İstanbul Barosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tutukluların avukatlarıyla görüşmesinde “mevzuat boşluğu” bulunduğu yönündeki açıklamasına karşı çıkarak, mevcut yasal düzenlemelerin açık olduğunu ve sorunun kanunda değil cezaevlerindeki uygulamalarda olduğunu savundu.
Mevzuat Tartışması Ve Yetki Sınırı
İstanbul Barosu, yazılı açıklamasında, Bakan Gürlek’in tutukluların avukatlarıyla görüşmesi ve not iletmesine ilişkin “mevzuat boşluğu” bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin hukuki dayanağı olmadığını belirtti. Baro, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın müdafii ile vekaletname aranmaksızın ve gizlilik içinde görüşme hakkına sahip olduğunu, yazışmaların ise denetime tabi tutulamayacağını hatırlattı.
Açıklamada, “Sorun ‘boşluk’ değil, kısıtlama pratiğidir. Sorun mevzuatta değil, uygulamadadır” denilerek, savunma hakkının anayasal güvence altında bulunduğu vurgulandı. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin, müdafi ile iletişimin gizliliğini zorunlu kıldığı ifade edildi.
Cezaevlerindeki Koşullar Ve Fiili Sınırlama İddiası
Baro, özellikle Silivri başta olmak üzere birçok cezaevinde kapasitenin üzerinde mahpus barındırıldığını ve yeterli görüş kabini bulunmaması nedeniyle avukatların gün boyu süren bekleyişlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu durumun, fiili bir görüş sınırlaması anlamına geldiği kaydedildi.
Tutukluluğun yalnızca kişi özgürlüğünü sınırlayan bir tedbir olduğu, ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran bir ceza niteliği taşımadığı belirtilen açıklamada, Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca tutukluların da ifade özgürlüğüne sahip olduğu hatırlatıldı.
Uluslararası Standartlar Ve Hukuk Devleti İlkesi
Baro, Birleşmiş Milletler’in “Mandela Kuralları” ve Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler çerçevesinde devletlerin avukat-müvekkil iletişiminin gizliliğini güvence altına almakla yükümlü olduğunu vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de savunma hakkının etkin kullanımını engelleyen uygulamaları Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında ihlal saydığına dikkat çekildi.
Açıklamada ayrıca, hiçbir organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetki kullanamayacağı belirtilerek, hak ve özgürlüklerin ancak Anayasa’nın 13. maddesi çerçevesinde ve ölçülülük ilkesi doğrultusunda sınırlandırılabileceği ifade edildi. Baro, savunma hakkını daraltmaya yönelik her türlü girişime karşı duracaklarını ve tutukluların avukatlarına erişiminin hukuki ve demokratik bir zorunluluk olduğunu yineledi.
- NHY / İstanbul Barosu yazılı açıklaması












