Berlin’de açılan “Gebaute Gemeinschaft” (İnşa Edilmiş Topluluk) sergisi, Göbekli Tepe ve Karahantepe buluntuları üzerinden insanlığın 12 bin yıl önce avcı-toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçişini yalnızca ekonomik bir dönüşüm değil, aynı zamanda köklü bir toplumsal ve zihinsel yeniden yapılanma olarak ele alıyor.
Almanya’nın başkentindeki Vorderasiatisches Museum (Ön Asya Müzesi), 6 Şubat–19 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenen “Gebaute Gemeinschaft” (İnşa Edilmiş Topluluk) başlıklı sergide, Güneydoğu Anadolu’daki erken Neolitik merkezlerden elde edilen buluntuları kamuoyuna sunuyor. Sergide özellikle Göbekli Tepe ve Karahantepe kazılarından çıkan eserler öne çıkıyor.
Şanlıurfa’nın yaklaşık 60 Kilometre güneydoğusunda yer alan Karahantepe, 1997’de keşfedildi ve son yıllarda “Taş Tepeler” projesi kapsamında uluslararası araştırmaların merkezine yerleşti. Sergi, bu erken anıtsal yapıların insanlık tarihindeki kırılma anına ışık tuttuğunu savunuyor.
Sesshaftwerdung (Yerleşik Hayata Geçiş) Ve Toplumsal Dönüşüm
Serginin odak noktası, insanlığın “Sesshaftwerdung” (yerleşik hayata geçiş) süreci. Yaklaşık 12 bin yıl önce başlayan bu dönem, yalnızca tarım ve hayvancılığın gelişmesi anlamına gelmiyor. İnsanlar ilk kez kalıcı yapılar inşa ediyor, ölülerini belirli mekânlara gömüyor ve mekânla kalıcı bir bağ kuruyor.
Artan nüfus ve büyüyen topluluklar, yeni bir toplumsal düzen ihtiyacını doğuruyor. Anıtsal yapılar, yalnızca ibadet ya da ritüel alanı değil; aynı zamanda kolektif emeğin örgütlendiği ve toplumsal statünün belirlendiği mekânlar olarak yorumlanıyor.
Der Fliegende Gerichtsstand (Uçar Gezer Yargı Yeri) Yerine Ritüel Alanı
Sergide, Alman arkeoloji literatüründe sıkça kullanılan bazı kavramlara da yer veriliyor. Örneğin “Monumentalbauten” (anıtsal yapılar) yalnızca mimari değil, aynı zamanda topluluk bilincinin inşa edildiği merkezler olarak ele alınıyor.
Kazılarda bulunan heykeller, kabartmalar ve küçük objeler; ölüm, doğurganlık ve güç gibi temaların erken topluluklarda nasıl sembolleştirildiğini gösteriyor. Özellikle akbaba figürleri, Neolitik dönemde uygulandığı düşünülen “Himmelsbestattung” (göğe bırakma/bedenin açıkta bırakılması yoluyla defin) ritüelleriyle ilişkilendiriliyor.
Kunst Im Wandel (Sanatta Dönüşüm) Ve Cinsiyet Temsili
Neolitik döneme ait figürinlerde dikkat çeken bir “Wandel” (değişim) gözleniyor. Erken evrede erkekliği simgeleyen figürler baskınken, ilerleyen dönemlerde doğurganlığı temsil eden kadın figürleri öne çıkıyor.
Araştırmacılar bu dönüşümü, tarım ve hayvancılığın yerleşmesiyle birlikte üretkenlik ve bereket kavramlarının toplumsal merkezîleşmesiyle ilişkilendiriyor. Ancak arkeologlar, yazılı kaynakların yokluğu nedeniyle yorumların kesinlik taşımadığını ve çoğu sonucun “im Konjunktiv” (varsayım kipinde) ifade edildiğini vurguluyor.
Archäologie (Arkeoloji) Ve Bilimsel Analizler
Yazının henüz ortaya çıkmadığı bir dönemi çözümlemek için “Archäologie” (arkeoloji), maddi kalıntılarla birlikte doğa bilimsel yöntemleri bir araya getiriyor. İskelet analizleri, beslenme biçimleri ve iş bölümü hakkında veri sunuyor.
Örneğin bazı kadın iskeletlerinde omuz ve ayak bileği eklemlerindeki aşınmalar, tahıl öğütme gibi ağır işlerin kadınlar tarafından yapılmış olabileceğine işaret ediyor. Bu bulgular, erken Neolitik toplumlarda cinsiyete dayalı iş bölümünün izlerini taşıyor.
Proje; Şanlıurfa Müzesi, İstanbul Üniversitesi, Deutsches Archäologisches Institut (Alman Arkeoloji Enstitüsü) ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülüyor.
- NHY / nationalgeographic.de

















