back to top
Ana Sayfa Haber Gürer’den İkramiye Tepkisi: “Bütçe Disiplini Emekliye Var, Ranta Yok”

Gürer’den İkramiye Tepkisi: “Bütçe Disiplini Emekliye Var, Ranta Yok”

Türkiye ekonomisinin kâğıt üzerindeki büyüme rakamları ile sokağın yakıcı enflasyonu arasındaki makas açılırken, CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in çıkışı, iktidarın “bütçe disiplini” kılıfıyla emekliyi yoksulluğa mahkûm eden ekonomi politiğini yeniden tartışmaya açtı.

Büyüme Rakamları Ve Tarımsal Çöküşün Paradoksu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı için açıkladığı %3,6’lık büyüme verisi, madalyonun sadece parlak yüzünü gösteriyor. Kişi başına düşen gelirin 18 bin dolar seviyesine çıktığı iddiaları, sahada karşılık bulmuyor. CHP’li Gürer’in vurguladığı üzere, ekonominin genelinde büyüme yaşanırken tarım sektöründe görülen %8,8’lik dramatik küçülme, gıda enflasyonunun neden yapısal bir soruna dönüştüğünü kanıtlıyor. Bu tablo, refahın tabana yayılmadığını, aksine yüksek gelir gruplarında konsolide olduğunu ve emeklinin sofrasındaki ürün sayısının sistematik olarak azaldığını ortaya koyuyor.

İkramiye Çıkmazı Ve Seçici Bütçe Disiplini

Ramazan ve Kurban bayramları öncesinde milyonlarca emeklinin gözü kulağı olan ikramiye artışı, iktidarın “bütçe disiplini” duvarına çarptı. AK Parti Grup Başkanlığı’ndan gelen “torba yasada artış yok” sinyali, kamu kaynaklarının kullanımındaki öncelik sıralamasını bir kez daha ifşa etti. Kamu-özel iş birliği projeleri, rant odaklı ihaleler ve “yandaş” olarak nitelendirilen sermaye gruplarına yönelik vergi muafiyetlerinde sınır tanımayan ekonomi yönetimi; konu 17 milyon emeklinin alım gücü olduğunda “kemer sıkma” politikalarını hatırlıyor. Bugün 4 bin lira seviyesindeki ikramiyenin reel değeri, temel ihtiyaçlar karşısında eriyerek sembolik bir rakama dönüşmüş durumda.

Aylık Bağlama Oranları Ve İntibak Talebi

Emeklilerin yaşadığı sefaletin kökleri, 2008 yılında yapılan yasal düzenlemeyle aylık bağlama oranlarının %70’lerden %30’lara kadar çekilmesine dayanıyor. Gürer’in analizine göre, yılbaşından bu yana yaşanan enflasyonist baskı, emekli maaşlarında reel olarak 2 bin 500 liralık bir kayba yol açtı. Mevcut ekonomik konjonktürde, açlık sınırının dahi altında kalan maaşların asgari ücret seviyesine çekilmesi artık bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk haline gelmiş durumda. İntibak düzenlemesi yapılmadığı sürece, aynı prim gününe sahip vatandaşlar arasındaki adaletsizlik derinleşirken; ilaç katkı payları ve artan ulaşım maliyetleri emekliyi sosyal hayatın tamamen dışına itiyor.