Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2025 bilançosunda açıkladığı 1 trilyon TL’yi aşan zarar, para politikası tercihlerinin kamu maliyesine ağır bir yük bindirdiğini ortaya koyarken, son üç yıldaki toplam kayıp ekonomide yapısal bir kırılmaya işaret ediyor.
Rekor Zarar Ve Üç Yıllık Kayıp Tablosu
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı bilançosunda 1 trilyon 65 milyar TL zarar açıkladı. Bu rakam, kurum tarihinin en yüksek zararlarından biri olarak kayıtlara geçerken, 2023 ve 2024 yıllarında açıklanan zararlarla birlikte toplam kayıp 2,5 trilyon TL’yi aştı.
Son üç yılda oluşan bu devasa zarar, Türkiye ekonomisinin toplam büyüklüğünün yüzde 6,3’üne denk geliyor. Bu oran, kamu harcamaları açısından değerlendirildiğinde, eğitim bütçesi ve yatırım teşviklerinin toplamının iki katına ulaşan bir mali yük anlamına geliyor.
KKM Politikası Ve Zararın Kökeni
Ekonomist Hakkı Hakan Yılmaz’ın değerlendirmesine göre, 2023 ve 2024 yıllarındaki zararların temel kaynağı Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması oldu. Özellikle 2024 yılında zararın yüzde 90’dan fazlasının bu sistemden kaynaklandığı belirtiliyor.
Yılmaz’a göre KKM olmasaydı, Merkez Bankası bu iki yılda zarar etmeyecekti. Daha kritik olan ise, normal koşullarda Hazine tarafından üstlenilmesi gereken maliyetlerin Merkez Bankası bilançosuna aktarılması. Bu durum, bütçe açığının olduğundan daha düşük gösterilmesi tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Faiz Politikası Ve 2025 Zararının Dinamikleri
2025 yılına gelindiğinde ise zarar kompozisyonu değişmiş durumda. Bu dönemde Merkez Bankası’nın zararı büyük ölçüde para politikası araçlarının kullanımından kaynaklandı. Yüksek enflasyon ortamında uygulanan sıkılaştırma politikaları çerçevesinde, piyasadan likidite çekmek için ödenen faizler temel belirleyici oldu.
Açık piyasa işlemleri kapsamında bankalara ödenen faizler, zorunlu karşılıklara verilen faizler ve kamu hesaplarına yapılan faiz ödemeleri, zararın ana kalemlerini oluşturdu. Bu tablo, yüksek faiz-yüksek enflasyon sarmalının yalnızca piyasa aktörlerini değil, doğrudan Merkez Bankası bilançosunu da olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Hazine’ye Kaynak Akışı Kesildi
Merkez Bankası’nın zarar açıklaması, kamu maliyesi açısından da kritik sonuçlar doğuruyor. Kurumun uzun yıllar boyunca Hazine’ye aktardığı kâr payları, bütçe gelirleri içinde önemli bir yer tutuyordu.
Ancak 2023’ten bu yana zarar eden TCMB, Hazine’ye herhangi bir kaynak aktarımı yapamadı. Geçmişte bütçe gelirlerinin yüzde 2’sine kadar ulaşan, bazı yıllarda ise yüzde 8’in üzerine çıkan bu kalemin ortadan kalkması, kamu maliyesi üzerinde ek baskı yaratıyor.
Bu durum, dolaylı olarak vergi mükelleflerinin üzerindeki yükü artırırken, kamu kaynaklarının finansal sistem içinde yeniden dağıtılması anlamına geliyor.
Kurumsal Bağımsızlık Ve Politika Tartışması
Ortaya çıkan bilanço, yalnızca teknik bir zarar kalemi değil; aynı zamanda para politikası tercihlerinin ve kurumsal bağımsızlık tartışmalarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, Merkez Bankası’nın asli işlevi fiyat istikrarını sağlamak olsa da, son yıllarda uygulanan politikalar bu hedef ile mali sonuçlar arasında ciddi bir gerilim yarattı.
Bu çerçevede, Merkez Bankası zararının büyüklüğü, yalnızca geçmiş politika tercihlerinin değil, aynı zamanda ekonomik yönetişim modelinin de yeniden tartışılması gerektiğine işaret ediyor.
Kaynaklar:
- DW Türkçe
- ANKA Haber Ajansı
- TEPAV – Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz değerlendirmesi
















