“Ne için savaştığımızı bilmiyorlar. … Şimdi herkesin bildiği tek şey bir savaşın olduğu ve insanların, eski zamanlarda olduğu gibi, cezalandırılma riski olmadan yeniden öldürebilecekleri.” Hemingway, Çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı eserinde insan doğasının ilkel boyutlarını çarpıcı bir biçimde açığa çıkarır ve şiddetin denetlenmeden kaldığı, bireysel bencilliğin etik sorumluluğun önüne geçtiği bir uygarlık çöküşünü işaret eder. Bu anlamda, Hemingway’in sözleri günümüz dünyasında yaşanan durumu güçlü bir biçimde yansıtır. Dünyanın farklı bölgelerinde süregelen savaşlar, insanlığı etkilemeye devam eden yaygın bir kaos ve ahlaki aşınmayı gözler önüne sermektedir. Heidegger’in belirttiği gibi, insanlık derin bir “sefalet” e doğru sürüklenmektedir. Heidegger, bu süreci, henüz geçişi tamamlanmamış metaforik bir “gece” olarak da tasvir eder. Hala geri dönüşün mümkün olduğunu, yaygın acılara rağmen anlamlı değişimin ancak insanın kendi “öz doğasına” yeniden uyanmasıyla mümkün olacağını söyler (Heidegger 91). Levinas da bu düşünceyi etik açıdan ele alarak kişisel çıkarın öne çıktığı bu dönemde acil bir ahlaki geri dönüşün gerekliliğini vurgular. “Levinas’ın terimleriyle etik… başkası için sorumluluğa ve kendi çıkarından önce başkalarının refahına yönelik bir çağrıdır” (Filipovic 59).
Batı etik felsefesinin önde gelen düşünürlerinden olan Emmanuel Levinas, Litvanya’nın Kaunas şehrinde Yahudi bir ailede doğmuştur. II. Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda asker olarak görev yaparken 1940 yılında Almanlara esir düşer. Levinas savaş boyunca Almanya’daki esir kamplarında tutulur. Yaklaşık beş yıl boyunca yaşadığı bu deneyim, düşüncesini kökten şekillendirir: Kötülüğün kaynağını, bireyin “Öteki’ni görmezden gelmesi” olarak yorumlar. Onun “Öteki’nin yüzü” kavramı, başka bir insanla karşılaşmanın, bireyin kendi ötesine geçerek toplumdaki diğer insanlara uzanan, kaçınılmaz bir etik sorumluluk yarattığını belirtir (Wolff 17-18).
Emmanuel Levinas’ın felsefesi, etiği insan varoluşunun merkezine yerleştirir. “Öteki’nin yüzü” bilgi ya da seçimden önce gelen kaçınılmaz bir etik sorumluluktur. Levinas’a göre, “Söylenen” (Said) olarak adlandırılan geleneksel ontoloji varlık, kimlik ve kendini koruma meselelerini merkeze alırken; “Söyleyiş” (Saying), etik sorumluluğu, yani başkalarının ihtiyaç ve haklarına duyulan kaçınılmaz yükümlülüğü temel alan bir perspektifi ortaya koyar (Wolff 21-22). Öteki ile başlayan etik ilişki, anlayışı aştığı gibi tümelleştirmeye de karşı çıkar; Öteki’ni kategorilere indirme çabası, onun benzersizliğini yok saymaktır. (Filipovic 65). Öteki’ne yönelik bu radikal etik talep, yani kaçınılmaz sorumluluk, Herman Melville’in Kâtip Bartleby adlı eserinde önemli bir edebi karşılık bulur. Kâtip Bartleby’yi Levinasçı bir bakış açısıyla inceleyecek olursak, toplumun Bartleby’yi kategorize etme ve rasyonelleştirme çabalarının onun etik olarak tanınmasını engellediğini görürüz. Onun “yüzünü” mutlak Öteki olarak reddeden toplum, Bartleby’nin “yapmamayı tercih ederim” (Melville 20) şeklindeki pasif direnişiyle ifade ettiği tekillik iddiasını da yok sayar. Bu anlamda, anti-Levinasçı; yani, başka bir deyişle bireyci, faydacı, karşılıkçı, ontolojik ve rasyonalist batı dünya görüşü etik sorumluluk açısından sınıfta kalmıştır.
Levinas’a göre Öteki’nin yüzü Tanrı’nın doğrudan bir işareti değil, insanı sonsuz etik sorumluluğu çağıran bir “iz”dir. Bu yüz, özneyi sarsar ve farkındalıktan önce yükümlülük dayatır. Bu karşılaşma, anlama, ve bilmenin ötesinde sonsuz bir ilişkiye işaret eder (Levinas 94). Bu açıdan bakıldığında, Kâtip Bartleby’de Öteki ile etik ilişki tam anlamıyla kurulamaz (Vaughn 548). Rasyonel bir dünya görüşüyle şekillenmiş bir kişi olan anlatıcı, adaleti ve kurumsal otoriteyi temsil eden bir avukattır ve Bartleby’nin sistemleştirici yaklaşımlara meydan okuması karşısında Öteki’ne yönelik etik sorumluluğunu kavrayamaz. Daha ilk sayfada, Bartleby’nin yaşamının büyük ölçüde bilinemez olduğunu belirtir; diğer kâtiplerden farklı olarak onun hakkında tam bir kayıt yoktur ve bilinenler yalnızca anlatıcının sınırlı gözlemlerine dayanır, bu da onun gizemli ve erişilemez doğasını vurgular (Melville 13). Bartleby’nin neredeyse hayaletimsi varlığı avukat için ontolojik kategorilere sığmayan, tanımlamaya direnen radikal bir başkalık olarak kaldığını gösterir.
Levinas’a göre gerçek etik, herhangi bir kişisel ödül beklentisi olmadan, hatta “Vaat Edilmiş Topraklar”a ulaşma umudu dahi taşımadan eylemde bulunmaktır. Etik olmak, fedakârlık kavramını aşar; çünkü fedakârlık çoğu zaman hâlâ bir tür karşılık beklemeyi içerir (Zlatan 65-66). Kâtip Bartleby’de anlatıcı, etik ilişki yerine işini ve toplumsal normları önceler; onu yönlendiren norm akıl ve faydadır. Bartleby’i de işe yararlılığı üzerinden ölçer ve ofiste onu kendisine yakın bir paravanın arkasına konumlandırır; böylece kontrolü elinde tutarken, onun içsel dünyasıyla anlamlı bir ilişkiye girmekten bilinçli olarak kaçınır (Bigagli 41). İlk zamanlar, Bartleby’nin “yapmamayı tercih ederim” sözleri anlatıcıyı rahatsız etse de, onun istikrarını ve herkesten önce ofiste olmasını takdir eder. Daha sonraları iş çevresinden gelen konukların hoşnutsuzluk ifadeleri üzerine, anlatıcı endişeye kapılır ve Bartleby’yi kendi otoritesine, itibarına ve konforuna yönelik bir tehdit olarak görmeye başlar. Bartleby’yi “katlanılamaz bir yük” olarak tanımlayarak onu ofisten ayrılmaya zorlar (Melville 38). Kendisini cömert ve iyiliksever olarak adlandırsa da, anlatıcının cömertliği, tamamen kendi rahatına ve toplumsal onaya bağlıdır. Tüm ilişki girişimleri ödeme, yardım ya da kendine göre anlamlandırma üzerinden Bartleby’yi kendi amaçlarına hizmet eden bir nesneye indirgemekten ibarettir (Vaughn 535). Bu da anlatıcının etik değil, çıkar temelli bir yaklaşım sergilediğini gösterir.
Levinas’a göre etik sorumluluk sözlü iletişime bağlı değildir; sessiz, dolaylı ya da anlaşılmaz olabilir ve benliği istemese bile etik bir yönelime zorlar. Bu anlamda özne, her zaman zaten Öteki tarafından şekillendirilmiştir; Levinas bunu “Öteki’ne rehin olmak” olarak tanımlar (Bigagli 38-39). Ancak anlatıcı Bartleby’yi neredeyse cansız bir nesneye indirger; onu “Cicero’nun solgun bir büstü”ne benzetir (Melville 20). Böylece, Öteki’nin çağrısına yanıt vermekten kaçınır.
Herman Melville’in Kâtip Bartleby adlı eseri, anti-Levinasçı bir iş ortamını toplumun bir mikrokozmosu olarak sunar; burada bireyler tekrarlayan işler yapar, aynı insanlarla karşılaşır ve bireyselliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Buna karşılık Bartleby’nin pasif direnişi, uyumun sağladığı güven ile bireysel başkaldırının taşıdığı risk arasındaki gerilimi açığa çıkarır (Vaughn 542). Farklı doğası nedeniyle Bartleby, önce çalıştığı ofisi ve işvereni de dahil olmak üzere toplumsal ve kurumsal yapılar tarafından sınırlandırılır; daha sonra ise “evsiz, kimsesiz biri olarak Mezarlıklar Hapishanesi’ne (the Tombs)” gönderilerek gerçek bir tutukevine kapatılır. Hapishanenin adı onun yaklaşan ölümünü önceden işaret eder gibidir. Toplumun, insanlığın Ötekine gösterdiği bu ilgisiz, sevgisiz yaklaşımı Bartleby’nin ölümüyle sonuçlanır ki bu bir tür cinayet olarak da değerlendirilebilir.
Bu bağlamda, Levinas’ın Öteki’ne yönelik ahlaki talebinin aciliyeti açıkça ortaya çıkar. Levinas’ın belirttiği gibi, “Yüz, bizi öldürmekten alıkoyandır”; yani “öldürmeyeceksin” buyruğunu ifade eder (Filipovic 67). Hikâyenin sonunda faydacı, bencil ve aynı zamanda savunmasız Öteki’ni sürekli göz ardı etmiş bir karakter olan anlatıcı “Ah Bartleby! Ah insanlık!” (Melville 45) diye haykırır. Bu çağrı, adete batı toplumunun ve rasyonel anlayışın şekillendirdiği bireylerin yerine getiremediği iyiliğe, etik anlayışa yapılan acil bir çağrıdır.
Kaynakça
Bigagli, Francesco. “And Who Art Thou, Boy?: Face-to-Face with Bartleby; Or Levinas and the Other.” Leviathan, cilt 14, no. 3, Ekim 2012, ss. 38-39. Wiley Online Library. Erişim: 13 Mart 2026.
Filipovic, Zlatan. “Introduction to Emmanuel Levinas: ‘After you, sir!’” Moderna Språk, cilt 105, 10 Haziran 2011, ss. 58-73.
Heidegger, Martin. Poetry, Language, Thought. Perennial Classics, 2001.
Hemingway, Ernest. For Whom the Bell Tolls. Scribner, 1940. Internet Archive.
Levinas, Emmanuel. Otherwise than Being, or, Beyond Essence. Çev. Alphonso Lingis, Duquesne University Press, 1998.
Melville, Herman. The Piazza Tales. Ed. Harrison Hayford, Alma A. MacDougall ve G. Thomas Tanselle, Northwestern University Press, 1996.
Vaughn, William. “Moving from Privacy: ‘Bartleby’ and Otherness.” The Centennial Review, cilt 43, no. 3, 1999, ss. 535-564. JSTOR. Erişim: 12 Mart 2026.
Wolff, Ernst. “Doing Justice to Responsibility: The Primordial Political Nature of Levinas’ Philosophy.” Political Responsibility for a Globalised World: After Levinas’ Humanism, transcript Verlag, 2011, ss. 17-32. JSTOR. Erişim: 17 Mart 2026.
- Etik Çağrı ve Öteki - 5 Nisan 2026
- Gösteri Toplumu - 12 Kasım 2024
- Ya Olduğun Gibi Görün, Ya Göründüğün Gibi Ol - 27 Temmuz 2024
















