Cumartesi Anneleri, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Hasan Ocak için adalet talebini bir kez daha yinelerken, hem cezasızlık pratiğine hem de devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmemesine karşı hafızayı ve direnci diri tuttu.
Hafıza Ve Direnişin Sürekliliği
Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1095’inci haftasında İstanbul Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormayı sürdürdü.
Bu haftaki buluşma, 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen Hasan Ocak’a adandı. Eylemde, kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfiller taşınırken, çok sayıda insan hakları savunucusu da annelere destek verdi. Açıklamayı, Hasan Ocak’ın yengesi Türkan Ocak okudu.
Eksik Bayram, Tamamlanmayan Yas
Türkan Ocak, bu eylemin aynı zamanda Emine Ocak’ın yokluğunda gerçekleştirilen ilk buluşma olduğuna dikkat çekerek, bayramların kayıp yakınları için taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:
“Bizim için bayram, eksik kalan bir buluşmanın, yarım bırakılmış hayatların ve cevapsız soruların ağırlığıyla gelir.”
Ocak, barış ve adalet olmadan toplumsal iyileşmenin mümkün olmadığını vurgulayarak, “Barış olmadan hiçbir bayram tamamlanmaz” dedi. Bu vurgu, eylemin yalnızca geçmişe değil, bugüne ve geleceğe dair bir çağrı içerdiğini de ortaya koydu.
Gözaltında Kaybedilme Ve İnkar Mekanizması
Hasan Ocak’ın hikâyesi, Türkiye’de 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen zorla kaybetme pratiğinin çarpıcı örneklerinden biri olarak yeniden hatırlatıldı. 21 Mart 1995’te gözaltına alındığı tanık beyanlarıyla ortaya konmasına rağmen, dönemin yetkilileri uzun süre bu durumu inkâr etti.
Ailenin 58 gün süren arayışı sonucunda Ocak’ın ağır işkence izleri taşıyan bedeni, kimsesizler mezarlığında “meçhul kişi” olarak bulundu. Olay yeri bulguları, gözaltı sürecine işaret eden açık kanıtlar içerirken, dönemin bir devlet yetkilisi tarafından işkence sonucu ölümün kabul edilmesine rağmen yargısal süreç işletilmedi.
AİHM Kararı Ve Süregelen Cezasızlık
Ailenin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2004 yılında Türkiye’yi etkin soruşturma yürütmemek nedeniyle mahkûm etti. Ancak bu karara rağmen dosya, iç hukukta zamanaşımına bırakıldı.
Bu durum, Cumartesi Anneleri’nin yıllardır dile getirdiği “cezasızlık politikası” eleştirisini güçlendiren temel örneklerden biri olmaya devam ediyor. Hukuki sorumluluğun yerine getirilmemesi, yalnızca geçmişteki ihlallerin değil, benzer vakaların gelecekte de yaşanma riskinin altını çiziyor.
Devlete Açık Çağrı: Adaletin Gereğini Yerine Getirin
Eylemde yapılan açıklamada, yargı makamlarına açık bir çağrı yapıldı: Etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlaline son verilmesi ve sorumluların ortaya çıkarılması talep edildi.
Cumartesi Anneleri, geçen zamana rağmen adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Bu çağrı, yalnızca Hasan Ocak için değil, tüm kayıplar için sürdürülen kolektif bir adalet arayışının ifadesi olarak yankı buldu.
- NHY / Mezopotamya Ajansı (MA) haberi










