CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, iktidarın Karadeniz gazı ve Gabar’daki petrol gelirlerinin bir bölümünü “sukuk ihracı” yoluyla yabancı finans kuruluşlarına devrettiğini öne sürerek bunun fiilen dış borçlanma anlamına geldiğini savundu; iddia, enerji gelirlerinin kamu yararına kullanımı ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Muhalefetin İddiası: Gelirler Teminat Gösterildi
Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, iktidarın Karadeniz gazı ve Gabar’daki petrol gelirlerinin bir kısmını “sukuk ihracı” adı altında yabancı finans kuruluşlarına sattığını iddia etti. Yavuzyılmaz’a göre söz konusu işlem, Türkiye’nin beş yıllık gaz ve petrol gelirleri üzerinden yaklaşık 1 milyar dolarlık bir borçlanmaya karşılık geliyor.
Muhalefet, bu yöntemin vatandaşın enerji faturalarında indirim olarak kullanılabilecek potansiyel gelirlerin, dış finansman ihtiyacını karşılamak için devreye alındığı anlamına geldiğini savunuyor. İktidar cephesinden ise iddialara ilişkin doğrudan ve ayrıntılı bir yanıt gelmedi.
Sukuk İhracı Ve TPAO’nun Rolü
İddiaya göre işlem, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) üzerinden gerçekleştirildi ve geri ödeme sürecinde yüzde 6,30 oranında ilave bir yükümlülük garanti edildi. Yavuzyılmaz, bu oranın mevcut piyasa faizlerinin üzerinde olduğunu belirterek kamu zararına işaret etti.
Uluslararası ajansların daha önceki analizlerinde, enerji gelirlerine dayalı menkul kıymetleştirme ve sukuk benzeri enstrümanların, gelişmekte olan ülkelerde bütçe finansmanı ve döviz ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılan araçlar arasında yer aldığına dikkat çekiliyor. Ancak bu tür işlemlerin şeffaflık düzeyi ve uzun vadeli maliyetleri, kamuoyunda sıkça tartışma konusu oluyor.
Enerji Politikası Ve Kamu Maliyesi Tartışması
Karadeniz gazı ve Gabar sahalarındaki üretim, hükümet tarafından “enerjide bağımsızlık” hedefinin temel adımları arasında gösterilmişti. Bu çerçevede elde edilecek gelirlerin bütçe dengesi ve enerji fiyatları üzerinde rahatlatıcı etki yaratacağı yönünde beklentiler oluşturulmuştu.
Muhalefet ise gelirlerin doğrudan bütçe finansmanı yerine borç teminatı olarak kullanıldığını iddia ederek, bunun orta vadede vatandaşın doğalgaz, elektrik ve akaryakıt faturalarına zam olarak yansıyabileceğini savunuyor. Ekonomi çevreleri, enerji gelirlerinin teminat gösterilmesinin kısa vadeli likidite sağlasa da uzun vadede kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Şeffaflık Ve Hesap Verebilirlik Çağrısı
Mevcut aşamada işlemin ayrıntılarına ilişkin kamuoyuna açıklanmış kapsamlı bir finansal tablo bulunmuyor. Uzmanlar, bu tür yapılandırılmış finansman işlemlerinde sözleşme koşullarının ve geri ödeme takviminin şeffaf biçimde paylaşılmasının, piyasa güveni açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Enerji gelirlerinin yönetimi, Türkiye’de hem ekonomik kırılganlıklar hem de yüksek enflasyon ortamında siyasi tartışmanın merkezinde yer alıyor. İddiaların doğruluğu ve mali etkisi, resmi açıklamalar ve olası denetim süreçleriyle netleşecek.
- NHY / Anka Haber Ajansı, Deniz Yavuzyılmaz’ın sosyal medya açıklaması















