back to top
Ana Sayfa Haber Zamanaşımıyla Kapatılan Dosyalar, Meydanda Açılıyor

Zamanaşımıyla Kapatılan Dosyalar, Meydanda Açılıyor

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1099’uncu hafta buluşmasında 1981 yılında gözaltında kaybettirilen Nurettin Yedigöl’ün akıbetini bir kez daha sordu. Galatasaray Meydanı’nda yapılan açıklamalarda, yalnızca bir kayıp dosyasının değil, Türkiye’de devlet şiddetiyle yüzleşmeyen cezasızlık düzeninin sürdüğü vurgulandı. İnsan hakları savunucuları, Gülistan Doku dosyasında olduğu gibi devletin kendi suçlarını görünmez kıldığını belirterek adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

45 Yıllık Kayıp, Bitmeyen Arayış

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri haftalık eylemlerinin 1099’uncusunda Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftanın odağında, 12 Nisan 1981’de İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürüldüğü belirtilen ve bedeni kaybettirilen 26 yaşındaki Nurettin Yedigöl vardı.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan ve sosyalist gençlik hareketi içinde yer alan Yedigöl, 12 Eylül askeri darbesi sonrası hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından İdealtepe’de bir eve düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Cumartesi İnsanları adına açıklama yapan İkbal Eren, Yedigöl’ün Gayrettepe’deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü 1. Şube’ye götürüldüğünü ve burada ağır işkenceye maruz bırakıldığını belirtti.

Ancak resmi makamlar, yıllardır aynı inkâr çizgisini sürdürdü: “Hiç gözaltına alınmadı.”

Tanıklar Konuştu, Devlet Susmayı Seçti

İkbal Eren, dönemin tanıklarının açık ifadelerine rağmen savcılığın gerçeği araştırmak yerine inkârı tercih ettiğini vurguladı. Tanıklar, “Şahidiz, işkencede öldürüldü” derken, soruşturma makamlarının “Devlete iftira atmayın” yaklaşımıyla dosyayı kapattığını söyledi.

Nurettin Yedigöl’ün arkadaşı Ümit Efe de işkence sürecine tanıklık ettiklerini belirterek, “Sürekli gece gündüz işkenceye tabi tutuldu. Bütün bu işkencelere rağmen cevap vermedi. İşkencenin dozajı arttırıldı. 45 yıldır tanıklığımızı anlatıyoruz” dedi.

Bu anlatılar, Türkiye’de zorla kaybetmelerin yalnızca geçmişin değil, devletin hafıza politikalarının da bir parçası olduğunu yeniden hatırlatıyor. Tanıklıklar ortada, isimler biliniyor; ancak hukuk işlemiyor.

Zamanaşımıyla Örtülen Adalet

Nurettin Yedigöl’ün babası İsmail Yedigöl, 12 Eylül’ün ağır baskı ortamında dahi oğlunu aramaktan vazgeçmedi; Kenan Evren dahil birçok kuruma başvurdu. Ancak aileye verilen yanıt değişmedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen üç ayrı soruşturma zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı.

Anne Zeycan Yedigöl’ün 2013 yılında yaptığı Anayasa Mahkemesi başvurusu da 2015’te “zaman bakımından yetkisizlik” gerekçesiyle reddedildi. Böylece hukuki süreç, hakikati açığa çıkarmak yerine, kaybı kurumsal olarak kalıcılaştıran bir mekanizmaya dönüştü.

Dosyanın avukatı ve İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Eren Keskin, tanıkların yalnızca işkence seslerini değil, Yedigöl’ün kıyafetlerinin başka tutuklulara verildiğini de anlattığını belirtti. “Polisler, ‘Onun bu elbiselere ihtiyacı yok, size miras bıraktı’ diyor” sözleri, kaybetmenin yalnızca yok etmek değil, aynı zamanda aleni bir cezasızlık gösterisi olduğunu ortaya koyuyor.

Gülistan Doku’dan Nurettin Yedigöl’e Aynı Devlet Sessizliği

Eren Keskin, açıklamasında Gülistan Doku dosyasını da hatırlatarak, devletin kendi suçlarını sistematik biçimde görünmez kıldığını söyledi. “Bütün kayıp dosyalarının arkasında devlet iradesi var” diyen Keskin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşmesi’ni imzalamamasını da bu siyasi tercihin parçası olarak değerlendirdi.

Bu vurgu, zorla kaybetmelerin münferit değil yapısal bir devlet pratiği olarak ele alınması gerektiğini yeniden gündeme taşıyor. Cezasızlık yalnızca geçmişin korunması değil, gelecekteki ihlaller için de bir güvence mekanizması işlevi görüyor.

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda bıraktığı karanfiller, bu nedenle yalnızca bir yas ritüeli değil; devletin resmi unutuşuna karşı kamusal hafızanın direnişi olmaya devam ediyor.


Kaynaklar

  • Cumartesi Anneleri/İnsanları 1099. hafta Galatasaray Meydanı açıklaması