daha ağır olan ise yaklaşık her 10 kadından birinin doktora gitmeyi ya da ilaç almayı maddi nedenlerle ertelemesi oldu.
Bu tablo, yoksulluğun yalnızca gelir düzeyiyle değil, doğrudan yaşam hakkı ve sağlık hakkı ile ilişkili olduğunu gösteriyor.
Şiddet Ve Yoksulluk Aynı Çemberde Buluşuyor
Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Derneği Temsilcisi İzel Gözde Meydan, özellikle emekçi mahallelerinde görüştükleri kadınların hem iş yerlerinde hem yaşam alanlarında çok katmanlı bir baskı altında yaşadığını belirtti.
Meydan’a göre kadınlar iş yerlerinde taciz, kötü muamele, baskı ve mobbinge maruz kalıyor; ancak ekonomik bağımlılık ve yoksulluk nedeniyle işten ayrılamıyor. Bu nedenle kadınlar yalnızca düşük ücretle değil, aynı zamanda sistematik bir “şiddet ve yoksulluk sarmalı” içinde yaşamaya zorlanıyor.
Boşanmış kadınlar açısından tablo daha da ağırlaşıyor. Şiddet ortamından çıkmak için verilen boşanma kararı, çoğu zaman ikinci bir yoksullaşma sürecine dönüşüyor. Uzayan davalar, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ve bakım yükünün tek başına üstlenilmesi, kadınları daha derin bir güvencesizliğe itiyor.
Talepler Yardım Değil Hak Talebi
Kadınların talepleri ise geçici sosyal yardım değil; kamusal hakların yeniden inşası niteliği taşıyor. Her mahallede ücretsiz ve nitelikli kreşler, yaşlı bakım merkezleri, kamusal yemekhaneler, kayıt dışı çalışmanın sona erdirilmesi, eşit işe eşit ücret, yoksulluk sınırının üzerinde ücret politikası ve vergide adalet bu taleplerin merkezinde yer alıyor.
Kadınlar ayrıca sağlık, eğitim, barınma ve gıda gibi temel alanların piyasalaştırılmasına son verilmesini, sosyal güvenliğin eş ya da aile bağı olmaksızın bireysel bir hak olarak tanınmasını ve örgütlenme mekanizmalarının güçlendirilmesini istiyor.
Bu talepler, yoksulluğun kadınlar için bireysel başarısızlık değil; ekonomik düzenin ürettiği sistematik bir sonuç olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.
- NHY / Ekmek ve Gül “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” araştırması, Basın toplantısı açıklamaları
- Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Derinleşiyor - 25 Nisan 2026
- Evdeki Şiddet Bir Kadının Hayatını Daha Aldı - 22 Nisan 2026
- Gülistan Doku Dosyasında Sessizlik Çatlıyor: Valinin Eşi İçin de Tutuklama Talebi - 22 Nisan 2026

















