back to top
Ana Sayfa Haber Dünya Trump İkinci Döneminde: ABD Bir Diktatörlüğe Mi Sürükleniyor?

Trump İkinci Döneminde: ABD Bir Diktatörlüğe Mi Sürükleniyor?

The Atlantic’te yayımlanan Marc Novicoff imzalı analiz, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılında ABD’nin hâlâ bir demokrasi mi yoksa giderek kuralsız, keyfi bir iktidar rejimine mi dönüştüğü sorusunu mercek altına alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk yılında siyasi rakiplerini hedef alan yargı süreçlerinden, hukuki güvenceler olmaksızın yapılan sınır dışı işlemlerine; şirketler ve yabancı hükümetlerden “sadakat” talep eden uygulamalardan, Ulusal Muhafızların iç siyasette gösteri gücü olarak kullanılmasına kadar uzanan bir dizi tartışmalı adım attı. The Atlantic’te Marc Novicoff tarafından kaleme alınan analiz, bu tablo karşısında temel soruyu soruyor: Bu yönetim biçimi ne olarak adlandırılmalı?

Kararnameyle Yönetim Ve Sınır Tanımazlık

Analize göre Trump, yönetimini büyük ölçüde kararname ve fiili uygulamalarla sürdürmeye çalışıyor; gelenekleri, siyasi nezaketi ve anayasal sınırları ikincil görüyor. Trump’ın New York Times’a verdiği demeçte “Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım” ifadesini kullanması, bu yaklaşımın açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Buna karşın Novicoff, Trump’ın mutlak bir iktidar kurmakta başarılı olamadığına dikkat çekiyor: Kongre zaman zaman devreye giriyor, federal mahkemeler neredeyse her hafta yönetimin adımlarını durduruyor ve Trump’ın hedef aldığı birçok siyasi aktör hâlâ özgür.

Totalitarizm Ve Faşizm Tartışması

Analiz, ABD’nin mevcut durumda totaliter bir rejim olarak tanımlanamayacağını savunuyor. Mussolini’nin “devletin dışında ve karşısında hiçbir şey yoktur” anlayışıyla tarif ettiği totalitarizmin aksine, ABD’de güç hâlâ dağınık; eyaletler, yerel yönetimler, şirketler ve kurumlar önemli ölçüde özerkliğini koruyor. Faşizm tartışmasında ise tarihçi Robert Paxton’ın kriterlerine atıf yapılıyor: toplumsal çöküş takıntısı, militarizasyon, demokratik özgürlüklerin askıya alınması ve iç düşmanlara karşı şiddet. Novicoff’a göre Trump’ın söylemi bu unsurlarla kesişse de, sistemin bütünü henüz bu tanımı karşılayacak noktaya ulaşmış değil.

Başarısız Bir Despotluk Mu?

Yazının vardığı temel sonuç, Trump’ın otoriter eğilimler sergilediği, ancak bunları tam anlamıyla kurumsallaştıramadığı yönünde. Tarihsel olarak düşük popülaritesi, güçlü yargı denetimi ve görev süresinin sınırlı oluşu, onu “tam teşekküllü bir diktatör” olmaktan alıkoyan başlıca faktörler arasında sıralanıyor. Novicoff, ABD’nin bugün ne olduğundan çok, ne olmadığını söylemenin daha kolay olduğuna işaret ediyor: ülke henüz bir diktatörlük değil, ancak demokratik normların aşınması artık teorik bir risk olmaktan çıkmış durumda.


Kaynak:
Marc Novicoff, “How to Tell If Your President Is a Dictator”, The Atlantic


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.