back to top
Ana Sayfa Haber İliç’te İki Yıl Sonra Aynı Soru: Sorumlular Nerede?

İliç’te İki Yıl Sonra Aynı Soru: Sorumlular Nerede?

Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’e ait maden sahasında 13 Şubat 2024’te 9 işçinin hayatını kaybettiği felaketin üzerinden iki yıl geçti; Kadıköy’de yüzlerce kişi “İliç İçin Adalet” talebiyle yürüyerek 17 Şubat’ta görülecek duruşma öncesi kamuoyuna çağrı yaptı.

İki Yıl, Dokuz Can, Bitmeyen Tartışma

13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde meydana gelen büyük toprak kaymasında siyanürlü yığın liçi sahasının altında kalan 9 işçi yaşamını yitirdi. Aylar süren arama çalışmalarının ardından işçilerin cenazelerine ulaşılabildi.

Olay, iş güvenliği önlemleri, çevresel riskler ve denetim mekanizmaları konusunda Türkiye genelinde geniş bir tartışma başlatmıştı. Aradan geçen iki yıla rağmen kamuoyunda “gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılmadığı” yönündeki eleştiriler sürüyor.

Kadıköy’de Adalet Yürüyüşü

Facianın ikinci yılında İstanbul Kadıköy’deki Süreyya Operası önünde toplanan yüzlerce kişi, “İliç İçin Adalet” sloganıyla Boğa Heykeli’ne yürüdü. Eylemde “Kaza Değil Cinayet”, “İliç’i Unutma, Unutturma” ve “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” sloganları atıldı.

Yürüyüşe, hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesinin yanı sıra sendikalar, baro temsilcileri ve çeşitli siyasi parti temsilcileri katıldı. Gökhan Günaydın, İbrahim Akın ve Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim, davanın takipçisi olacaklarını belirtti.

Duruşma Öncesi Çağrı

Aileler ve meslek örgütleri, 17 Şubat’ta Erzincan’da görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı. Açıklamalarda, olayın yalnızca teknik bir “kaza” olarak değerlendirilmemesi gerektiği, denetim süreçleri ve kamu otoritelerinin sorumluluğunun da yargı önünde ele alınması gerektiği vurgulandı.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışan uzmanlar, İliç’teki felaketin, madencilik faaliyetlerinde çevresel ve yapısal risk analizlerinin yetersizliği ile denetim eksikliklerine dair daha geniş bir sistem tartışmasını zorunlu kıldığını belirtiyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan büyük iş cinayetleri, cezasızlık ve uzun yargı süreçleri eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

İliç davasının seyri, yalnızca 9 işçinin ölümüyle sınırlı bir yargılama değil; madencilik politikaları, çevresel güvenlik ve kamu denetiminin etkinliği açısından da bir test olarak görülüyor.