Akşehir’in zengini, Nasrettin Hoca’yı iftara çağırmış.
Hoca memnun, geri çevirmemiş daveti.
Çünkü çok merak ediyormuş yemekleri.
Zengin evi olunca, sofrada yok yokmuş.
Hoca, en çok et yemeğini beğenmiş.
Nezaket gereği evin hanımına övgüde bulunmuş:
“Tadı doyumsuz… Belli ki, eti pişirirken içine sevginizi katmışsınız.”
Evin hanımı gülümsemiş.
“Eti şarapta marine ediyorum, hepsi bu…” demiş.
Ortam birden buz kesmiş.
Keyfi kaçan Hoca, kalkmak için toparlanmış.
Yemek için teşekkür edip, şöyle söylemiş:
“O zaman bana müsaade, kafayı bulmadan evimde olayım!”
-.-
Nasrettin Hoca, maliyeden emekli Hamdi Bey’le karşılaşmış.
Aralarında derin bir sohbet başlamış.
Sohbet arasında Hamdi Bey sormuş:
“Hoca Efendi, sizin ailede kaç kişi var?”
Hoca, “Dört kişi” demiş.
Hamdi Bey, “O zaman, tam size göre bir haberim var” deyip eklemiş,
“Dört kişilik bir ailenin insanca yaşaması için gereken ücret açıklandı.”
Hoca bir of çekip karşılık vermiş:
“Haberim var ama neye yarar? Çünkü biz, yine açız.”
Hamdi Bey susmamış, devam etmiş:
“Biz kolayını bulduk, siz de aynısını yapın.
Aranızda kura çekin, kurada çıkanı kapı dışarı edin.
Gül gibi geçinirsiniz.”
Hoca anında taşı gediğine koymuş:
“Hamdi Bey, biz onu geçen sene denedik.
Kapı dışarı ettiğimiz, bacadan giriyor…”
-.-
Nasrettin Hoca, ramazan akşamları arkadaşlarıyla buluşuyormuş.
Yine böyle bir akşam çaylar içilmiş, güzel dileklerde bulunulmuş.
Eski ramazanlara olan özlem dile getirilmiş.
Bu arada, mahalle sakinlerinden Bayram uzun bir of çekmiş.
Herkes meraklanmış, koro halinde sormuşlar:
“Hayırdır n’oldu?”
Bayram, “Eskiden saygı vardı, sevgi vardı. Şimdi öyle mi ?
İnsanın yüzüne sigara bile üflüyorlar” diye yakınmış.
Hoca, haklısın anlamında başını sallamış.
Sonra da yorumunu yapıştırmış:
“O da bir şey mi? Kul hakkı yiyorlar, yine de oruçları bozulmuyor.”
-.-
Nasrettin Hoca, ramazan davulcusunu iftara çağırmış.
Davulcu gelmiş gelmesine de…
Sofranın fotoğrafını çekmiş yemekten önce.
Hoca, sosyal medyada paylaşacağını anlamış.
“Yediğin hurmalar seni tırmalar!” diye uyarmış.
Davulcu, bu sözleri duymazdan gelmiş ama….
Yemek bittiğinde yerinden kalkamamış.
“Hoca Efendi, benim motor bozuldu!
Ramazan davulunu sen çalar mısın?” demiş.
Hoca acımış davulcunun haline, kabul etmiş.
Sokak köpeklerinden korktuğu için,
davulu kamyonetin kasasında çalmış.
Yollar bozuk, davulun tokmağı yerini bulur mu?
Ahenksiz sesler, rahatsız etmiş insanları.
Hoca’yı karakola şikayet etmişler.
Karakolun komiseri, Hoca’ya sormuş:
“Davul çalarken 9-8’lik usulü uygulaman gerekmez miydi?”
Hoca savunmuş kendini:
“Tokmağı davula 9 kez vurdum, 8 nefes dinlendim.
Yine de kimseyi memnun edemedim çünkü, devir değişti.
Artık insanı yemediği hurmalar tırmalıyor…”

- Nasrettin Hoca Aramızda - 22 Şubat 2026
- Enflasyon Meflasyon - 4 Şubat 2026
- Metin’in Metini - 9 Ocak 2026














