TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu değişikliği, koruma altındaki doğal alanların turizm yatırımlarına açılmasının önünü aralarken, WWF-Türkiye’den çarpıcı bir uyarı geldi. Vakıf, milli parkların dörtte üçünün dağ ekosistemlerinde yer aldığına dikkat çekerek, “Dağ çökerse şehir göçer” sözleriyle ekosistemlerin çöküşünün kentsel yaşamı da doğrudan tehdit edeceğini vurguladı. Muhalefet partileri ise düzenlemeyi “rant yasası” olarak nitelendirerek, milli parkların 99 yıllığına yandaş şirketlere peşkeş çekileceğini iddia ediyor.
Koruma Kanunu Mu, Turizm Teşviki Mi?
Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren Milli Parklar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne tepki gösterdi . Vakfın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, teklifin 4. maddesiyle milli parkların turizmin hizmetine sunulduğu belirtildi.
Açıklamada, “Küresel iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, kuraklık, seller ve orman yangınları gibi ekolojik krizlerin daha sık ve yoğun yaşandığı coğrafyamızda, daha fazla ve daha iyi korunan doğa alanına ihtiyacımız var” denilerek, mevcut düzenlemenin bu ihtiyacın tam tersi yönde ilerlediği vurgulandı.
WWF-Türkiye’ye göre, teklifin 4. maddesi, Milli Parklar Kanunu kapsamındaki Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinde, turizm yatırımlarına ilişkin plan kararlarının Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca sonuçlandırılmasını öngörüyor . Vakıf, bu durumu şu sözlerle eleştirdi:
“Özellikleri ve karakterleri bozulmadan korunmaları gerektiği kanunlarda açıkça düzenlenmiş bu alanların plan kararlarının; amacı bu alanları korumak, geliştirmek ve yönetmek olan Milli Parklar Kanunu yerine, amacı turizm sektörünü düzenlemek ve geliştirmek olan Turizmi Teşvik Kanunu esas alınarak verilmesi kabul edilemez.”
Dağ Ekosistemleri Tehdit Altında: “Yolsuz Alanları Korumak Öncelik Olmalı”
WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Kuloğlu, milli parkların dörtte üçünün dağ ekosistemlerinde yer aldığına dikkat çekerek, bu alanların hassas ve kırılgan yapısına vurgu yaptı . Kuloğlu’nun değerlendirmesi şöyle:
“Dağlık alanlar son derece hassas ve kırılgan ekosistemler olarak özel yönetim yaklaşımlarına tabi olmalıdır. Dağlık alanlarda ‘yolsuz’ alanları korumanın öncelik olması gerekir. Yeni yol projeleri ekosistem üzerindeki baskıyı onarılamaz düzeyde artırır. Su kaynakları ve biyoçeşitliliğin devamı için dağların özenle yönetilmesi gerekir. Dağ çökerse şehir göçer.”
Vakıf, milli parkların endemik türlere ve nadir ekosistemlere ev sahipliği yaptığını, bu nedenle her türlü faaliyetin yalnızca bilimsel zonlama ve plan kararlarıyla belirlenmesi gerektiğini vurguladı . Korunan alanlar, doğal yapının insan eliyle büyük ölçüde dönüştürüldüğü bir çağda “elimizde kalan son doğal kaleler” olarak nitelendirildi.
Teklifin Detayları: 49 Yıl, 99 Yıl, İşletme Hakkı Devri
Meclis gündemindeki kanun teklifi, milli parklarda turizm amaçlı yapı ve tesislere izin verilmesini öngörüyor . Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri dışında kalan milli park ve tabiat parklarında, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine turistik tesis kurma izni verilebilecek.
Düzenlemeye göre, işletme hakkının temel süresi 49 yıl olarak belirlenirken, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “başarılı” bulunan tesislerde bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek . Süre sonunda tesisler eksiksiz şekilde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün tasarrufuna geçecek.
Teklif ayrıca, milli parklardaki altyapı çalışmalarına verilen izinlerin kapsamını da genişletiyor. Ulaşım yolları, elektrik iletim hatları, petrol ve doğal gaz iletim hatları, haberleşme altyapısı, su ve termal su tesisleri ile atık su sistemlerinin kurulmasına izin verilebilecek . İçme suyu temini açısından acil ihtiyaç taşıyan yatırımlarda ise uzun devreli gelişme planı şartı aranmayacak.
Muhalefetten Tepki: “Milli Parklara Göz Dikmişler”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında düzenlemeye sert tepki gösterdi . Özel, “Şimdi de milli parklara göz dikmişler. Ankara Soğuksu Milli Parkı hedefte, Uludağ Milli Parkı hedefte, Bolu Abant ve Trabzon Altındere milli parkları hedefte” diyerek, düzenlemenin belirli alanları hedef aldığını iddia etti.
Özel, hükümeti “giderayak satış” yapmakla suçlayarak, “Bil ki Abant’ı satıyor, Sibil’i satıyor, Yedi Göller’i satıyor, Uludağ’ı satıyor; bil ki gittiğindir” ifadelerini kullandı . CHP lideri, ileride iktidar olmaları durumunda bu kiralamaları iptal edecekleri tehdidinde bulundu:
“Buradan söylüyorum; bunlar istedikleri kadar satsınlar. Millet bunları gönderip Cumhuriyet Halk Partisi’ni getirdiğinde, Türkiye ittifakını getirdiğinde şimdi ağzı sulananlara söylüyorum; 99 yıllığına o Abant Gölü’nü sizde tutmayız. Çatır çatır geri alacağız.”
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar da düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek, “Özetlemek gerekirse, bu kanun teklifi milli parkları korumaktan çok turizm tahsis ve gelir odaklı işletmeye dönüştürüyor. Milli parklar rant ve gelir kapısı değil doğal mirastır” dedi.
Meclis Süreci Devam Ediyor
TBMM Genel Kurulu’nda, milli parklara ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin 4 maddesi 4 Mart 2026’da kabul edildi . Kabul edilen maddelere göre, Milli Parklar Kanunu kapsamındaki turizm izinleri Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devrediliyor.
Ayrıca, genel ve özel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde müfettiş, denetçi, denetmen ve kontrolör kadrolarında bulunanlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nde müfettiş kadrolarına atanabilecek. Bu kapsamda atanacakların sayısı 10’u geçemeyecek.
Teklifin görüşmelerine önümüzdeki günlerde devam edileceği belirtildi .
-
NHY / WWF-Türkiye resmi açıklaması, TBMM Haberleri, Sendika.org

















